Hadi Doğaya Çıkalım
Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi
Kıymetli Okuyucularım;
Önümüzdeki günlerde birkaç yazımı; dağ ve basit dağcılık, kamp, dağda barınma, doğada iyi vakit geçirme gibi konular üzerine kaleme almayı planlıyorum.
Öyleyse hemen kısa bir girişle başlayalım.
İnsan hayatında; iş, geçim, ders çalışma, sınava hazırlanma, insanlarla münasebetler, aşk, yorgunluk, geçim sıkıntısı, yatırım kaygıları gibi birçok uğraştırıcı faaliyet vardır. Bazen insan bunların arasında bunalır ve bir çıkış yolu arar. Farklı bir ortam, farklı bir çevre ve farklı bir faaliyet ister. İşte tam da bu sıkıntılı süreçte insanı rahatlatan, adeta zihnini yenileyen bir ortam vardır ki bu da doğadır.
Doğa; çoğu zaman farkında olmadan yanından geçtiğimiz ve güzelliklerinin pekte farkında olmadığımız eşsiz bir mekândır. Uçan kelebeklerin coşkusu, kuş sesleri, ağaç ve otlarda rüzgârın çıkardığı hışırtı, insanın içine işleyen eşsiz kokular, renk cümbüşü çiçekler, size daha yakın görünen pamukumsu bulutların yüreğinizi hoplattığı anlar ve en önemlisi de tamamen özgür olduğunuzu hissetmenin verdiği huzur…
Yani demem o ki; doğaya çıkın. Soğuk pınarlardan su için. Kuzu kulağı, madımak, çaşır toplayın. Dağ lalelerini yerinde görün. Yağmur yağsın, ıslanın ve üşüyün. Bir kayanın rüzgâr altı yamacında ısınmaya çalışın. Termostan çayınızı çıkarın ve bir bardak için. Ama yanınızda mutlaka en az bir arkadaşınız olsun. Olsun ki; dağda, kırda, bayırda yapılan o huzur dolu sohbetle çayınız daha da tadlansın.
Tabii bu faaliyetleri yaparken; çevreye ve doğaya karşı kesinlikle saygılı olacağımızı, ortamın kurallarına uyacağımızı asla unutmamalıyız. Doğaya saygıyı ancak eğitimle ve bilinçle alışkanlık haline getirebilirsek bu faaliyetler anlam kazanır. Çünkü doğada yapılacak her etkinliğin bir kuralı, disiplini ve hazırlık süreci vardır. Öyle paldır küldür dağa, ormana ya da yürüyüşe çıkılmaz. Mutlaka bir hazırlık süreci gerekir.
Doğaya çıkarken birinci kuralımız; doğaya zarar vermeyeceğimiz düşüncesiyle hareket etmektir. Sonrasında ise hava durumunun değerlendirilmesi, kimlerle gidileceği, kaç gün kalınacağı, nereye gidileceği ve hangi faaliyetlerin yapılacağının planlanması gerekir.
Doğada yapacağımız faaliyet ve ortama göre hazırlıklarımızı doğru yapmalıyız. Örneğin; sadece kamp, kamp ve yürüyüş, kamp ve dağ eğitimi, çığ eğitimi, doğada hayatta kalma eğitimi veya yön bulma gibi farklı faaliyetler söz konusu olabilir.
Şu bir gerçek ki; mevsim şartları ve yapılacak faaliyete göre uygun giysi ve güvenlik donanımının bulunması şarttır. Örneğin; bulutlu ve yağmur ihtimali olan havalarda, hareket kabiliyetimizi engellemeyecek, bizi yavaşlatmayacak ve aynı zamanda koruyacak rüzgârlık özelliği bulunan yağmurluklar mutlaka ekipmanlarımız arasında yer almalıdır.
Demek ki doğada yapılacak her faaliyet için ayrı bir hazırlık ve uygun donanım gereklidir.
Gelin şimdi öncelikle bu eğitimleri nereden ve kimlerden alabileceğimize kısaca bakalım.
Türkiye’de kamp, dağcılık, çığ, yön bulma ve doğada hayatta kalma eğitimleri için yetkili kurum Türkiye Dağcılık Federasyonu (TDF)’dur. Ayrıca TDF’ye bağlı spor kulüpleri, akredite doğa sporları akademileri ve profesyonel rehberler ile eğitmenler de bu eğitimleri vermektedir.
Dağcılık branşındaki eğitimler; birbirinin devamı niteliğinde olacak şekilde yaz dağcılık, kış dağcılık, kaya tırmanışı, spor kaya tırmanışı, buz tırmanışı, alpin tırmanış ve arama kurtarma eğitimi olmak üzere toplam yedi modül halinde verilmektedir.
TDF ve ilgili kulüpler daha çok profesyonel eğitimler verirken, bazı kulüpler bu eğitimlerin yanında dağ yürüyüşü (Trekking veya Hiking) ve doğada barınma gibi daha temel eğitimlerle katılımcıları doğa ile tanıştırmaktadır.
Yeni başlayacak dağ ve doğa gönüllülerimizi yıldırmamak adına bu yazı dizisini daha sade, anlaşılır ve adım adım ilerleyen bölümler halinde sürdürmeye devam edeceğim.
Haftaya görüşmek üzere;
Takipte ve sağlıcakla kalın.

