Geçmişte insan ilişkileri daha güzel, daha yakın ve samimi görünüyordu. Mesela eskiden akşamları televizyon ve benzeri medya olmadığı zamanlar, büyüklerimiz bizlere hikayeler, masallar anlatır, sobada kestaneler kızartılır, çaylar içilirdi. Çocuklar gündüzleri sokakta oynar, kana kana koşar, eğlenir ve geceleri mutlu şekilde uyurlardı. Şimdiyse her şey değişti. Dijital dünyanın tuzağında debeleniyoruz.
Gelsin Facebooklar, gitsin İnstalar… TV, PC… Yok artık öyle muhabbetler falan. Artık çocuklar sokakta oynamıyor. Evlerde dikdörtgen telefona hapisler. Bazen de playstation’a… Ne hallere geldik. Muhabbet yok, paylaşım yok. Anneler çocuklarını susturmak için ha bire iPad’lar, PC’ler, tabletler… Allah ne verdiyse tüm dijitalleri yığıyorlar önlerine. Oh! Kafaları rahat.
Bu gidişatın nelere yol açacağını bilemiyorum. Aslında teknolojiye, dijitalleşmeye karşı değilim ama çarpık kullanılmasına karşıyım. Ben de herkes gibi çağın gerektirdiği dijital donanıma sahibim, tabi dozunda. Sadece ihtiyaç dahilinde kullanıyorum, öyle abartı bir şeylerim yok. Hatta bilgisayar ilk çıktığında yine ilk kursa gidip bilgisayar kullanmasını öğrenenlerdenim. Ama bu öğrenmelerim hiçbir zaman amacı dışında olmadı, yani benim sosyal hayatımı etkilemedi.
Şimdi de öyle; ne Instagram’da, ne Facebook’ta, ne de Twitter’da sabahtan akşama gezindiğim yok. Arada bakarım, bir iki paylaşım yaparsam yaparım, o kadar. Fazlası sıkıyor, bunaltıyor beni. Oysa çevreme bakıyorum, akşama kadar telefon ellerinde herkesin. Kim ne yemiş, ne giymiş, nerede, ne yapıyor; bir merak, bir merak, sormayın yani. İnsan ilişkileri sıfıra inmiş. Sohbet, muhabbet yok. Kavga bile etmiyor insanlar, artık beyinler uyuşmuş.
Bana kalırsa, bizim 18 kuralımız var ya… İşte o dijital yaşama da uygulanmalı. 18’ine gelmeden hiçbir çocuk günde bir veya iki saatten fazla yukarıda saydığımız cihazları kullanmamalı. En başta beyni uyuşturuyor. Düşünme yetisini alıyor. Sersem sepelek bir nesil geliyor kısacası. Oysa ülke olarak bizim dinamik zekalara ihtiyacımız var.
Bir yerde okumuştum. Bu telefon, tablet vb. ürünleri üreten firmalarda çalışan insanlar, kendileri son teknoloji değil de eski modeller kullanıyorlarmış. Çoğu da çocuğunu teknolojiden uzak tutup Montessori eğitimi aldırıyormuş. Bakar mısınız, çocuklarının geleceğini nasıl koruyorlar. Bir de bize bakalım, yukarıda anlattığım gibi durum vahim.
İşte bu bağlamda, ilişkilerimiz ne kadar sığlaştı. Artık insanlar Facebook’tan tanışıp evleniyorlar. Ne kadar sağlıklı… Dolandırıcılar, yalancılar… Daha neler neler. Bu gidişat sadece bilinçlendirmeyle durdurulabilir bana kalırsa. Yani yetişkinleri örnek alan çocukları eğitmek yerine, yetişkinleri eğitmek lazım. Ellerinden telefonu alıp kitap vermek lazım. Çocuklar parka gitmeli, sokakta oynamalı, eskisi gibi… Evde de çeşitli etkinlikler düzenlenip ailece uygulanmalı bence. Anneler, yemek yerken çocuğuna tablet vs. vermemeli bana kalırsa. Yani, tabi konunun uzmanlarının daha güzel tavsiyeleri olur, onlara danışılmalı. Bu güzelim dünyaya bir kere geliyoruz ve zamanımızı daha sağlıklı geçirmeyi öğrenmeliyiz. Size bol neşeli günler dilerim, saygılar…

