Bugün arefe… Yarın bayram!
Dini bayramlarımızdan biri olan Kurban Bayramı yaklaşıyor. Her zaman olduğu gibi sabah erkenden kalkılır, bayram namazı için camiye gidilir. Namazdan sonra eve dönülür ve kurbanlar kesilir. En önemlisi de, aceleyle kavrulan kurban etinin kahvaltıya yetiştirilmesidir.
Edilen niyetlerin ve duaların kabul olması için, bu etin bereketinin artması beklenir. Belki de dişinden tırnağından artırılarak kesilen kurbanın, sevdiklerinin sofrasına ulaşması; yılda bir kez de olsa bolca etin yenmesi, herkesi sevindirir…
Şu anda hayvanların kesilmesine karşı olan bir grup var. Evet, dinimizin gereği olarak bazı hayvanların etini yeriz ve bu, zaman zaman zorunlu bir ihtiyaç haline gelir. Et, vücudumuz için gerekli olan bir besin kaynağıdır. Özellikle çocukların zihinsel gelişimi üzerinde önemli etkileri vardır.Bu tür konulara yorum yapmak bana düşmez. Ben sadece hayatın devamından yanayım. Sağlıklı ve doğru besinleri tüketmek, temel ihtiyaçlarımızdan biridir.
Eti senin, kemiği benim
O zaman şöyle bir ifade hemen aklıma geldi.Yetiştiremediğimiz evlatlarımzı veya haşarılıklarından usandığımız çocuklarımızı okula getirince öğretmene “Eti senin kemiği benim!”deriz. Bu deyim, Türk kültüründe çocuğun eğitiminden artık öğretmenin sorumlu olduğuna işaret eder. Genellikle çocuğun disiplini ve eğitimi konusunda tam yetki öğretmene verilirken, ebeveynin de öğretmene olan güvenini gösterir. Ancak, bu ifade aynı zamanda fiziksel cezaların olağan görüldüğü dönemlerden kalmadır.
Bizim Türkçe’miz öyle güzel ki, bir çok anlamı birden kapsıyor. Kelimelerin derin anlamlarıyla, duygu ve düşünceleri incelikle ifade etme gücüne sahip bir dil.
Yeter ki, iyi anlayalım, iyi anlaşılalım…
Daha nice bayramlara diyelim…

