Nasıl Bir Kadın?

0
175

Bir yerde okumuştum; ‘Aslında Dünyayı Kadınlar Yönetiyor’ diye.

Kralları Kraliçeler, cumhurbaşkanı/başkanı first ladyler, başbakanları-bakanları, yöneticileri, muhtarları ve tabi ki ev erkeklerini eşleri yani hanımefendiler yönetiyor.

Erkekler olarak ne kadar bu duruma itiraz etsek de hayatın gerçeğinden maalesef kaçış olmuyor.

Dua makinesi Ninelerimiz, gururlandıran erkeğin Annesi, başarılı erkeğin arkasındaki Eş gücü, babanın eşsiz minicik Kızı. Hepsi bir hesap üzerine toplumca dikkat edilen değerlerimizdir.

Çocuklarımızın eğitim ve terbiyesiyle en çok anneleri ilgilenir. Belirli bir yaşa kadar çocuklarının üzerinde annelerin emeği çok büyüktür. Erkek olsun kız olsun çocuklar ilk önce belirli bir yaşa kadar annelerini Rol Model alırlar. Öyleyse ilk modelin toplum geleceğinde çok büyük rol oynadığı inkâr edilemez bir gerçektir.

Yatırım En Değerlisi; Toplumda büyük bir sorumluluk ve ağır yük sahibi olan kadınlarımıza yapılan yatırımdır. En az 4 yıllık lisans diplomalı üniversite eğitimi en büyük Eğitim Yatırımı olacaktır. Kadınlara eğitim konusu ülkemiz, hatta dünyamız için çok büyük bir kazanım olacaktır. Eğitimde kadınlarımıza ağırlık verilmeli.

Eğitim Yatırımından Kasıt; Dini, kültürel, ekonomik, siyasi ve politik, cinsel yaşam, psiko-sosyal, hayatın gerçeklerini görmüş, anlamış, akletmiş ‘Kişilik Kazanımı’ elde edilmesidir.

Düşünsenize, bu değer ve kazanımları elde etmiş kadınlarımız, ev, iş, toplum ve güncel yaşantıda ne kadar başarılı olacaktır.

Mevcut durumu irdelediğimizde;

Gençler; Toplu ulaşımda oturmasını kalkmasını bilmiyor, büyüklere saygı desen hiç umurlarında değil, sırtlarında kocaman çantayla insanları yararak geçiyor, normal ya da telefon konuşmaları sesli ve uzun, kendi aralarında şımarık ve lakayt konuşmalar, yaşı küçük ama sigara ağzında, vb.

Kadın 11-12 yaşlarında erkek çocuğuyla otobüse biniyor ve önümdeki bir koltuğu boş görüyor. Hemen oğluna oturmasını kendisinin de ayakta duracağını ısrarla söylüyor. Tabi çocuk çevreden utanıp/sıkılıp (Annesi; 35-40 yaşlarında birazda kilolu) annesine kızıyor ve annesi oturmak zorunda kalarak olay tatlıya bağlanıyor. Şimdi bu tür davranışlar çocuklara kötü örnek, nitekim bu tür yetiştirilmiş çocukların topluma pekte saygısı olmuyor, hep hizmet bekliyor, ayrıcalık bekliyor. Bu kadıncağız başka zaman toplu taşımaya bindiğinde (Kendisiyle çelişerek) ise başkasının çocuğundan yer verilmesini bekliyor, verilmeyince de kızıyor.

Çalışan kadın; Erkekle belki aynı saatte eve geliyor, ben de yorgunum diyerek o da (Eğer paylaşmayı da bilmiyorsa) yemeği çayı önüne hizmet olarak bekliyor, sevgi ve saygı bekliyor.

Ev Kadını;Akşama kadar ev ve çocuk işi, yalnızlık veya negatif etki eden tv programları stresi, güler yüz göstermeden pozitiflik beklentisi.

Erkekler; Genelde çalışan kesimin büyük bir bölümünü oluşturan erkekler ise eve gelince herkesin kendisinin hizmetinde, güler yüzlü, sadece kendi yorulmuş edası ile reislik taslaması vb.

Bunların yerine, esasen evi idare eden Eğitimli Kadın;

Paylaşımcı Ruhu ön plana çıkararak; hanede tüm iş ve keyfin ev halkına eşit dağılımı, kazancın aile içinde önem sırasına göre paylaşımı, yatırım veya harcamaların aile içi istişare ile karar verilip bu yönde planlanması, ev içinde tartışmaya mahal verebilecek hal ve davranışların bertaraf edilmesi, eşlerin aile ve akrabalarına eşit muamele, pozitif bilimlerin hayata yansıması, yangına ateşle gitmek yerine su taşıyarak söndürme, dedikodu-çekememezlik-kıskançlığın önlenmesi, toplumda saygınlık kazanımlarında tavır ve davranış stratejilerine yönelim vb birçok kazanım elde edilecektir.

Erkek dediğin huzur arar, huzuru bulduğu yerde ise kalır. Biat eder, mutlu olur, sakinleşir. Yani; erkek gel deyince gelir, git deyince gider. Huzur ortamına hemen ayak uydurur, durduk yere hiç sorun çıkarmaz. Sever, değer verir, arar, özler, saygılı olur. Eğer bir psikolojik sorunu yoksa erkek; çok mazlum ve değerli varlıktır.

Gerçek manada eğitim almış kadınlarımız, nerde nasıl davranacağını çok iyi bilir, saygınlığını artırır. Hakkını yedirmez, kendinin içki masalarına meze edilmesine müsaade etmez, yokluk ve işsizlikten uyuşturucu ve fuhuş çetelerine sermaye olmaz, savaşa müsaade etmeyerek yokluk ve göçü önler, bir afet durumunda ailesini sarıp sarmalayarak yeniden dirilişi tetikler.

Hır-gürle kimse bir şey kazanamaz, hatta birçok şey kaybeder. Eşini yuvasını, çocuklarını, hatta ailesini kaybeder. Yaşama sevincini kaybeder, üzülür hasta olur, kırıldığını incindiğini düşünür, hayat anlamsız ve amaçsızlaşır o kişi için.

Sosyal Devlet ilkesi gereği bu eğitimin verilmesi sorumluluğu devlete aittir. Devlet bu eğitim faaliyet ve sonuçlarının farkında olursa, isteyerek ve bilerek gerekli tedbirleri hemen alacağından eminim.

Bir ömür boyu mutluluk; kaliteli bir eğitim ve karşılıklı anlayıştan geçiyor. Erkekler savaşçı ruhu ile ülkesini savunma, anahtar tutan eller ve bedenen gücünü koruyarak, başımızın tacı kadınların eğitim faaliyet ve fırsatını göz ardı etmemekte biz babaların evlatlar üzerinde görevi olmalı.

Mutlu ve sağlıklı bir yaşam dileğiyle.

Sedat ERGANİ

Sesimi Duyan Var Mı?

Önceki İçerikMeme kanserine dikkat çeken Metamazon Belgeseli
Sonraki İçerikMahmut Özer paylaştı! 58 bin 579 depremzede öğrenci geri dönü
Sedat ERGANİ - SESİMİ DUYAN VAR MI?
Sedat Ergani-Özgeçmiş 1969 Erzurum doğumlu evli ve iki çocuk babasıyım. 1993-1994 yılları arasında Hürriyet Gazetesi'nde önce montaj ve daha sonra Yazı İşleri Sorumlusu olarak bir müddet görev yaptım. Resmi görevli olarak ilk kez 1996 yılında Erzurum Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde Arama Kurtarma Teknisyeni olarak Afetlerle tanıştım. 2003 yılından itibaren Bursa AFAD Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde görevime devam etmekteyim. Mesleğimi icra ederken birçok afet, kaza veya acil durumlara müdahale etme fırsatı buldum. 1999 Marmara ve Düzce, 2003 Bingöl, 2011 Van vb. depremlerde, sel, toprak kayması, çığ, arazide arama, Arama Kurtarma ve UMKE Eğitmeni gibi faaliyetlerde görev aldım. Çalışma hayatım boyunca 'Tüm canlıların can güvenliği için neler yapıla bilir? Bu güvenli yaşamın hayatımıza geçirilmesinde 'Ben ne yapabilirim?' çabası içinde olmaya çalıştım. Eğitim/öğretim hayatım; İşletme Fakültesi-2004 (4 Yıl), Tarım-2011 (2 Yıl), İktisat Fakültesi-2016 (4 Yıl), Acil Durum ve Afet Yönetimi-2020 (2 Yıl), Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans-2024.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz