
HOŞGELDİN 2025!
-Zaman nedir?
-Süredir…
-Süre nedir?
-Ölçüdür…
-Neyin ölçüsüdür?
-Anlamın ölçüsüdür…
-Anlam nedir?
-İhtiyacımız olandır…
-Neye ihtiyacımız var?
-Hikâye’ ye….
-Anlamadım?
-İrrasyonele…
-Yine anlamadım! İrrasyonel ne ki?
-Hayatımız o kadar gerçek ki; hayale, gerçek olmayana ihtiyacımız var…
-Benim gerçeğim ne ki?
-Senin kurduğun dünyada, senin ihtiyacın olan şeylerin temellendiği, nesnel olan her şey…
-Benim dünyamla sizin dünyanız farklı mı ki?
-Her insan ayrı bir dünyadır; ortak paydalar için hikâye dinler zamana ölçü koyarız…
-Ortak paydamız ne ki?
-Herkeste farklı hissedilen duygularımız, gerçek olmayan, irrasyonel olan şeyler…
-Dinlediğimiz hikayeler gerçek değil mi ki?
-Hakikat olabilir ama gerçek değildir…
-Hakikat ne ki?
-Gerçeğin düşünsel yansımasıdır. Bu yazıyı okurken elinde bulunan telefon gerçek, zihnindeki yansıması hakikattir…
-Duygularımız bize hakikati göstermez mi?
-Sence?
-Sorularıma hep soruyla cevap verdin ama!
-Sen de sorularını olay temelli değil olgu temelli sorsaydın keşke.
-Zaman bir olgu sanırım, ölçü nedir öyleyse?
-Zaman belirlenmiş olandır, seninle var olup sensiz yok olandır. Ölçü varlığının süresidir. Belirlenmiş olandır. Çağdır, mevsimdir, devir veya dönemdir. Yani zamana verdiğimiz anlamın boyudur, boyutudur.
-O halde zamanın izdüşümü herkese göre değişir mi!
-Zaten toplumsal sıkıntımız bu değil mi?
-Yine soruyla bitirdin!
-…
Yazı bu kadardı, mutlu yıllar dileğiyle…

