BEYİN NE İŞE YARAR?

BEYİN NE İŞE YARAR?

Çince de “kriz” ve “fırsat” kelimelerinin aynı kökten gelir. Bizde de “risk” ve “rızk” kelimeleri aynıdır. Her kritik olayın yeni fırsatlar doğuracağını, alternatiflere kapı açacağını anlatır! Çünkü insanlar yaşanılan olağanüstü dönemlerden sonra değişim ve dönüşüme daha açıktır.

“İşini iyi yap! İşini iyi yapmak kazancının karşılığı değil, karakterinin karşılığıdır. Döktüğün beton toprağın altında kalsa bile güzel olmalı.” diye bir söz vardır. Bu sözü çok önemserim. Konu inşaatla ilgili gibi gözükse de hayatın tümü için söylenmiş bir sözdür. Bireysel davranış kalıplarının toplumsal ahlaka ve toplumun güvenli yaşam parametrelerine nasıl yansıdığının özetidir aslında. İşini iyi yapmayan veya yapamayan kişi ya da kurumların karaktersizliğinin bedeli ağır olmadı mı? En son yaşadığımız deprem afetinde önümüze konan fatura toplumsal çürümüşlüklerimizin bedeli değil mi? Ve bu faturayı ödemeye devam etmiyor muyuz? Bu faturanın neden bu kadar ağır olduğu üzerine biraz kafa yoralım isterseniz.

DÜŞÜNME İNSANA ÖZGÜ BİR DURUMDUR…

İnsan zihni fikir üretir. Bu üretim düşünme eyleminin bir sonucudur. Ancak düşünmenin nasıl yapılması ve bunun yöntemleri okullarımızda öğretilmiyor maalesef. Böyle olunca da mantık örgüsüne dayalı düşünce tarzı hayatımızın içerisinde yer almıyor.  Sorgulamadığımız dayatma ve ön kabullerimizle zamanımızı dolduruyor, yaşadığımız krizleri fırsata çeviremiyoruz. Ancak iyi bir şey yapıyoruz ki o da yas tutmak ve yaşadıklarımızı tekrar etmek!

KORTEKS VE NÖRON MESELESİ…

Aklın sadece bilgi demek olmadığını biliyoruz. Akıl aynı zamanda bu bilgileri yargılayıp, birleştirerek bağlantı kurmaktır. Ve bu bağlantıları hayata uygulayabilmektir. İşte insan denilen canlının beyni bu işe yarıyor. Tabi ki tıpla alakalı yazı yazmıyorum. Bu benim alanım değil ama insan denilen bir canlı olduğum için sahip olduğumu şeylerin özelliklerini de öğrenmem gerekiyor. Bu nedenle merak ettiğim konularla ilgili araştırma yapıyorum. Ve merak ettiğim en önemli konulardan birisi de beynimiz. İnsan beyninin nasıl çalıştığı, hangi bölümlerin ne gibi işlevinin olduğunu bilmek için beyin cerrahı olmamız gerekmiyor. Benim hayatımı ilgilendiren her şeyle alakalı bilgi edinmem gerekiyor. Oysa biz yaşam rutinlerimizi bozmuyor, kendimizi zorlamıyor ve hazırı tüketmeye devam ediyoruz. Örneğin, hepimiz cennete gitmek istiyoruz ama bunun yolunu araştırmayı sadece din adamlarına bırakıyoruz. Bu doğru bir yöntem gibi gözükmemektedir…

Öğrendiğim kadarıyla beynimizin içinde “korteks” adında bir bölüm var. Ve bu korteksi besleyen “nöron” isminde milyonlarca işçi çalışıyor. Nöronların yaptığı en önemli fonksiyon kortekse enerji sağlamak. Bu enerjinin adına da “bilgi” diyoruz. Korteksinizdeki bilgiler nöronlarınız vasıtasıyla harekete geçiyor ve sizin eylemlerinizin nedenini oluşturuyor. Bilginin sürekli olmadığı durumlarda nöronlarınız uyuşuyor. Nöronların aktif olduğu durumlarda ise korteksiniz zirve yapıyor. Yani beynini kullanmak böyle bir durumdan sonra mümkün olabiliyor. Yaşamamız için “korteks” denilen bölümün aktif olup olmamasının çok önemi yok. Eğer sorgulamadan yaşıyorsan, nefes almayı yaşamak sanıyorsan, tabiri caiz ise ot gibi yaşıyorsan hiç de lazım bir şey değil. Duruyor orada öylece.  Dursun!

BEYNİMİZİ NEYLE BESLERİZ?

Nöronlar “eğitim” le beslenir. Ezbere değil, değerler temelli ve sorgulama temelli eğitim! Eğer bu eğitimle nöronlarını ve korteksini donatmaz isen hayatta kalmak için beyninin “amigdala” bölgesi devreye giriyor. Yani hayvani içgüdülerini kontrol eden karanlık bölgen. Bu bölge senden hiçbir şey istemiyor. Örneğin araştır, oku, kitap yaz, şarkı dinle, şiir yaz demiyor.  Ya ne diyor? “Hayatta kal ve bunun için yaşamın önündeki farklılıkları, seninle aynı düşünmeyen ve ortak paydadan beslenmediğin her şeyi yok et” diyor.

SONRA NE OLUYOR?

 “Korteks”ini besleyip büyütmezsen beynindeki diğer bölge olan “amigdala” seni ele geçirir. Bu bölgenin egemen olduğu beyin için farklı olan her şey tehdittir. Örneğin her türlü insani terör eylemi korteksin devre dışı kalıp amigdala bölgesinin hâkim olduğu bir fiiliyatın sonucudur. Bu fiiliyat kaostan beslenir ve tek besini cehalettir. Yani öğrenmeyi reddetmektir.

Bu kaosun tek çıkış yolu eğitim ve eğitimin yöntemi de OKUMAK ’tır.

Okuduğunuz zaman yaşadığınız krizleri fırsata çevirecek esnekliği kazanırsınız. Okuduğunuzda örneğin afet ve acil durumların sebep sonuç ilişkisini kavrar, zarar azaltma mantığını anlar ve doğayla uyumu ön plana alarak yaşarsınız. Aksi durum kan, gözyaşı ve çaresizliktir. Millet olarak olağanüstü dönemler yaşadık ve yanlış içselleştirdiğimiz birçok şeyi değiştirme ve dönüştürme fırsatını yakaladık. Bu şansı kullanabildik mi!

AFETLER KADER DEĞİLDİR!

Kader, seçim demektir. Ve bu seçimlerimizi beynimizin hangi bölgesiyle yapıyorsak o durumlara hazırlıklı olmalıyız. Beynimiz bize sürekli mesaj gönderir. Ve der ki; bende iyi-kötü, güzel-çirkin, faydalı-faydasız diye sizce belirlenmiş her türlü eylemin kaynağı mevcuttur. Hangisini beslersen ben sana onu sunarım. Talebin neyse arzım o olacaktır. Yani, önüne konulan fatura senin eylemlerin sonucunda oluşan bir seçim listesidir. Kaosun değil kozmosun hâkim olduğu bir dünya için aklımızı doğru kullanmak isteği ve bol okumalı, afetsiz günler dileğiyle…

Kaynak:

https://www.psychologytoday.com/us/blog/thinking-in-black-white-and-gray/202111/two-parts-the-brain-govern-much-mental-life?source=post_page e2441f3f0824

Önceki İçerikİçkale Müze Kompleksi’ni 11 ayda yaklaşık 200 bin ziyaretçi gezdi
Sonraki İçerikBorderline bozukluğu intihara sürükleyebiliyor!
Hüseyin KANZA - ORTAK PAYDAMIZ AFETLER
HÜSEYİN KANZA1970 K. Maraş / Afşin doğumludur. Gaziantep Teknik Lise Elektrik Bölümü, Bursa Polis Okulu Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, Anadolu Üniversitesi Felsefe Bölümü, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans mezunu Halen Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünde öğrenimine devam etmektedir. Vatani görevini yedek subay (Komando Asteğmen) olarak Siirt-Pervari’de tamamladı. 1993 -2005 yılları arasında Bursa, Bitlis, Malatya ve Konya İl Emniyet Müdürlüklerinde Polis Memuru olarak görev yaptı. İçişleri Bakanlığı tarafından açılan Görevde Yükselme Sınavını kazandı ve 2005 yılında Hatay Emniyet Müdürlüğüne Sivil Savunma Uzmanı olarak atandı. Hatay Defterdarlığı, Muğla Milli Eğitim Müdürlüğü, Bursa Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü, Bursa AFAD ve Bursa İl Özel İdaresinde Sivil Savunma Uzmanı ve Şube Müdürlüğü ile Nizip Çadırkent Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinde Adana, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay illerinde 6 ay görev almıştır. 2020 yılında "Ortak Paydamız Afetler", 2025 yılında "Türkiye'de Afet Yönetim Sistemi Sorunları" isimli kitapları yayımlanmıştır. Bursa ve Kahramanmaraş’ta yayımlanan gazete ve dergilerde, afet ve acil durumlarla ilgili köşe yazarlığı yapmakta olup evli iki çocuk babasıdır. Halen Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görevine devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz