spot_img
Ana SayfaAfetOkulun Kapısından İçeri Giren Şiddet

Okulun Kapısından İçeri Giren Şiddet

Bir zamanlar okul, insanın kendini en güvende hissettiği yerdi.

Şimdi ise bazı haber başlıkları bunu tersine çeviriyor:

“Öğrenci silahla okula geldi.”

“Arkadaşlarını vurdu.”

“Öğretmen hayatını kaybetti.”

Bu cümleler bir haber değil, bir toplumun alarm sesidir.

Bir çocuğun eline silah alıp okul kapısından içeri girmesi, sadece bireysel bir öfke patlaması değildir.

Bu; görmezden gelinen yalnızlıkların, bastırılan öfkelerin ve en az bunlar kadar tehlikeli olan bir başka şeyin sonucudur:

Denetimsizlik.

Sormamız gereken en kritik soru şudur:

Bir çocuk o silaha nasıl ulaştı?

Evde mi vardı?

Kilitli miydi?

Kim kontrol ediyordu?

Ya da daha da vahimi… Bu silahlar bu kadar kolay nasıl temin edilebiliyor?

Bir ülkede çocuklar silaha erişebiliyorsa, orada sadece bireysel değil, yapısal bir sorun vardır.

Açık konuşalım:

Silah, bir çocuğun hayatında “ulaşılabilir” bir nesne haline gelmişse, burada büyük bir ihmal zinciri vardır.

Aileler…

Silah bulundurmanın sorumluluğunu gerçekten taşıyor muyuz?

Yoksa “benim çocuğum yapmaz” diyerek en büyük yanılgıya mı düşüyoruz?

Yetkililer…

Silah edinimi ve saklanması yeterince denetleniyor mu?

Yoksa bu alan, görmezden gelinmiş bir gri bölge mi?

Okullar…

Güvenlik önlemleri gerçekten işlevsel mi, yoksa sadece prosedürden mi ibaret?

Çünkü gerçek şu:

Şiddet sadece psikolojik değil, aynı zamanda erişim meselesidir.

Bir çocuk öfkelenebilir.

Bu insani bir durumdur.

Ama o öfkenin bir katliama dönüşmesi,

O çocuğun eline neyin geçtiğiyle ilgilidir.

İşte tam da bu yüzden, meseleye sadece “psikoloji” penceresinden bakmak eksik kalır. Bu aynı zamanda bir denetim ve sorumluluk krizidir.

Daha fazla güvenlik kamerası koymak,

Okul kapılarına dedektör yerleştirmek…

Bunlar geçici çözümler olabilir.

Asıl ihtiyaç olan şey;

Okullarda gerçek anlamda psikolojik destek mekanizmaları kurmak,

Öğretmenleri sadece akademik değil duygusal krizleri yönetme konusunda da güçlendirmek,

Ve en önemlisi çocukları gerçekten dinlemek. Bunu sadece okullar değil, ailelerde yapmalıdır.

Çünkü dinlenmeyen çocuklar, bir süre sonra kendilerini duyurmanın en yanlış yolunu seçebilir.

Unutmayalım:

Bir çocuğu kaybetmek sadece onun hayatını değil,

Dokunduğu tüm hayatları karartır.

Ama  silah, bıçak gibi nesneleri kullanmaları ve bunlara özenmelerine yönelik asıl çözüm;

Silahların çocukların ulaşamayacağı şekilde sıkı denetlenmesi,

Ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve ihmalin yaptırımsız kalmamasıdır.

Çünkü bu bir tercih meselesi değil, bir sorumluluktur.

Okullar sadece matematik, edebiyat vb. derslerin  öğretildiği  yerler değildir.

Okullar, insan yetiştirilen yerlerdir.

Ve eğer biz o insanın içindeki karanlığı görmezden gelirsek,

Bir gün o karanlık hepimizi içine alır.

Unutmayalım:

Bir çocuk silahı kendi başına üretmez.

Bir yerden bulur.

Ve o “yer”, aslında hepimizin sorumluluk alanına girer.

Bugün hâlâ “neden yaptı?” diye soruyorsak,

Asıl soruyu kaçırıyoruz:

“Biz buna nasıl izin verdik?”

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
spot_img
Çimen AKGÜN
Çimen AKGÜNhttps://dionysosyayingroup.com/magaza/edebiyat/oku-dene-gor-yasa-cimen-akgun/
25 Aralık 1985 tarihli, İzmir iline bağlı Ödemiş ilçesi doğumluyum. İlkokulu Anafartalar ilkokulunda tamamladım. Ardından orta üçe kadar Ödemiş İlköğretim ortaokulundaydım. Fakat orta sonu Kuşadası Çakabey ilköğretim okulunda tamamladım ve ardından sınavı kazanarak Kuşadası Derici Mustafa Gürbüz Anadolu Lisesini tamamladım. Lisansım ise Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü olup, ilk yüksek lisansım İstanbul Üniversitesi Adli Tıp alanıdır. Hukuk dalları üzerine KPSS, SMMM ve Açık Öğretim kurslarında 8 sene öğretmenlik yaptım, Adli Tıp alanında da hukuk üzerine çalışmalar yaptım. Lise hayatımdan beri uğraştığım tiyatro alanında akademik olarak yer almak için 2012 yılında konservatuar sınavlarına girerek bu alanda tezli yüksek lisansımı tamamladım. Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü yüksek lisans mezunuyum. İlk olarak Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği Hayat Devam Ediyor adlı dizide yer aldım. Ardından Görevimiz Komedi adlı yarışma programında Rasim Öztekin’in takımında finalist olarak bulundum. Sonrasında Vatanım Sensin, Kalp Atışı ve TRT de mini dizi olarak yer alan ALİJA adlı dizilerde yer aldım. İlk reklam filmim Koroplast markası ile oldu. Ardından Pekfood markasının börek ürününün reklam yüzü oldum. Tiyatro anlamında Atölye Tiyatrosu, Tiyatro Arı, İstanbul Kumpanyası ve son olarak Kedi Sahne Sanatlarında oyuncu, reji asistanı, yönetmen yardımcısı olarak yer aldım. Kısa bir süre için de İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde atölye sonu oyunlarında yer aldım. Oyunculuk mesleğimin yanı sıra aynı zamanda da profesyonel dans eğitmenliği, yaşam koçluğu, motivasyon koçluğu, kişisel gelişim uzmanlığı ve yaratıcı drama eğitmenliği yapmaktayım. “Yazmak” küçük yaştan beri çok sevdiğim bir hobimdi. Zamanla profesyonelleşen bir hal alarak dergilerde, sosyal medyada ve dijital gazetelerde yazmaya başladım. Şiir, çocuk kitabı, şarkı sözü, makale, tiyatro oyunu gibi çeşitli ve farklı alanlarda yazmaya devam ettim. Girişimci Gazetesinde uzun süre makaleler yazdım. Yazmak; benim, hiç tanımadığım hayatlara ve insanlara dokunduğum en özel alanlardan biri oldu. Oyunculuk tutkum ile örtüşen en güzel alanım. Bu sebeple hayalim olan ilk kitabımı Oku Dene Gör Yaşa adı ile Haziran 2024’te Diyonysos Yayın Grubu ile birlikte çalışarak yayınlattım. Çok yönlü olmayı, araştırmayı seven biriyim. Gelişime açık olmak hayat yolculuğumun rotası. Her alanda iletişim kurmayı ve hayatlara dokunmayı seven biriyim. Eğitim hayatıma oyunculuk alanında doktora yaparak devam etmeyi planlamaktayım. Hala daha eğitimler almaya ve vermeye devam eden bir oyuncu, yazar ve eğitmenim.
İLİŞKİLİ HABERLER

Neredeydin?

İyilik Hareketi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img
- Reklam -spot_img

Popüler

Neredeydin?

İyilik Hareketi