TIRTIKLI PATATES

0
185

Kadın, çocuğuna bağırmadan anlatmaya, hatta onun boyu hizasına kadar eğilmiş, yüzüne bakarak göz göze gelmeye çalışıyordu. Çocuk 5-6 yaşlarında falandı… Annesi, iyi biliyordu herhalde, tane tane söylerse, istediği şeyin zararlı olduğunu anlayacağını.

-Tırtıklı patates istiyorum.

-Hayır, zararlı onlar. Ben sana evde daha iyisini yapacağım.

Sabırlı olmak çok zor. Hele bir de karşındaki çocuksa, iki katı zor. İstedikleri ne varsa gece gündüz tuttururlar. Gördükleri ne varsa unutmazlar. Beyinleri taze, hafızalarına kazınır hemen!

Yıllar önce tatilden dönerken, patatesiyle meşhur, (adı bende kalsın) olan bir ilimizin sınırlarından geçerken, yolda patates satan vatandaşlara rastladık. Yol kenarlarında satıcılardan bir şeyler almak huyumdur. “Emek veriyor insanlar” diye düşünürüm. Küçük bir çuval patates aldık. Eve geldiğimizde, patatesleri görünce nutkum tutuldu. Çuvalın görünür tarafına dizilen patatesleri tarla faresi kemirmişti. Şimdi yesen bir dert, yemesen bir dert!

Demem o ki, düzen bozuldu. Neyin gerçek, neyin yalan olduğunu, neyin sağlıklı, neyin hijyenik olduğunu çabucak unuttuk. Oysa, hayatta kalabilmek için aşılara nasıl sarılmıştık, değil mi?

Şimdi o patatesler fabrikaya gidecek ve tırtıklı olarak bize geri dönecek…

Benim burada bahsettiğim sadece patates üzerinden yaşadığım bir olaydı. Bunu alamayan çoğu kişi, bıçakla farenin yediği yeri keser, ekmeğine katık eder.

Yediğimiz sucukların, köftelerin, ucuz etlerin, kıymaların nasıl yapıldığını araştırırsak işin içinden çıkamayız. Dünya kurulduğundan beri yaratılan insanoğlu, bulunduğu coğrafyanın kurallarına hep uymuştur. Kimi köpek eti yer, kimi kurbağa, kimi yılan…

Bizim için geçerli olan ise sadece inandığımız dinimizin gerekleridir.  Et yerken ayran içilmemesi ya da yoğurt yenmez diye, malûm bir hayvanın pisliğinden yapıldığı iddia edilen ünlü bir kahve markasını da içmemek için eylem yapıyotuz.

Neden?

Bütün dünya ülkeleri arasında bir anlaşma vardır: Kimin neye ne kadar ihtiyacı varsa, alır ve satar. Birbirlerine ihtiyaç duyarlar, böylece ekonomiler canlanır.

Ama bizim ülkemiz farklıdır. Biz dört mevsimi bir arada yaşarız. Topraklarımız verimlidir. Ekmeğimizi taştan çıkarırız.

Unutulmaması gereken ise, vatanımız için gerektiğinde canımızı vermekten çekinmeyeceğimizdir.


Neyse, kadın çocuğunu ikna etti. Elinde patates torbası, çocuğuyla birlikte marketten çıktı. Eminim, tırtıklı patates yapacak ya da belki elma dilimli patates… Hadi, afiyet olsun…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz