TÜRKİYE’NİN FAY HALİ!

0
135


17 Ağustos 1999 da meydana gelen Gölcük merkezli Marmara depreminde 133 bin bina yıkılmış ve resmi rakamlara göre 17.480 insan hayatını kaybetmişti. 2003’ de Bingöl’de, 2004 de Doğubayazıt’ da, 2010 da Elazığ’da, 2011 de Van’da, 2020 de tekrar Elazığ’da kaç kişinin öldüğünü hatırlayan var mı!? Ülkemizde meydana gelen büyük çaplı depremlerin en sonuncusunu Kahramanmaraş’ta yaşadık. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen, 11 ilimizi derinden sarsan ve Türkiye’ye maddi-manevi kayıp yaşatan bu sarsıntılarda 62.013 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin 53.537’si Türk vatandaşıdır. Diğer 8.476 kişi ise Suriye topraklarında hayatını kaybeden afetzedeler olarak kayıtlara geçmiştir.
Coğrafya Kaderdir!
Ibn-i Haldun ünlü eseri Mukaddime’sinde “coğrafya kaderdir” demişti. Türkiye coğrafyası sismik anlamda oldukça aktif bir ülkedir. Kaderi kırıktır desek abarmış olmayız sanırım. Üzerine bastığımız ve sabit olduğunu düşündüğümüz yer, sütün üzerinde yüzen köpük misali sürekli hareket halindedir. Bu hareket Türkiye levhasını batıya doğru taşımaktadır. Aktif fay kuşakları üzerinde olan Anadolu Levhasını Arap Levhası, Afrika Levhası ve Avrasya Levhası sürekli sıkıştırmaktadır. Kaldi ki kendi sınırlarımız içerisinde Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hatları deprem üretmektedir. Bu hareketlilik neticesinde Ege bölgemiz sürekli genişlerken Doğu Anadolu Bölgemiz her yıl birkaç milimetre yükselmektedir. Türkiye’de tektonik dönemde çökmüş olan karaman çukurluğu dışandaki bütün bölgelerimizin deprem üretme potansiyeli yüksektir. Yani, Türkiye bir deprem ülkesidir.
Türkiye coğrafyası tektonik olarak kendi kaderini yaşar ve doğal akışını devam ettirirken; levhalar üzerinde yaşayan biz insanların, başımıza gelen bu hadiseleri nasıl değerlendirdiğine, ne gibi tepkiler verdiğine, yerin altındaki bu hareketliliğin üstünde bulunan bizlere nasıl yansıdığına bakalım.
DEPREM UNUTULDUĞUNDA MEYDANA GELİR…
Kahramanmaraş depreminin acıları tazeyken, televizyon kanallarından ve sosyal medyadan her türlü faaliyeti canlı izlerken insan olarak üzülüyor, tepki gösteriyoruz. Televizyonu kapattığımız anda hepsi sona eriyor. Sanki o acılar kendi merkezlerinde yaşanmıyormuş gibi özelimize dönüyor ve her şeyi unutuyoruz.
Bu duruma medyatik kültür diyoruz. Kahramanmaraş depremi de diğerleri gibi unutulacak. Yine depremler meydana gelecek. Başka türlü afetler olacak, kayıplar yaşanacak, acılar çekilecek yine unutulacak. Bir televizyon dizisi kadar ömrü olmayacak bu olayların…
Unutmalı mı, unutulmalı mı? Belki de evet. Acıları sırtımızdaki çuvala koyup hayatımız boyunca taşıyamayız. Ağır gelir, yorar, yıpratır ve tüketir. Ama sorun bu değil. Ders almıyoruz, yaşadıklarımızdan öğrenmiyoruz. İçselleştirip davranış kalıbı haline getirmiyoruz. Yaşadığımız afetleri her şeyiyle unutuyoruz. Kaçıyor, arkamıza bile bakmıyoruz! Sosyal bir varlığız ancak içinde bulunduğumuz doğaya gün geçtikçe uzaklaşıp ve yabancılaşıyoruz. Bugün bu durumun zirvesindeyiz.
Nedir yabancılaşmak?
Çevreye, diğer insan ve olaylara kayıtsız kalmaktır. Bencilleşmek, ötekileşmek ve duyarsızlaşmaktır. Faydası olmayan, çıkarının olmadığı hiçbir şeyle bağlantı kurmamaktır. Kendi dünyasından başka dünya tanımamaktır. Başka acıları, duygu ve düşünceleri hissetmemektir!
SUÇLU KAPİTALİZM Mİ İNSANIN TABİATI MI?
Yaşadığımız olaylardan, her türlü afetten ders çıkartmayışımızın temelini de bana bir şey olmaz anlayışı, elle gelen düğün bayram anlaşması oluşturuyor. Evet, kapitalizm dediğimiz sistem dünyayı madde haline getirdi ve her şeyi maddi temeller üzerine inşa etti. Eşyayı öncülleyen, hatta ona tapan bu dünya görüşü, maddeci anlayışın ürünü haline dönen insanı kendisi yapan değerlere yabancılaştırdı. Kendisine yabancılaşan bu insan tipi, sahip olduğu maddi değerlerle kişileşti, bireyselleşti ve başkalaştı.
SONUÇ:
Ne kadar tüketme gücüne sahipsen o kadar önemlisini yaşayan bu tür, doğayı neden önemsesin ki? Yaşadığı ortamda kendisinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen bu insan tipinin geçmişi unutmamak, olanlara seyirci kalmamak, haksızlık ve hukuksuzluklara tepki göstermek gibi bir lüksü olabilir mi? Bence olamaz! Olmuyor da. O yüzden bir an önce insanın fabrika ayarlarına dönmesi gerekmektedir. Kaostan geliyoruz ama amacımız kozmosu sağlamak olmaladır.
Fay kırık demektir. Bizim fayları yerin altında değil, üzerinde dolaşan insanın kendisinde, yaşam amacında, varlığının nedenlerinde, gönlünde ve vazgeçemediği alışkanlıklarında aramamız gerekmiyor mu?
Afetsiz günler dileğiyle…

Önceki İçerikMarmara Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi’ne taşınıyor: ‘Göztepe ranta açılacak’
Sonraki İçerikCengiz Holding Elazığ’da bakır madeni için harekete geçti
Hüseyin KANZA - ORTAK PAYDAMIZ AFETLER
HÜSEYİN KANZA1970 K. Maraş / Afşin doğumludur. Gaziantep Teknik Lise Elektrik Bölümü, Bursa Polis Okulu Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, Anadolu Üniversitesi Felsefe Bölümü, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans mezunu Halen Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünde öğrenimine devam etmektedir. Vatani görevini yedek subay (Komando Asteğmen) olarak Siirt-Pervari’de tamamladı. 1993 -2005 yılları arasında Bursa, Bitlis, Malatya ve Konya İl Emniyet Müdürlüklerinde Polis Memuru olarak görev yaptı. İçişleri Bakanlığı tarafından açılan Görevde Yükselme Sınavını kazandı ve 2005 yılında Hatay Emniyet Müdürlüğüne Sivil Savunma Uzmanı olarak atandı. Hatay Defterdarlığı, Muğla Milli Eğitim Müdürlüğü, Bursa Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü, Bursa AFAD ve Bursa İl Özel İdaresinde Sivil Savunma Uzmanı ve Şube Müdürlüğü ile Nizip Çadırkent Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinde Adana, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay illerinde 6 ay görev almıştır. 2020 yılında "Ortak Paydamız Afetler", 2025 yılında "Türkiye'de Afet Yönetim Sistemi Sorunları" isimli kitapları yayımlanmıştır. Bursa ve Kahramanmaraş’ta yayımlanan gazete ve dergilerde, afet ve acil durumlarla ilgili köşe yazarlığı yapmakta olup evli iki çocuk babasıdır. Halen Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görevine devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz