DOĞRUYU BİLİYOR MUYUZ…

0
119

Başkasının derdi kendi başımıza gelmediği sürece kabul etmekte zorlanıyoruz. Sahte de olsa destek olmaya çalışıyoruz. Ölüm, hastalık, çaresizlik, hatalar ve doğru-yanlış kavramları, hayatın kaçınılmaz gerçekleri.

Ne kimseyi kırmak ne de üzmek isterim. Çoğunlukla kendimi tartarım ve empati kurmaya çalışırım; belki de en büyük hatam bu. Hayat felsefem, ikinci bir şans tanımaktan yana. Yakınlarım sık sık, “Tepkini anında vereceksin, alttan almayacaksın!” derler. Peki, herkes en doğrusunu biliyorsa, bir tek ben mi yanlışımdır?

Çevremdeki insanlarla sohbet ediyor, farklı hikayeler dinliyorum. Bu yaşımda bilmediğim pek çok şeyle karşılaştım ve kendimle yüzleştim.

TDK’ya göre doğru, aynı doğrultuda olan ve her iki yönden de sonsuza kadar giden noktalar kümesi. Her canlı kendi doğrusunda hareket eder; karınca yemeğini taşıdığı yolda ilerler, kuşlar bıkmadan aynı doğrultuda gelir gider, kaplumbağa ise sabırla hedefine ulaşır. Ve daha niceleri…

Bazen aksilikler çıkabilir; yanlışlar doğruymuş gibi algılanabilir.

Kalp temizliği nedir? Hislerimizle hareket etmek mi, yoksa inandığımız yolda yürümek mi? Her ikisini de başarabilen insan, kendine güvenen, olaylara geniş bir pencereden bakan, çözüm üretebilen ve anlayış gösteren biridir. Zaman zaman düşüncelerini güncelleyerek kendini geliştirir.

Bazı değerlerimiz bizi ayakta tutar; en başta sevgimiz gelir. Sevgiyle yapılan her şey, bütün kapıları açar. Ancak gözümüze sokula sokula aşırısına kaçmamak gerekir. Bir gün sokakta bir kadın gördüm; kedilere ve köpeklere yemek veriyordu.

— Hayvanları seviyorsunuz?
— Yoo, hiç sevmem.
— Ama besliyorsunuz?
— Evet, fazla yemeğim vardı, verdim. Suyum vardı, verdim. Onların da hakkı var.

Bu basit diyalog, sevginin ve sorumluluğun ne denli önemli olduğunu hatırlatıyor. Gerçek doğru, belki de karşımızdaki varlıkların haklarına saygı göstermekten geçiyor.

Saygılarımla.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz