İnsanoğlunun başına gelmez dediğiniz her şey gelebilir, yaşayabilir, unutabilir, özleyebilir veya susabilir. Ancak, neyin nerede değerlendirebileceğimiz, acı bir gerçektir. Hata yapabiliriz, dengemizi bozabiliriz, acılar bizi olgunlaştırır, eğitir. Bazen çölün ortasında susuz kalmışız gibi yutkunabiliriz.
En iyisi, kendinize bir müzik açın…
Uzmanlara göre, dikkatimizi tek bir şeye odaklamamalıyız. Beynimizi yönlendirebiliriz. Günde en az sekiz kere sarılmalıyız.
Nasıl mı?
Vücut sağlığımız için, duygularımızı dikkatle takip etmeliyiz. Yoksa, ruhumuz uzun süren içsel depremlerle uğraşmak zorunda kalır. Bu da bir mantık değil mi?
İlk önce, kendimize bir yol çizebiliriz. Duyduğunuz bir kelimeyi iyice anlamaya çalışın. Tartın. Sonra yorum yapın.
Size yapılan iyi veya kötü bir davranışa, zaman kısıtlı ise, hemen tepki verin.
Gitmek istediğiniz yere gidin. Düğün mü var, oynayın. Ağlayın, üzülün, gülün.
Böyle yaparsanız, önce kendinizi sarıp sarmalarsınız. İnanın, bu size çok iyi gelecek…
Gözleriniz açılır. Çevrenize bakarsınız ve “Başka insanlara nasıl faydalı olabilirim?” diye düşünmeye başlarsınız.
Yaşam hakkını savunursunuz. Eğer mesleğiniz uygunsa, faydalı olmaya çalışırsınız.
Son günlerde, dünyadaki pek çok şey değişiyor. Evlerimiz, sokaklarımız, komşuluk ilişkilerimiz, sevgi ve saygı anlayışımız değişiyor. Maddiyat ön plana çıkarken, manevi duygularımız unutulmaya başlıyor.
En büyük yatırımı çocuklara ve gençlerimize yapmalıyız. Teknolojik çağın getirdiği hazırcılık ve çaba göstermeden sunulan imkanlar, kötü etkiler yaratıyor.
Bu cennet vatan, bize nice mücadelelerden sonra kazanıldı. Nice yaşamlar sona erdi, nice ocaklar söndü. Tüm bu zorlukların ardından, bu topraklar bize sunuldu. Onu canımızdan öte sarıp sarmalayacağız. Özgürce yaşamak hepimizin hakkı!
Müzik derken, şaka yapmıyorum. Sakinleştirici gücü yüksektir.
Sevgi ve saygıyla kalın…

