HAARP Deprem Silahı-II

0
740

HAARP ve Komplo Teorileri;

Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi-19.05.2025

İlginç bir şekilde HAARP, her ülkede farklı türden bir komploya konu olmuştur.

ABD’deki komplo teorisyenleri HAARP’ın “Atmosferik kontrol silahı” olduğunu söylemektedirler. Türkiye’deki komplo teorisyenleri ise aynı cihazı bir “Deprem silahı” olarak yorumlamışlardır.

HAARP ile yapay olarak fırtınalar, yıldırımlar, şimşekler ve hatta depremler yaratılabildiği yönünde iddialar bulunmaktadır. Kimi komplo teorisyenleri projeyi zihin kontrolüyle bile ilişkilendirmiştir. Ancak, en yaygın komplo teorisi, HAARP’ın depremleri yapay olarak üretebildiğidir.

HAARP ile Yapay Deprem Üretilmesi Mümkün Mü?

Yukarıdaki bilgilerde göz önüne alınarak; Alaska’da bulunan HAARP tesisi üzerinden dünyanın herhangi bir noktasında istenildiği gibi yapay bir deprem üretilebileceği iddiası gerçeği yansıtmıyor. Bu iddalar asılsızdır.

HAARP gibi bir tesisle, plazma yapıları ve düzensizlikler oluşturmak için isteğe bağlı bir deney yapmak, düşük frekanslı dalgaları harekete geçirmek için iyonosferi bir anten gibi kullanmak, zayıf ışıklı aurora benzeri parıltılar oluşturmak ve çeşitli başka deneyler yapmak mümkündür. Ancak, yeryüzünden 60-80 km yükseklikten başlayıp, 500 km yüksekliğe kadar uzanabilen bir katman olan iyonosferi hedefleyen HAARP’in yer katmanlarına sirayet edecek ölçüde dünyanın herhangi bir noktasına enerji konumlandırması yapması teknik olarak mümkün değil.

Depremler; tektonik, çöküntü ve yanardağ patlamaları sebebiyle oluşan depremlere olmak üzere üç farklı tür depremden oluştuğu bilinmektedir. Bunların içerisinde en sık görülen tür, tektonik deprem olarak adlandırılan depremlerdir. Tektonik depremler, litosfer olarak da adlandırılan yer kabuğunun, derin katmanlarında meydana gelen kırılmalar ve hareketler sonucunda açığa çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak yer yüzeyinde yol açtığı sarsıntılardır. Ülkemizde ve dünyada gerçekleşen depremlerin büyük çoğunluğu bu tür tektonik depremlerdir.

Yanardağ faaliyetlerine bağlı olarak sarsıntılar ve patlamalar ile oluşan volkanik depremler ve yer altı mağaralarının çökmesi sonucu oluşan çöküntü depremleri de tektonik depremler dışında kalan diğer deprem türleridir. Ancak bu diğer iki deprem türünün hem görülme sıklığı hem de barındırdıkları enerji çok düşük olduğundan dolayı, bunlar tektonik depremler kadar zarara yol açmazlar.

Yer altına titreşim göndererek ya da bir başka yol ile yapay deprem üretilebileceğine inanmak, ancak levha tektoniği ve jeoloji hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak ile açıklanabilir. Zira, depremlerin oluşmasında etkili olduğunu bildiğimiz levhaların yapılarını ve hareketlerini incelediğimiz zaman, dışarıdan gelen yapay bir etkenin levhalara etki edemeyeceğini görürüz. İnsan eli ile sadece maden ocakları gibi birtakım yapıların çökmesi ile meydana gelebilecek ufak çaplı çöküntü depremler meydana getirilebilir.

Ancak, yer kabuğu yerine iyonosferi hedefleyen HAARP gibi radyo dalgaları üzerinden çalışan bir proje vasıtasıyla yer altına fizikî bir müdahalede bulunmaksızın can ya da mal kaybına yol açan yapay sismisite oluşturulamaz. Depremlere yol açan fay hattı kırılmaları genellikle yerin kilometrelerce derinlerinde gerçekleşir.

Evrim Ağacı’ndan Çağrı Mert Bakırcı, HAARP’in deprem silahı olarak kullanılmasının imkânsızlığına dair şöyle bir hesaplama aktarmıştı:

“Gerçekten de temel sinyal ve matematik hesaplarına göre, HAARP’ı kullanarak, 7.500 kilometre uzakta ve denizin sadece 50 metre altındaki bir cismi 1 santigrat derece ısıtmak için HAARP’ın maksimum güçte 420.000 katrilyon yıl boyunca çalışması gerekmektedir. Bu, Evren’in toplam yaşı olan 13.8 milyar yıldan 30 milyar kat fazladır. Bu bakımdan HAARP ile cisimlerin sıcaklıkları veya fiziksel özellikleri üzerinde değişim yaratmak pratik olarak imkansızdır. HAARP gibi stabil yapılarla bile bu enerji düzeylerine ancak ulaşılabilirken; hareketli denizaltı araçlarıyla depremlerin tetiklenebileceği iddiasının hiçbir gerçekçi tarafı bulunmamaktadır.”

HAARP verileri kullanılarak depremden önce iyonosferdeki değişimler analiz ediliyor olsa da (Bkz: Anna Depueva & N. M. Rotanova (2000). “Modification of the low-latitude and equatorial ionosphere before earthquakes. Geomagnetism and Aeronomy“. 40(6), 728-732), iyonosferde radyo dalgalarıyla meydana getirilebilecek bir değişimle depremin oluşturulabileceğine yönelik bir bilimsel bulgu mevcut değildir.

Ülkemizde oldukça yaygın bir şekilde karşımıza çıkan bu iddiaya dair pek çok isim açıklamalar yapmıştı. Bazı örnekler sunacak olursak:

HAARP tesisindeki deneylere de katılan Ord. Prof. Umran İnan, HAARP projesi ile ilgili komplo teorilerinin tümünün yersiz olduğunu, gezegenimizin hava sistemini değiştirebilecek güce sahip olmadığımızı, HAARP tesisinin ışın saçma gücü çok yüksek olsa da şimşek çakma ile kıyaslandığında oldukça küçük bir güç olduğunu ve dünya üzerinde saniyede 50 ila 100 şimşek çaktığını belirtmişti.

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Şerif Barış yapay yollar ile deprem oluşturulamayacağı görüşünü belirtmiştir.

Fizikçi ve veri bilimci Dr. Kaan Öztürk, HAARP ile deprem oluşturulmasının mümkün olmadığını şöyle ifade etmişti:

“HAARP, bir uzay fiziği araştırma tesisi. Alaska’daki tesis başlangıçta ABD Hava ve Deniz Kuvvetleri desteği ile kuruldu ancak 2000’lerde Alaska Üniversitesi’ne devredildi. Bu tesisteki araştırmalar elektrik akımlarının iyonosfer ve dünyanın çevresindeki manyetik alandan nasıl ilerlediğine yönelik araştırmaları kapsıyor. Özetle hem iyonosferin hem de manyetik çizgilerin dinamikliğinin araştırıldığı bir proje. Elektromanyetik ışımayla deprem oluşturmak mümkün değil. Yerin kilometrelerce altında, müthiş bir basınçla sıkışmış tektonik plakaları yerinden oynatacak bir teknoloji de yok. HAARP’ın atmosferi manipüle ettiği, kasırgalara sebep olduğu de yalan. Bırakın büyük deprem yaratmayı, HAARP’ın bütün gücünü odaklasanız, bir taş parçasını yerinden oynatamazsınız. Komplocular, gizem arayanlara deli saçması iddialarda bulunuyor.”

Bu görüşlerde bize gösteriyor ki, HAARP Projesi ile deprem üretmek veya fay hattını harekete geçirmek kesinlikle mümkün değil.

HAARP Projesi dışında farklı bulut şekilleri deprem habercisi olabilir mi?

Haftaya bu sorunun cevabını, yazı dizimizin üçüncü bölümünde “HAARP Deprem Silahı–III” başlığıyla ele alacağız.

Takipte kalın lütfen.

Not: Bu yazı dizimizde; www.yerelinsesi.com ve https://evrimagaci.org/ yayınlarından yararlanılmıştır.

Önceki İçerikIsı Dengesi Bozukluklarında Güvenli Davranış ve İlk Yardım
Sonraki İçerikHayFed Bursa’da Önemli Toplantı Gerçekleştirecek
Sedat ERGANİ - SESİMİ DUYAN VAR MI?
Sedat Ergani-Özgeçmiş 1969 Erzurum doğumlu evli ve iki çocuk babasıyım. 1993-1994 yılları arasında Hürriyet Gazetesi'nde önce montaj ve daha sonra Yazı İşleri Sorumlusu olarak bir müddet görev yaptım. Resmi görevli olarak ilk kez 1996 yılında Erzurum Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde Arama Kurtarma Teknisyeni olarak Afetlerle tanıştım. 2003 yılından itibaren Bursa AFAD Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde görevime devam etmekteyim. Mesleğimi icra ederken birçok afet, kaza veya acil durumlara müdahale etme fırsatı buldum. 1999 Marmara ve Düzce, 2003 Bingöl, 2011 Van vb. depremlerde, sel, toprak kayması, çığ, arazide arama, Arama Kurtarma ve UMKE Eğitmeni gibi faaliyetlerde görev aldım. Çalışma hayatım boyunca 'Tüm canlıların can güvenliği için neler yapıla bilir? Bu güvenli yaşamın hayatımıza geçirilmesinde 'Ben ne yapabilirim?' çabası içinde olmaya çalıştım. Eğitim/öğretim hayatım; İşletme Fakültesi-2004 (4 Yıl), Tarım-2011 (2 Yıl), İktisat Fakültesi-2016 (4 Yıl), Acil Durum ve Afet Yönetimi-2020 (2 Yıl), Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans-2024.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz