Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajla mücadele kapsamında deniz ekosistemini iyileştirmeye yönelik PİNA-İZ projesi yürütüldüğünü belirterek, proje kapsamında pinaları takip etmek için kurdukları izleme istasyonunda 4 yeni yavru tespit ettiklerini bildirdi.
Boyu 120 santimetreye kadar uzayabilen, 50 yıla kadar yaşayabilen ve midyeye benzeyen pinalar, dünyada sadece Akdeniz Havzası’ndaki denizlerde yaşıyor. Pinalar, saatte 6 litre deniz suyunu filtre ederek besleniyor ve oksijen alıyor bu yüzden denizlerin doğal filtresi olarak nitelendiriliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi işbirliğiyle bu yıl Marmara Denizi’nde müsilajla mücadele kapsamında deniz ekosistemini iyileştirmeye yönelik PİNA-İZ ve ÇAYIR-İZ projelerini hayata geçirdi. PİNA-İZ Projesi kapsamında, pinalar, hayatta kalan tek sağlıklı popülasyonunun olduğu Marmara Denizi’nde yakın takibe alındı.
Sarı, AA muhabirine, Cebelitarık ile Çanakkale Boğazı arasındaki bütün denizlerde 2016-2019 yıllarında pinalara bulaşan bir parazit nedeniyle kitlesel ölümler yaşandığını söyledi.
Marmara Denizi’ndeki, Çanakkale-İstanbul boğazları arasında olan bölgede pinaların toplu ölümlerden etkilenmediğini anımsatan Sarı, bu bölgede pinaların sağlıklı şekilde yaşamlarını sürdürdüklerini belirtti.
Dünyada pinalara yönelik doğal habitatında bu çapta yapılmış bir markalama çalışması olmadığını vurgulayan Sarı, “Sadece çoğu laboratuvar şartlarında yapılmış biyolojik çalışmalar var. Biz, 200 metrekarede 330 pinayı tek tek markaladık ve bunların büyümesini, ölümlerini, yeni birey katılımını izlemeye başladık.” ifadelerini kullandı.
“Bir bebek pina nasıl büyür, gelişir şeffaf şekilde göstereceğiz”
Yeni bireyler tespit ettiklerini aktaran Sarı, “Ağustosta 200 metrekarelik alanda 4 yeni birey gördük. Şu an 4 bebek pinamız var. Bunlardan birine umudu temsil ettiği için ‘Umut Pina’ adını verdik. Umut Pina’yı takip edeceğiz ve her yeni bebek pinamıza belki de bir isim vereceğiz. Pinalara ilgi duyan herkesin daha net bilgilere sahip olacağı bir sistem kurmaya çalışacağız. Böylece, bir bebek pina doğumundan itibaren nasıl büyür, gelişir şeffaf şekilde göstereceğiz.” diye konuştu.
Sarı, bebek pinaların boyutlarının 4 ile 5,5 santimetre arasında olduğuna işaret ederek, bu pinalardan 2 tanesinin deniz çayırı alanında, 2 tanesini de kumlu habitatta tespit ettiklerini aktardı.
Tespit ettikleri pinaların en fazla 1 aylık olduğunu vurgulayan Sarı, şunları kaydetti:
“Müsilaj sonrasında ölümlerin durduğunu görüyoruz”
Sarı, Marmara Denizi’ne 1 litre atık suyun bile arıtılmadan bırakılmaması gerektiğine dikkati çekerek, Marmara Denizi’nin müsilajdan uzak kalabilmesi ve restorasyonu için pina gibi canlıların korunması ve çoğalmalarına destek olunması gerektiğini anlattı.
Müsilaj ortadan kalktıktan sonra markalanan pinalardan hiçbirinin ölmediğini vurgulayan Sarı, “Marmara’nın diğer bölgelerindeki istasyonlarımızda da müsilaj sonrasında ölümlerin durduğunu görüyoruz. Bu da esasında müsilajın deniz ekosisteminde bizim tahmin ettiğimizden çok daha büyük etkileri olduğunu gösteriyor. Biz şu anda Marmara’nın geleceğine ışık tutacak bir çalışma yürütüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Müsilaj en çok bebek ve yavru pinalara zarar veriyor
Sarı, pinalar çoğaldıkça Marmara Denizi’nin güçleneceğine işaret ederek, denizle kurulan yanlış alışkanlıklar değişmezse Marmara’nın gelecek yıllarda müsilajla daha sık karşılaşılacağını kaydetti.
Müsilajın en çok bebek ve yavru pinalara zarar verdiğini vurgulayan Sarı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok küçük oldukları için üzerlerine çöken müsilaj, onların nefes almasını ve beslenmesini zorlaştırıyor. Kasları yeterince gelişmediği için kapak kapanıyor veya kapağın üzerini komple müsilaj kapladığı için kapak kapanamadığından içine yengeçler rahatlıkla girip canlıyı yiyebiliyor ve zarar verebiliyor. Umut edelim ki bu süre içerisinde yeni bir müsilaj oluşumu gerçekleşmesin.”

