Yarın Çok Geç Olmadan

Deprem,17 Ağustos, Önlem,Afet, Afete Hazırlık

Tarihler 1999’un yaz aylarını gösteriyordu. Haziran ayında Sabah gazetesinde çıkan bir haber, Çanakkale ve Marmara Bölgesi’nde huzuru kaçırmıştı. Haberde, Erzincan Depremi’ni önceden tahmin ettiği söylenen Kanadalı bilim insanı Karl Buckthought’un uyarısı vardı:

“10 Temmuz’da Saros Körfezi’nde 6’dan büyük deprem bekleniyor.”

6 Temmuz’da Hürriyet manşetine taşıdı bu haberi. Çanakkale’de panik başladı, şehirden ayrılanlar oldu. O dönemin Çanakkale Valisi, Rahmetli Ahmet Mete Işıkara ile görüşerek araştırma yaptırdı ve sonunda şu açıklama geldi:

“Depremin zamanını önceden belirleyen bilimsel bir yöntem yoktur, vatandaşımız rahat olsun.”

Tarih 17 Ağustos 1999 saat 03.02 O geceyi yaşayanlar hiç unutmaz.

O gece sıcaktan uyuyamıyordum

Pencereden baktım, gökyüzü berraktı, yıldızlar adeta göz kırpıyordu. Sonra… Yer altından gelen bir uğultu…Sanki biri yaşadığım odayı altından çeviriyor. Bir anda elektrikler kesildi, zifiri bir karanlık  şehrin üzerine çöktü. Ayağa kalkmak istedim, mümkün değil.

O an, “Tamam” dedim, “herhalde kıyamet kopuyor.” Çocukluğum, gençliğim, ailem… Hepsi gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Sarsıntı bitince eşimi ve çocuklarımı alıp dışarı fırladım. Sokakta herkes aynı korku içinde; ağlayan anneler, titreyen çocuklar, yakınlarının haberini almaya çalışanlar…

Sabah 6’da radyodan öğrendik: Gölcük merkezli 7,4 büyüklüğünde deprem.

Her yer enkaza dönmüş

Öğlene doğru Gölcük’e vardığımızda gördüğümüz manzara… Yollar enkazla kapanmıştı, başka yollardan gitmeye çalıştık. İnsanlar bizi görünce su, ekmek, bebek bezi, ilaç istiyorlardı. Nihayetinde depremin merkez üssü olan Gölcük Deniz Komutanlığına varıyoruz, askeri lojmanlar da hasar yok, ama subay orduevinin A bloğunu oluşturan Barbaros Orduevi’nin bir kısmı yıkılmamış dururken, hemen yan tarafında bulunan Donanma Komutanlığı ile SAT komandolarının binası tamamen yıkılmıştı. Sonradan öğrendiğimizde en kazdan 1 Amiral ile birlikte 276 ölü, 235 yaralı çıkarılmıştı.

Bir başka acı

Yan yana duran apartmanlar tamamen çökmüş, deniz kumundan yapılmış olduğu enkazdan belli oluyordu. Yalova’da yaşlı bir amca, “Kızımı bulun” dedi. Evini gösterdi ama bina depremle birlikte 60 metre ileriye kaymıştı.

Ve sessiz bir tehlike… 

Yalova Çiftlikköy’deki Aksa fabrikasından 4.000 m³ akrilonitril gazı sızmıştı. Bahçedeki salatalık sarı-yeşil, patlıcan beyaz-kırmızı, domates mavi-yeşile dönmüştü. Ölçümlerde gazın insan sağlığı için tehlikeli olduğu anlaşıldı. Bu gazı soluyanların bir kısmı ilerleyen yıllarda kansere yakalandı.

1999’dan sonra nice depremler yaşadık: Bingöl, Van, Elazığ, İzmir, Kahramanmaraş… Ve her seferinde aynı cümleler:

Bu bir milat olacak, artık hazırlıksız yakalanmayacağız.”

Ama değişen ne oldu?

Hala ülkemizde güvenli olmayan binalar var.

Hala deprem kültürü toplumun gündelik yaşamına girmedi.

Oysa doğa, kendi kurallarını hep işleyecek. Depremi engelleyemeyiz, ama onu afete dönüştürmeyecek yapılar inşa edebiliriz. Şili bunun örneği. Dünyanın en sismik ülkelerinden biri olan Şili’de 9,5 büyüklüğünde deprem bile yaşandı; ama siyasetten bağımsız denetim, sertifikalı malzeme, yatay mimari ve dirençli yapı sayesinde can kaybı çok daha az.

Türkiye’de ise kentsel dönüşüm, çoğu zaman vatandaşı ve müteahhidi karşı karşıya getiren, ağır işleyen bir süreç.Gerçi devlet uzun zamandır  Riskli bölgeler ilan edip TOKİ marifetiyle konut üretiyor, ancak yeterli değil, vatandaşında  elini taşın altına koyup bu sürece dahil olması gerekiyor. 

Unutmayalım

Depreme hazırlık, güvenli yapı stoğu ile başlar.. 

Afetler, unutkan toplumları affetmez.

Çünkü deprem beklemez.

Çünkü yarın çok geç olabilir.

Depreme hazırlık, sağlam bina ile başlar.

Önceki İçerikBodrum’da Arıza Yapan Tekne Karaya Oturdu
Sonraki İçerik17 Ağustos Marmara Depremi’nin 26. yılı
Burhanettin Aydınlı - AFETLERE FARKLI AÇIDAN BAKIŞ
Burhanettin Aydınlı, 1966 yılında Erzurum’un Tortum ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde, yüksek lisansını ise Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Afet Risk Yönetimi Anabilim Dalı’nda tamamladı.Meslek hayatına başlamadan önce beş yıl boyunca Millî Gazete’de muhabirlik ve köşe yazarlığı yaptı. 1988 yılında Manisa’nın Kırkağaç ilçesine Sivil Savunma Memuru olarak atandı. 1994 yılında İnegöl ilçe Sivil Savunma Müdürü olarak atandı ve bu görevini 2009 yılına kadar sürdürdü.2010 yılında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın kurulmasının ardından, Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak göreve başladı ve halen bu görevini sürdürmektedir.Yazarlık hayatına da aktif olarak devam eden Aydınlı, İ Milat Gazetesi, Bursa’da yayım yapan A Gazete ve bursainternetgazetesi.com ve acilgundem.com.tr sitelerinde afet, acil durum yönetimi ve güncel konular üzerine serbest köşe yazıları kaleme almaktadır.1999 Gölcük ve 12 Kasım Düzce depremlerinde Kriz Yönetim Merkezlerinde altı ay süreyle görev yaptı. Ayrıca, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay ilinde bir ay süreyle aktif sahada görev almıştır.Evli ve iki çocuk babası olan Burhanettin Aydınlı, afet yönetimi alanındaki deneyim ve birikimlerini saha çalışmaları ve yazılarıyla kamuoyuna aktarmaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz