ÇARE, ÇARESİZLİK Mİ?

0
296

Başlığı yazarken düşündüm… Galiba bugün biraz karamsarım.
Hayat, eğer sorunları karşımıza çıkarıyorsa, mutlaka bir çaresini de sunuyordur.
Tıpkı doğum gibi…
Tıpkı hastalık gibi…
Tıpkı sevilmek ya da sevilmemek gibi…

Hep merak etmişimdir, bazı isimler neden konur?
Yeter, Yener, Soner, Hayat, Songül gibi…
Mesela “Arif” ismini koyunca, gerçekten örf ve âdet bilen biri mi oluyor? Ya da “Yeter” denince gerçekten yetiyor mu?

Eskiden, bir evde büyüklerin ismi çok sık konulunca, nüfus memuru sıkılıp kendi sevdiği isimleri koyarmış. Zaten çocuklar küçükken nasıl sevilirse, büyüyünce de o sevgiyle anılırmış. Gerçek isim unutulur, gider…

Kendimden örnek vereyim: Küçükken bana “Nönüş” derlerdi.
Çok şükür, artık öyle seslenilmiyor ama çoğu insan “Gülşen” diyor.

İsimlerin gerçeği yansıttığına inanan biriyim.
Çocuklarınıza isim koyarken iki kere düşünün derim.
Hayatı boyunca taşımakta zorlanacağı, anlamı ağır ya da olumsuz çağrışımlar yapan isimler olmasın.
Sanki bir yerlerden alıntı yapınca çocuk “düzgün” olacakmış gibi düşünmeyin.

Unutmayın, onu siz yetiştiriyorsunuz!

Çaresizliğin çaresi nedir?
Bence, umudu kaybetmemek! Hayata dört elle sarılmak! Yaşam tarzını değiştirmek! Farklı insanlarla tanışmak!

Yoksa monoton bir yaşam tarzı, tüm bedeni kilitliyor; sebepsiz ağrılar, sancılar baş gösteriyor.
“Emekli” deyince, yaş itibarıyla yavaşlıyoruz, durağanlaşıyoruz. Peki neden?

Yapacak yeni şeyler için önümüze pek çok imkân çıkmıyor mu?
O zaman yaşımıza göre değil, ruhumuza göre davranalım.
Sen kendini bırakırsan, yaşam da seni bırakır… bedenin de!

Şu sıralar sizin için yeni olan bir uğraş, ilginizi çeken bir şey var mı?

Ya da âşık olun yeniden… İlginizi çeken birileri vardır. Yaşınızdan utanıyorsanız, arkadaş olun, dost olun. İki samimi muhabbet bütün kapıları açar.

Ama mutlaka fikirlerinize önem verecek ruh ikiziniz vardır.

Unutmayın!

Çareler tükenmez. İyi düşünün, iyi kalın…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz