Nisan ayı çok manidar ve anlamlı başladı. Şimdi ortasındayız!
Aslında her şey mart ayının son günlerinde başladı…
Acaba baharla birlikte biz de kış uykusundan uyandık mı?
Baharın gelişi insanın içini kıpır kıpır yapar. Çocukların büyüme maratonu da baharda başlarmış; boyları uzarmış. “Soğuk havalar biter,” derdim ama iklim değişikliği yüzünden nisan ayında bile kar yağdı. Yine de yaşanan her olayı kötüye yormamak lazım…
“Her şerde bir hayır vardır,” derler ya…
Tabii yaşadığımız doğa olayları birçok felaketi de beraberinde getiriyor: depremler, sel baskınları, heyelanlar, kazalar…
Ama iyi şeyler de oluyor. Mücadele şekilleri değişti. Orta yaşlı insanlar daha çok mantıkla hareket ederken, bir türlü tam anlam veremediğimiz ama teknolojiyi çok iyi kullanan gençlik, sesini duyurmaya başladı. Demek ki neymiş, sosyal medya o kadar da kötü değilmiş. Kötüsü var, iyisi de…
Artık sadece konuşmuyoruz; yazışıyoruz.
Hayatlarımızdaki aşklar, terk edişler, özlemler, açlıklar, suskunluklar bile yazışarak hallediliyor.
Kendini bilen insan farklı oluyor:
Saygılı, sevgi dolu, yumuşak başlı, emeğe değer veren, eşine ve çocuğuna anlayışlı…
Ve en önemlisi de seçimlerini kendi yapıyor—kimsenin etkisi altında kalmadan!
Hatıralarımdan canlanan olaylardan biri de, annemin ne kadar çok işi olursa olsun, bize her gün bir bardak süt içirmesiydi. Kardeşlerimle hep emzirmiş bizi… Sonrasında ise belli bir yaşa kadar organik olarak beslemiş.
Maneviyatta ise o anne sütünün hakkı hiçbir zaman bitmiyor.
Büyüklerimiz, “Çocuğun doğumundan itibaren hep peşinden koşacaksın,” derdi.
Anne babalar çok şeye karışamasalar bile, evlatlarını hep takip ederler…
İyilikte destek olurlar, kötülükte korurlar.
O emdiğimiz sütün hakkının şekli değişir. Kötülüklerin dağ gibi karşısında durur. Annelerin yeni bir can için vücudunun her kıvrımında beslediği, ilmek ilmek hayat verdiği, dünyaya sağlıkla getirdiği her bir canlının en üstün ırkıdır insanoğlu…
Üzülmek, üzmek, cezalandırmak, küsmek, öpmek, sevmek en sade duygulardır.
Zaman gelir, hepsi iç içe yaşanır.
Bahardan sonra yaz gelecek. İçimiz ısınacak…
Yaşanılası güzel günlere diyelim!

