Bazı insanlar, tanımadıkları biri hakkında uzun uzun bakarak “Sen çift karakterlisin” diyebilir. Hiç konuşmadan ve yalnızca gözlemleyerek bu yargıya varmak oldukça yaygındır. Uzun yıllar bir arada yaşayan akrabalar, birbirlerinin karakterlerini iyi bilirler. Kimi saygı görürken, kimi aşağılanır; bazıları bilgelikleriyle öne çıkar. Ancak köyün ya da mahallenin delisi için karakter aranmaz; onun durumu, ne yaparsa yapsın, ne derse desin bellidir.
Son yıllarda en çok anlaşılamayanlar; çocuklar, hayvanlar ve kadınlar. Ya da belki anlamak işimize gelmiyor. Kolay olanı tercih ediyoruz ve çoğu zaman gerçekleri göz ardı ediyoruz. Hepimiz yaşadığımız yere alışır, uyum sağlamaya çalışırız. İyi bir insan olmayı, yardımlaşmayı ve seçici olmayı severiz. Çoğunluğun kabul ettiği değerlere anlayış gösteririz. Ancak ayrıntıları açıklamayı görev bilip, toplum yararına olan işlere sırtımızı dönemeyiz. Sonuç? Anlaşılamayız.
Çünkü düzeni kuran bir kere kurmuştur. O, “çomak sokuyorsun” der veya “Sen böyle bir insan değilsin. Karışma!” diye tepki gösterir. Uzmanlara göre, karakter analiz testleri yüzeysel değerlendirmelerle sınırlıdır. İç dünyamız bizi ele vermediği sürece kendimizi kandırmaya devam ederiz. Ancak yalnız kaldığımızda, belki de gerçek benliğimiz ortaya çıkar.
Karakter analizi testlerine el yazısı ve renklerin katıldığı söyleniyor. Ama bu kadar bilgi ışığında, depremlerde kaybolanlar ve şaibeli ölümler neden çözülemiyor? Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, araştırmadan, okumadan, kulaktan dolma bilgilerle işlerimizi yürütmeye çalışıyoruz. Karakterimizi değiştirmeden kendimizi anlatmaya ve anlaşılmaya devam ediyoruz.
Her alanda olduğu gibi, eğitimin önemi ve sağlıklı nesil yetiştirmek de kritik bir konu. Sonuç olarak, nasıl yaşarsak yaşayalım, çoğumuz anlaşılmayacağız.


Hoş bir konu ve bakış açısı olmuş.
Kaleminize sağlık Şengül Hnm.