
İş yerinde huzuru olmayan bir çalışanın her gün orta şiddette afeti yaşadığını söyleyebiliriz.
O onu demiş, bu bunu demiş, sen bunu yapmadın, sen kime baktın, arkadaşınla bana bakarak ne konuştun, fazla çalışma, her emredileni yapma, o otursun sen yap … bu saydıklarımız uzar da uzar.
Özellikle mazlum, sessiz, efendi, terbiyeli isen ezilir de ezilirsin. Sahibin pek yoktur yani. Kimseye de ahvalini bildiremezsin.
Bu negatif terörizmi daha çok kadın çalışanlar hemcinslerine yapıyorlar. Yani kadınlara zulüm için başka düşmana gerek yok. Kendi kendilerine yetiyorlar.
Bu istenmeyen davranış bozukluğu düşük eğitim düzeyindeki çalışma arkadaşları arasında haddinden fazla oluyor.
Kendini yetiştirdiğini sanan kadın sorumlular, özellikle kendi sorumluluğundaki kadın çalışanları daha çok eziyorlar. Ezilen ve yıpranan çalışanlar çalışma hayatından soğutulup yıldırılıyorlar.
İnsanlara bu iç huzursuzluğu yaşatanlar karşısındakine bireysel afet yaşattığının belki farkında bile değil. Yani o kadar seviyeyi düşürüyor.
Bağırarak, çeşitli desiselerle sorumluluğu altındakileri ezerek ve haklarını çiğneyerek bir şey yaptığını sanıyor.
Hani bir ata sözü vardır: Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam yemeğe girince yağ oldum sanır.
Çalışma hayatında iş yerinde bu orta şiddette afete maruz kalan kadınlarımız sabah işe sürekli mutsuz ve stres altında gidiyorlar.
Bir güç tarafından, çalışan kadınlarımıza huzuru olmayan iş yerine ‘Artık Gitme’ dense eminim kesinlikle gitmeyecek duruma gelirler.
Bu baskıcı çalışma ortamının farkında olmayan iş yeri sahipleri, verimsiz çalışmanın nelere mal olduğunun farkında değiller. Hiçbir önlem almayan veya gözetim yapmayan patron, kazancının bir kısmının heba olduğundan haberi bile olmuyor.
Öyleyse patronunda bu yaşanan kişisel afetlerde payı var diyebiliriz.
Bu durumun neresinden bakarsanız bakın; huzursuz çalışan bir insan daha çabuk kaza yapabilir, iş verimi azalır ve yaptığı işten de haz duyamaz hale gelir.
Ezilen çalışan; tecrübesini, aldığı ücreti, tazminat ve diğer edinimlerini bir kalemde silerek belki de ustalaştığı işten ayrılmak zorunda kalır.
Arkadaşlarını işlerinden zulüm ve mobbingleri ile uzaklaştıran canavar, bencil, insanlıktan nasibini almamış, çete olmuş bu verimsiz yöneticiler, özellikle kadınlara her gün Kişisel Afeti yaşatanlardır.
Aslında kadınlar birlik olsa aşamayacakları engel de yoktur.
Peki ne yapmak gerekir?
Kadın çalışanlar önce hemcinslerini ezmekten vazgeçip kıskançlığı bırakarak birbirlerini koruyup kollamayı öğrenmeliler.
Birlik olmaları iş yerinin verimini artırdığı gibi çalışanların maddi ve manevi doyumunun da artmasını sağlayacağı hatırdan çıkarılmamalı.
Ey Kadınlarımız;
Birbirinizi ezmeyin, özellikle mecburi çalışmak zorunda kalan mazlum, sahipsiz, sessiz hemcinslerinizi koruyup kollayın.
Birlik olun, birbirinizi sevin.
Sevin ki tüm toplumda saygınlığınız artsın.

