AFETLER DOĞAL DEĞİLDİR…!

0
2540

AFETLER DOĞAL DEĞİLDİR…!

2024 yılında AFAD Başkanlığı verilerine göre, toplam 29.503 olay meydana gelmiştir. Bu olaylar; 8.058 doğa kaynaklı afet, 3.976 insan/ teknoloji kaynaklı ve 17.469 diğer (mahsur kalma, kaybolma vb.) olarak kayıtlara geçmiştir. AFAD, bu olaylar içerisinde toplam 8.039 olaya müdahale etmiştir.  Bir yıllık dönem içerisinde meydana gelen olaylara ilişkin müdahale çalışmaları toplamda 222.266 personel ve 77.391 araç ile gerçekleştirilmiştir. (AFAD, 2024 Yılı Afet ve Acil Durum İstatistik Raporu, s.3).

Afetlerin yaşadığımız dönemdeki ekonomik, siyasal ve kültürel yansımalarına baktığımızda, ülkemizde ve dünya genelinde can kayıplarının yanında olağanüstü boyutlarda iktisadi kayıplara da neden olduğu görülmektedir.

Ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için afet risklerinin azaltılması, etkili müdahale süreçlerinin uygulanması ve iyileştirme politikalarına yönelik yapısalcı ve yenilikçi adımlar atmaları kaçınılmazdır. Ekonomileri olumsuz yönde etkileyip enflasyon rakamlarını büyüten bu hadiselere sürekli kaynak ayrılması, sürdürülebilir ve sağlıklı bir afet yönetim/yönetişim sisteminin oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır.

Türkiye özelinde meydana gelen doğa, insan ve teknolojik kaynaklı olayların afete dönüşmesinde; toplumun güvenlik kültürsüz, afet temelsiz yaşamının şifreleri ve afet bilinci eksikliği yatmaktadır. Bu bilinç eksikliği afet öncesi, sırası ve sonrasındaki faaliyetlerde, kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşların koordinasyonunda, merkez ile yerel idareler arasındaki kopukluklarda hayatımıza olumsuz olarak yansımış, 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerde kendisini bir daha göstermiştir.

Afetin bir olay değil olgu olduğunu anlayıp; doğanın kendine özgü yaşamından kaynaklı hareketlerin bir felaket durumunu ortaya çıkartmasının “DOĞAL” olmadığını bir kez daha tecrübe etmiş bulunmaktayız.  İşte bu acı tecrübeler ve gerçekler bize toplum olarak bu durum daha fazla oyalanmadan öğrenmemiz gerektiğini göstermektedir.

Konuyu doğru anlamak ve kavramak için kavramların tarafımızca ortak tanımlarının bilinmesi zaruridir. Bu nedenle birkaç tanım yapalım ve konuştuğumuz kavramların içeriğini daha iyi tahlil edebilelim.

Afet; arapça kökenli bir sözcük olup, “doğa olayları sonucu meydana gelen yıkım veya felaket” olarak tanımlanmaktadır. (Anonim)

Türk Dil Kurumu ise “çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım” olarak tarif etmektedir. 

Bilindiği üzere 2009 yılında 5902 sayılı yasayla Türkiye’ de bütünleşik afet yönetiminin tek patronu AFAD olarak belirlenmiştir. AFAD ise Afet’i şöyle tanımlamaktadır.

Afet; “toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olay” olarak tanımlanmaktadır (AFAD, 2022/c:25).

Buradaki tanımlar geneldir. Afetin çeşitlerini barındırmaz. Afetin insan kaynaklı, teknolojik kaynaklı ve doğa kaynaklı diye bölümlendiğini biliyoruz. Bizi en çok etkileyen doğa kaynaklı afetlerdir ve bizim “Doğal Afet yoktur, Doğa Kaynaklı Afet vardır” mottosunun içeriğini iyi anlamamız gerekmektedir.

Arz küre diye tanımladığımız yer, etkileşim içerisindeki hava, su, toprak ve ateş ile ekosistemden oluşan bir yapıdır. Bu yapı sabit değildir ve sürekli devimin halinde yaşamına devam etmektedir. Bu hareketlilik sonucu; deprem, sel, yeraltı suyu yükselmesi, toprak kayması, fırtına, dolu, kar vb. doğa olayları meydana gelmektedir.

İç ve dış süreçleriyle kendi yaşamını devam ettiren dünyamızın bu hareketleri, gerekli tedbirleri almadığımız, kendimizi koruyamadığımız zamanlarda bize maddi ve manevi zarar olarak yansımaktadır. Bu açıdan doğal olaylarla ilişkilendirilmesine rağmen, nedeni ne olursa olsun, odağında insan bulunduğu için “afetler doğal değildir” (Okay, 2018, 2019; Mizutori, 2020, Okay ve diğ. 2023).

Dolayısıyla doğa olayı olarak adlandırdığımız deprem, yağmur, kar, dolu yağması, fırtına ve yeraltı suyu yükselmesi vb. durumlara afet demek bir yanılsamadır. Çünkü olayın kendisine değil doğurduğu sonuca afet denmektedir. Yağmur yağdığında sel meydana gelebilir, çığ düşebilir, toprak kayıp heyelan olabilir veya deprem olabilir. Bu olaylar doğa olaylarıdır ama afet değildir. Bu olaylara afet diyebilmek için bazı şartların oluşması lazımdır. Kaldı ki bu sonuç maddi ve manevi kayıp verecek, sosyal hayatı aksatacak veya durduracak, yerel imkanlarla baş edilemeyecek durumlar olarak ortaya çıkartacaktır.

Birkaç örnekle daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum. Uludağ’da meydana gelen bir çığ hadisesi maddi/manevi zarar vermemiş ise haberimiz bile olmayabilir. Ya da bir bölgede depremin olması, yeraltı suyunun yükselmesi, sel meydana gelmesi, yağmur yağması vb. durumlar afet değildir. Ama bu olayların herhangi birinden zarar görüyorsak ve maddi – manevi kayıp yaşıyorsak bunun adına afet deriz.

Velhasıl, canlılığını devam ettiren yerkürenin yaşamsal faaliyetleri kendisi için bir gereklilikse, bundan zarar görmemek için geliştirmemiz gereken direnç de bizim için mecburiyettir. Aksi durumda yaşayacağımız durumların hepsine afet demek zorunda kalırız. Ki yukarıda ifade ettiğimiz üzere bu bir yanılsama olup, olayların kendisi değil, doğurduğu sonuç afettir!

Zira, Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi tarafından afet, “toplumun tamamı veya belli bir kesiminin faaliyetlerinin maruz kalma, zarar görebilirlik ve kapasite koşullarıyla etkileşime girerek insani, fiziksel, ekonomik, sosyal kayıp ve etkilerin bir veya birkaçına yol açan tehlikeler nedeniyle durması veya kesintiye uğraması” olarak tanımlanmakta ve afetin tehlike olayının kendisi değil, doğurduğu sonuç olduğu belirtilmektedir (BM-ARA, 2023/a).

Değerli okuyucu, güvenlik kültürlü ve afet temelli bir yaşamı toplumuzda tesis edebilmek ve bizden sonraki kuşaklara güvenli ortamlar bırakabilmek için ezber bilgilerinizi lütfen sorgulayınız. Afetin doğal olmadığını sorgulamadan bilemeyiz. Bu nedenle “Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez” sözünü bir daha hatırlatıyor;

Afetsiz günler diliyorum…

Önceki İçerikDoğa ve Doğadaki Faaliyetlerimiz–II
Sonraki İçerikİyilik Hareketi
Hüseyin KANZA - ORTAK PAYDAMIZ AFETLER
HÜSEYİN KANZA1970 K. Maraş / Afşin doğumludur. Gaziantep Teknik Lise Elektrik Bölümü, Bursa Polis Okulu Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, Anadolu Üniversitesi Felsefe Bölümü, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans mezunu Halen Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünde öğrenimine devam etmektedir. Vatani görevini yedek subay (Komando Asteğmen) olarak Siirt-Pervari’de tamamladı. 1993 -2005 yılları arasında Bursa, Bitlis, Malatya ve Konya İl Emniyet Müdürlüklerinde Polis Memuru olarak görev yaptı. İçişleri Bakanlığı tarafından açılan Görevde Yükselme Sınavını kazandı ve 2005 yılında Hatay Emniyet Müdürlüğüne Sivil Savunma Uzmanı olarak atandı. Hatay Defterdarlığı, Muğla Milli Eğitim Müdürlüğü, Bursa Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü, Bursa AFAD ve Bursa İl Özel İdaresinde Sivil Savunma Uzmanı ve Şube Müdürlüğü ile Nizip Çadırkent Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinde Adana, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay illerinde 6 ay görev almıştır. 2020 yılında "Ortak Paydamız Afetler", 2025 yılında "Türkiye'de Afet Yönetim Sistemi Sorunları" isimli kitapları yayımlanmıştır. Bursa ve Kahramanmaraş’ta yayımlanan gazete ve dergilerde, afet ve acil durumlarla ilgili köşe yazarlığı yapmakta olup evli iki çocuk babasıdır. Halen Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görevine devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz