ERKEĞİN OLDUĞU MASADA KADIN HESAP ÖDER Mİ?

0
106

Bazı soruların cevabı zamana, mekana ve şartlara göre değişiklik arzeder. Bu soru da bence cevabı göreceli bir sorudur. Kimin hangi hesabı nasıl ödediğine bir bakalım isterseniz.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre 1 Ocak-30 Haziran 2024 tarihleri arasında ülkemizde 249 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kadınları öldüren erkeklerin 92’si aile içinde, 39’u boşanma veya ayrılma aşamasındaki erkek olup 48 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti.

Kadınların 52’si kesici alet, 140’ı ateşli silahla öldürülmüş. Ölen kadınlardan 121’i evli, 63’ü bekar, 36 tanesinin durumu bilinmiyor.

Kadınların 148’i kendi evinde, 8’i çalıştığı yerde, 70 tanesi kamusal alanda katledilmiş.

Sadece altı aylık bir zaman diliminde, ülkemizin rutini haline gelen bu bilançonun hesap kesimini yaparak, büyük harflerle şu soruyu buraya bırakıyorum…

SİZCE HESABI KİM ÖDÜYOR?

Ünlü halk ozanımız Neşet Ertaş demişti ya “kadın insandır, biz insanoğlu” diye. Hah, işte o insanın ilişkilerini etkileyen dört önemli davranış varmış.

-Bencillik, (kendin için başkasına zarar vermek.)

-Özgecilik, (başkası için kendine zarar vermek.)

-Kincilik, (başkasına yardım için başkasına zarar vermek.)

-İşbirliği, (kendine yardım için başkasına yardım etmek.)

Tabi ki bu şıkların detaylarına girmeyeceğiz. Buna köşemiz yetmez. Ancak biliyorum ki toplumsal bir sorun olan yukarıdaki istatistikler, toplumu oluşturan değişik grupların samimi birlikteliği ve kollektif hareketiyle minumuma çekilebilir. Bu şıklardan en çok toplumumuzda etken olan ve bu olayların sadece medyada haber olarak kalmasını sağlayan bir özelliğimiz kendisini gösteriyor ki bunun adı bencillik… Yani halk deyimiyle “bana değmeyen yılan bin yaşasın.”

NEDİR BENCİLLİK?

Bencillik bir kişilik problemi olarak karşımıza çıkar. Ve genellikle kişinin kendisine zarar verir. Toplumlar bireylerden oluşur. Bireyin değer yargıları, hayatı algılama ve anlamlandırma modeli topluma yansır. Ortak bir inanç sistemi ortaya çıkar ki biz buna TOPLUMSAL SÖZLEŞME deriz. Bu sözleşme imza gerektirmez. İçine doğduğun toplumun üyesi olduğun anda bu sözleşme alnına yazılır. Haberin bile olmaz. Toplumunda kabul görmek, olumlanmak ve sevilebilmek için öykünürsün. Bu öykünme ezbere yapılır. Düşünme ve analitik zekayı devreye sokma gibi zor şeylere gerek te yoktur. Taklit etmen yeterlidir. Birbirimize yardım ederek ve işbirliği içinde kurduğumuz mevcut medeniyetten pay almak için aklımızın erdiği kadar fiiliyatta bulunuruz. Bu fiiliyatın sonucu da kendi payımıza düşeni almak için ortak hareket etme bilincinin topluma eğemen olmasıdır. Ama bu ortak bilinç sorgulanmadan kabul edilip içselleştirildiği için sürekli olumsuz sonuçlar doğurur. Kadın döven, öldüren ve sürekli şiddet yanlısı erkeklerin sahip olduğu bilinç işte bu kör dediğimiz bilinçtir.

NE DEMEK İSTİYORUM?

Bencil insan cahil insandır. Cehalet öğrenmeyi reddetmektir. Bencil insanlardan ortak bilinç ve kollektif hareket beklenemez. Sorunlar da üretildiği kafalarca çözülemez. Değerler eğitiminden yoksun bir toplumda sağlıklı bir toplum oluşamaz. Ezbere kabullerle, kendi yaşamını devam ettirmenin dışında bir amacı olmayan kötü canlılarla medeniyet inşa edilemez.  Topluluk bireylerin istek ve arzuları dahilinde bir araya gelerek oluşturdukları aile, komşuluk ve arkadaşlık şeklinde kendini gösterir. En önemli kısmı ailedir. Aile, anne, baba ve kısmen de çocuklardan oluşur. Aileyi kadın ayakta tutar. Kendisine şiddet uygulayan erkeği de kadın eğitir ve büyütür.

VELHASIL…

Özgür iradesinden yoksun kadınların oluşturduğu toplumlarda fatura sürekli kadınlara kesilir. Çünkü sorgulamadan öğrenmek cehaleti, cehalet de öğrenilmiş çaresizliği getirir. Kadının cahil bırakıldığı topluluklar ilerleyemez. Buradaki cehaletin nedeni üyesi olduğu toplumdaki kadının statüsüyle ve yeriyle alakalıdır. Ülkemizdeki önemli orandaki kadın hayatını, çoktan gerçekleştirilmiş ve kendilerine sunulmuş özgürsüzlük olarak yaşıyor. Ve işin kötüsü bunun farkında değiller. Öyleyse başlıktaki soruya cevabımızı artık verebiliriz. Yaşadıklarının adına alın yazısı ya da KADER diyen kadın hesabı sadece masada değil, erkek eğemen toplumda, hayatının her alanında ödemeye devam edecektir.

Bir soruyla bitirelim yazıyı: Özgür irade var mıdır? Seçimlerimizi yaşayamıyorsak cennet ve cehennemin anlamı nedir?

Her türlü şiddetten uzak, afetsiz günler dileğiyle…

Önceki İçerikEdirne’de ‘fahiş fiyat’ uygulayan işletmeye 1 milyon TL ceza
Sonraki İçerikHatay’da tedavileri tamamlanan 5 kaplumbağa denize bırakıldı
Hüseyin KANZA - ORTAK PAYDAMIZ AFETLER
HÜSEYİN KANZA1970 K. Maraş / Afşin doğumludur. Gaziantep Teknik Lise Elektrik Bölümü, Bursa Polis Okulu Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, Anadolu Üniversitesi Felsefe Bölümü, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans mezunu Halen Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünde öğrenimine devam etmektedir. Vatani görevini yedek subay (Komando Asteğmen) olarak Siirt-Pervari’de tamamladı. 1993 -2005 yılları arasında Bursa, Bitlis, Malatya ve Konya İl Emniyet Müdürlüklerinde Polis Memuru olarak görev yaptı. İçişleri Bakanlığı tarafından açılan Görevde Yükselme Sınavını kazandı ve 2005 yılında Hatay Emniyet Müdürlüğüne Sivil Savunma Uzmanı olarak atandı. Hatay Defterdarlığı, Muğla Milli Eğitim Müdürlüğü, Bursa Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü, Bursa AFAD ve Bursa İl Özel İdaresinde Sivil Savunma Uzmanı ve Şube Müdürlüğü ile Nizip Çadırkent Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinde Adana, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay illerinde 6 ay görev almıştır. 2020 yılında "Ortak Paydamız Afetler", 2025 yılında "Türkiye'de Afet Yönetim Sistemi Sorunları" isimli kitapları yayımlanmıştır. Bursa ve Kahramanmaraş’ta yayımlanan gazete ve dergilerde, afet ve acil durumlarla ilgili köşe yazarlığı yapmakta olup evli iki çocuk babasıdır. Halen Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görevine devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz