spot_img
Ana SayfaAileDiplomanın Değeri mi Kaldı?

Diplomanın Değeri mi Kaldı?

Bir zamanlar çocuklara “Oku, iyi bir meslek sahibi ol” denirdi. Bu cümle, toplumun üzerinde uzlaştığı en güçlü vaatlerden biriydi. Bugün ise aynı cümle, birçok genç için inandırıcılığını kaybetmiş durumda.

Türkiye’de binlerce insan yıllarca emek vererek üniversite bitiriyor. Sınavlara hazırlanıyor, harçlıklarından fedakârlık ediyor, ailesinin umutlarını omuzlarında taşıyor. Mezun olduğunda ise kendisini eğitimini aldığı meslekten tamamen farklı bir işte buluyor. Öğretmen satış danışmanı oluyor, mühendis çağrı merkezinde çalışıyor, sanat eğitimi alan biri bambaşka sektörlerde tutunmaya çalışıyor.

Elbette insan hayatı bazen yön değiştirebilir. Kendi isteğiyle farklı alanlara yönelenler de vardır. Ancak bugün yaşanan durum çoğu zaman bir tercih değil, zorunluluktur.

Daha da düşündürücü olan ise bunun artık sıradan karşılanmasıdır. “İş bulduğuna şükret.” cümlesi, hayallerin yerini almıştır.

Bir diğer sorun ise liyakat konusudur. Günümüzde buna daha yumuşak bir ifadeyle “network” deniliyor. Elbette mesleki çevre edinmek, referans göstermek hayatın doğal bir parçasıdır. Fakat bilgi ve emeğin önüne ilişkilerin geçtiği her durumda, yalnızca bireyler değil, mesleklerin itibarı da zarar görür. Hak ederek o koltuklarda olması gereken insanlar dışarıda kalırken, sistem güven kaybeder.

Bunun sonuçlarını en çok gençlerde görüyoruz. Yeni nesil artık yıllarca sınav maratonuna girmenin, diploma almanın gerçekten bir karşılığı olup olmadığını sorguluyor. Çünkü çevresinde gördüğü örnekler, çalışmanın tek başına yeterli olmadığını düşündürüyor. Umudun yerini kuşku aldığında ise eğitim sistemi de motivasyonunu kaybediyor.

Sıkça söylenen “Sevdiğin işi yapamıyorsan yaptığın işi sev.” sözü de her zaman gerçekçi değildir. İnsan elbette bulunduğu işi en iyi şekilde yapmaya çalışmalıdır. Ancak yıllarca emek verdiği mesleğini hiç yapamayan birine sürekli bunu söylemek, yaşadığı hayal kırıklığını görmezden gelmektir. İnsan sadece maaş kazanmak istemez; ürettiğini hissetmek, eğitimini değerlendirmek ve emeğinin karşılığını görmek de ister.

Bugün tartışmamız gereken konu sadece işsizlik değildir. Asıl mesele, insan kaynağının doğru yerde kullanılamamasıdır. Doktorun doktorluk, öğretmenin öğretmenlik, sanatçının sanatını yapabildiği bir düzen yalnızca bireyleri değil, ülkenin geleceğini de güçlendirir.

Çünkü bir toplumda diplomaların değeri sorgulanmaya başladığında, aslında sorgulanan sadece eğitim değildir; adalet, fırsat eşitliği ve gelecek umududur.

Belki de artık yeniden şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Gençlere gerçekten emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir gelecek sunabiliyor muyuz?

Unutmayalım ki bir ülkenin en büyük kaybı, yetişmiş insanını yurt dışına göndermesi değildir. Asıl kaybı, kendi ülkesinde yetişmiş insanını kendi mesleğinden uzaklaştırmasıdır.

spot_img
Çimen AKGÜN
Çimen AKGÜNhttps://dionysosyayingroup.com/magaza/edebiyat/oku-dene-gor-yasa-cimen-akgun/
25 Aralık 1985 tarihli, İzmir iline bağlı Ödemiş ilçesi doğumluyum. İlkokulu Anafartalar ilkokulunda tamamladım. Ardından orta üçe kadar Ödemiş İlköğretim ortaokulundaydım. Fakat orta sonu Kuşadası Çakabey ilköğretim okulunda tamamladım ve ardından sınavı kazanarak Kuşadası Derici Mustafa Gürbüz Anadolu Lisesini tamamladım. Lisansım ise Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü olup, ilk yüksek lisansım İstanbul Üniversitesi Adli Tıp alanıdır. Hukuk dalları üzerine KPSS, SMMM ve Açık Öğretim kurslarında 8 sene öğretmenlik yaptım, Adli Tıp alanında da hukuk üzerine çalışmalar yaptım. Lise hayatımdan beri uğraştığım tiyatro alanında akademik olarak yer almak için 2012 yılında konservatuar sınavlarına girerek bu alanda tezli yüksek lisansımı tamamladım. Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü yüksek lisans mezunuyum. İlk olarak Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği Hayat Devam Ediyor adlı dizide yer aldım. Ardından Görevimiz Komedi adlı yarışma programında Rasim Öztekin’in takımında finalist olarak bulundum. Sonrasında Vatanım Sensin, Kalp Atışı ve TRT de mini dizi olarak yer alan ALİJA adlı dizilerde yer aldım. İlk reklam filmim Koroplast markası ile oldu. Ardından Pekfood markasının börek ürününün reklam yüzü oldum. Tiyatro anlamında Atölye Tiyatrosu, Tiyatro Arı, İstanbul Kumpanyası ve son olarak Kedi Sahne Sanatlarında oyuncu, reji asistanı, yönetmen yardımcısı olarak yer aldım. Kısa bir süre için de İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde atölye sonu oyunlarında yer aldım. Oyunculuk mesleğimin yanı sıra aynı zamanda da profesyonel dans eğitmenliği, yaşam koçluğu, motivasyon koçluğu, kişisel gelişim uzmanlığı ve yaratıcı drama eğitmenliği yapmaktayım. “Yazmak” küçük yaştan beri çok sevdiğim bir hobimdi. Zamanla profesyonelleşen bir hal alarak dergilerde, sosyal medyada ve dijital gazetelerde yazmaya başladım. Şiir, çocuk kitabı, şarkı sözü, makale, tiyatro oyunu gibi çeşitli ve farklı alanlarda yazmaya devam ettim. Girişimci Gazetesinde uzun süre makaleler yazdım. Yazmak; benim, hiç tanımadığım hayatlara ve insanlara dokunduğum en özel alanlardan biri oldu. Oyunculuk tutkum ile örtüşen en güzel alanım. Bu sebeple hayalim olan ilk kitabımı Oku Dene Gör Yaşa adı ile Haziran 2024’te Diyonysos Yayın Grubu ile birlikte çalışarak yayınlattım. Çok yönlü olmayı, araştırmayı seven biriyim. Gelişime açık olmak hayat yolculuğumun rotası. Her alanda iletişim kurmayı ve hayatlara dokunmayı seven biriyim. Eğitim hayatıma oyunculuk alanında doktora yaparak devam etmeyi planlamaktayım. Hala daha eğitimler almaya ve vermeye devam eden bir oyuncu, yazar ve eğitmenim.
İLİŞKİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img
- Reklam -spot_img

Popüler