Doğa ve Doğadaki Faaliyetlerimiz – IV

7
3342

Doğada Beslenme

Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi

Doğaya çıkmak insanı gençleştirir, dinçleştirir ve fark edilmeyen güzellikleri fark ettirerek yaşam kalitesini artırır. Temiz hava, hareket ve doğal ortam; hem bedenimize hem ruhumuza iyi gelir. Bu nedenle fırsat buldukça, planlı ve organizeli bir şekilde belirli aralıklarla doğaya çıkmayı alışkanlık haline getirmeliyiz.

Ancak doğada güvenli ve verimli bir faaliyet yapabilmenin temel unsurlarından biri de doğru beslenmedir. Doğaya her yürüyüşe çıktığımızda yanımıza mutlaka yiyecek ve içecek almalıyız. Bu besinlerin bir kısmı hazır gıda, bir kısmı da ev yapımı olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus; yanımıza aldığımız gıdaların yüksek kalorili, alışık olduğumuz ve sindirimi kolay besinler olmasıdır.

Özellikle doğa yürüyüşü veya kamp sırasında daha önce hiç tüketmediğimiz bir gıdayı denemek doğru değildir. Çünkü yeni bir besin, mide ve bağırsak sistemimizde rahatsızlığa yol açabilir ve faaliyetimizin yarıda kalmasına neden olabilir.

Doğa yürüyüşlerinde, kamplarda ve diğer tüm doğa aktivitelerinde yanımıza alacağımız yiyeceklerin:

• Taşınması kolay,

• Pratik hazırlanabilir,

• Çabuk pişen veya ısınan,

• Yüksek enerji veren,

• Kana hızlı karışan,

• Sindirimi kolay olmasına dikkat etmeliyiz.

Unutmayalım ki sırt çantamızda en az ağırlıkla en uzun mesafeyi yürüyebilmek ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi hızlı şekilde karşılayabilmek temel önceliklerimiz arasında olmalıdır.

Günlük doğa yürüyüşlerinde beslenmenin temel amacı; enerji yoğunluğu yüksek, hafif, dayanıklı ve besleyici gıdalarla vücudu dengede tutmaktır. Yapılan doğa faaliyetlerinde vücudumuz genellikle günlük ortalama 2500–3000 kalori enerji harcamaktadır. Bu nedenle beslenmemizde üç temel besin grubunun dengeli olması gerekir:

• Karbonhidrat: Enerji sağlar

• Protein: Kas onarımı ve güçlenmeyi destekler

• Sağlıklı yağlar: Uzun süreli enerji verir

Bu kapsamda doğa faaliyetlerinde tercih edilebilecek bazı uygun gıdalar şunlardır:

• Kuruyemişler (fındık, ceviz vb.)

• Kuru meyveler (kayısı, incir, hurma vb.)

• Konserve veya paketli gıdalar

• Soğuk makarna, bulgur pilavı ve mercimek köftesi

• Konserve ton balığı

• Kurutulmuş veya terbiye edilmiş et ürünleri

• Peksimet ve bisküvi

• Akide şekeri veya enerji veren çikolata

• Ev yapımı kek

Doğada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir kural da şudur: Bilmediğiniz hiçbir bitkiyi veya mantar türünü kesinlikle yemeyiniz. Bu tür bilinmeyen besinler ciddi zehirlenmelere ve sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir.

Ayrıca doğa faaliyetleri sırasında alkol kesinlikle kullanılmamalı, sigara gibi zararlı alışkanlıklara ise ara verilmelidir. Çünkü bu tür alışkanlıklar hem performansı düşürür hem de acil durumlarda doğru karar verme yeteneğini olumsuz etkiler.

Soğuk havalarda susuzluk hissi azalabilir, yoğun yorgunluk ise tokluk hissi oluşturabilir. Ancak bu durumlara aldanmamak gerekir. Vücudumuz doğada farkında olmasak bile sürekli su kaybeder. Bu nedenle enerji depolarımızı dolu tutmak ve sıvı kaybını dengelemek hayati önem taşır.

Faaliyete başlamadan önce iyi beslenerek enerji depolamak, faaliyet sonunda ise vücudun kayıplarını tamamlayacak şekilde dengeli beslenmek gerekir. Kaybedilen sıvının yerine konulması için:

• Bol su içilmeli

• Limonlu veya portakallı içecekler tercih edilmeli

• Sindirimi kolay besinler tüketilmeli

• Gerektiğinde tuzlu gıdalarla mineral dengesi sağlanmalı

• Enerji ihtiyacı için şekerli gıdalar ölçülü şekilde alınmalıdır

Unutmayalım ki doğada başarılı bir faaliyet; sadece yürümekle değil, doğru planlama, doğru beslenme ve doğru davranışlarla mümkündür. Doğaya hazırlıklı çıkan kişi hem kendini korur hem de yanında bulunanlara güven verir.

Önceki İçerikAŞK OLSUN…!
Sonraki İçerikBarınma Hakkı, Enflasyona Teslim…
Sedat ERGANİ - SESİMİ DUYAN VAR MI?
Sedat Ergani-Özgeçmiş 1969 Erzurum doğumlu evli ve iki çocuk babasıyım. 1993-1994 yılları arasında Hürriyet Gazetesi'nde önce montaj ve daha sonra Yazı İşleri Sorumlusu olarak bir müddet görev yaptım. Resmi görevli olarak ilk kez 1996 yılında Erzurum Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde Arama Kurtarma Teknisyeni olarak Afetlerle tanıştım. 2003 yılından itibaren Bursa AFAD Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde görevime devam etmekteyim. Mesleğimi icra ederken birçok afet, kaza veya acil durumlara müdahale etme fırsatı buldum. 1999 Marmara ve Düzce, 2003 Bingöl, 2011 Van vb. depremlerde, sel, toprak kayması, çığ, arazide arama, Arama Kurtarma ve UMKE Eğitmeni gibi faaliyetlerde görev aldım. Çalışma hayatım boyunca 'Tüm canlıların can güvenliği için neler yapıla bilir? Bu güvenli yaşamın hayatımıza geçirilmesinde 'Ben ne yapabilirim?' çabası içinde olmaya çalıştım. Eğitim/öğretim hayatım; İşletme Fakültesi-2004 (4 Yıl), Tarım-2011 (2 Yıl), İktisat Fakültesi-2016 (4 Yıl), Acil Durum ve Afet Yönetimi-2020 (2 Yıl), Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans-2024.

7 YORUMLAR

  1. Paşakut arama kurtarma ekipleri olarak herdaim devletin ve milletin yanında olmaya gönüllü hizmet vermeye her daim hazırız doğada olsun şehir merkezinde olsun öğrendiğimiz eğitimler çerçevesinde görev yapan bireyler olarak gençlerimizi de bu gönüllü hizmete teşvik etmek amacıyla insan elini tutmak yaşam umudu olmaktır amaçımız

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz