Küresel ısınmanın etkisi tüm dünyada belirgin bir şekilde görülürken Türkiye’de bu ısınmadan nasibini almakta. Ülkemiz kurak bir mevsim geçirmekte. Meteorolojik verilere göre aylardır Bursa’ya yağmur yağmıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün hava tahminlerine göre 19 Temmuz 2025 tarahinden itibaren, batı kesimlerden başlayarak hava sıcaklıklarının, ülkemiz genelinde 6-12 derece üzerine çıkacağı tahmin edilmektedir. Cumartesi günü Bursa’da hava sıcaklığı 39 C olacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenle, yazın bu kavurucu sıcaklarıyla birlikte suyun ne kadar hayati bir nimet olduğunu daha iyi anlıyoruz. Çünkü susadığımızda hemen birkaç bardak soğuk suya hayır demiyoruz.
Dünyamızın 2/3 ü su ile kaplıdır. Yerkürede bulunan suyun % 97.5’i okyanuslarda bulunan tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan %2.5 oranındaki tatlı suyun büyük bir kısmı kutuplarda bulunmaktadır. Araştırmalar, 2032 yılına kadar dünya nüfusunun yarısından fazlasının su anlamında kıtlık ile karşı karşıya kalınacağını gösteriyor.
Bir yandan da su kullanımı büyük ölçüde azaltılmadığı takdirde 2040 yılına kadar şiddetli su yokluğu ile oluşacağı tahmin ediliyor. Bursa’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan barajlarda su miktarları azaldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey “Yaklaşık 50-55 günlük su kaldı.” uyarısında bulundu. Bu rakam bir uyarıdan fazlası: Eğer bugünden önlem almazsak, yakın gelecekte musluklarımızdan bir damla su bile akmayabilir. Allah korusun!
Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf Suresi, 31)
Bu ayet sadece sofraya değil, yaşamın tamamına hitap eder. Bugün geldiğimiz noktada, suya yönelik israf, sadece bireysel bir hata değil; toplumsal bir vebaldir. Çünkü her birimizin yaptığı küçük bir ihmal, hep birlikte büyük bir krize dönüşüyor.
Yüce Allah Vakı’a suresi 68.ayetiyle ; “Hiç içtiğiniz suyu düşündünüz mü?…)” buyurmaktadır. Yaradan bu ayette suyun bereket ve kıymetini takdir etmesi için insana hatırlatmaktadır. Suyun içinde bulunan mineraller çok önemlidir. Bu mineraller suyun içiminde kolaylık sağlar. İçildiğinde insanın ağzına bir lezzet bırakır ve insanı dinginleştirir. Onun içindir ki; Bizim kültürümüzde bir bardak su büyüklerimize ikram edildiğinde içer, elhamdülillah diyerek şükür eder ve arkasından da su ikram edene “Su gibi aziz olasın” diye dua eder.
Su yeryüzüne sağnak sağnak indikten sonra bütün canlıların yaşamında vazgeçilmez haline gelerek, yaradandan insana verilen aziz bir hediyedir. Çünkü su hayattır, su azizdir. Su kutsaldır.
Sokaklarda hâlâ hortumla araç yıkayanlar, şehir şebeke suyuyla bahçe sulayanlar, balkonları yıkamak için litrelerece su akıtanlar, halı yıkayanlar görüyoruz. Oysa bu su, içme suyu; yani hayatta kalmamız için en gerekli olan kaynak. Bu bilinçle hareket etmek hem insani hemde vicdani bir sorumluluk.
Ayrıca bireysel olarak yapacağımız önlemlerde var, duş alırken suyu boşa akıtmamaya, muslukları açık bırakmamaya, bulaşık ve çamaşır makinelerini tam dolmadan çalıştırmamaya özen göstermeliyiz. Küçük gibi görünen bu alışkanlıklar, toplamda büyük bir tasarruf sağlar.
Ama her birey, kendi evinde, kendi musluğunda başlayacak bu mücadeleye. Su tasarrufu sadece “ne güzel olur” diyeceğimiz bir seçenek değil; yaşamak için bir zorunluluktur.
Unutmayalım: Suyu israf etmek, sadece bugünü değil, çocuklarımızın geleceğini de tüketmektir.
Evinizin önünü hortumla değil, kovayla yıkayın. Arabayı suyla değil, bezle silin. Bahçenizi içme suyu yerine yağmur suyuyla sulamayı düşünün. Ve her şeyden önemlisi; suya saygı gösterin.
Değerli okurlarım şunu unutmamak lazım, suyu israf eden, yaşamı israf eder.
Bu yazıyı okuyan her bir birey, bir damlayla ne olacak demeyelim gelin hep beraber bir farkındalığın parçası olalım. Çalıştığımız işyerlerimizde evimizde suya saygı duyalım, çünkü bir şeyin kıymeti ancak elden gidince anlaşılıyor, o zamanda iş işten geçmiş oluyor. Gelin bugün kendimize bir iyilik yapalım suyu boş yere harcamayalım.

