Destek ve Uzman AFAD Gönüllüleri Faaliyet Alanı
Sedat Ergani — Acil Gündem Gazetesi | 08 Ekim 2025
Afet sonrası gönüllülerin çalışma alanı, doğası gereği tehlikeli bir bölgedir. Çünkü afetlerin ardından, ikincil afetlerin meydana gelme olasılığı her zaman vardır. Örneğin; bir deprem sonrasında toprak kayması, kaya düşmesi, baraj patlaması, çığ, yangın, patlama ya da bulaşıcı hastalıklar ortaya çıkabilir.
Afet bölgesinde görev yapan müdahaleci gönüllüler, yoğun bir tempo içinde çalışırken, çoğu zaman yemeklerini düzenli yiyemez, yeterince uyuyamaz, ıslanır, üşür ya da kavurucu sıcakta ter içinde kalır, banyo yapma imkânı bulamaz ve sürekli risk altındadırlar.
Afetzedeler ise, özellikle afetin ilk günlerinde, kendilerine yardıma gelen gönüllülerin kim olduklarını ve hangi niyetle geldiklerini tam olarak bilemediklerinden, AFAD gönüllülerini “resmî görevliler” sanarak, aldıkları hizmeti buna göre değerlendirirler.
Örneğin; siz çadır kurarken yaptığınız küçük bir hata bile öfkeyle karşılanabilir, kötü ve irite söz duyabilirsiniz. Hatta sizi küçümseyip “işini iyi yapmıyor” diye yargılayanda olabilir. Çünkü meydana gelen afetin ilk günlerinde çoğu afetzede, sizin gönüllü olarak, hiçbir maddi beklenti olmadan orada bulunduğunuzun farkında değildir.
Bu nedenle, gönüllüler olarak kötü muameleleri sabırla karşılamak için hazırlıklı olmalıyız. Bizim görevimiz; işimize odaklanmak, iş planını Gönüllü Koordinatöründen alarak yalnızca yapabileceğimiz işlerin sözünü vermektir. Tartışmaya girmek, öfkeyle karşılık vermek, sahadaki uyumu ve iş disiplinini bozar.
Unutulmamalıdır ki afetler, kişileri psikolojik olarak farklı derecelerde etkiler.
1. Birinci derece: Afeti doğrudan yaşayanlar.
2. İkinci derece: Yakınlarını kaybeden afetzede yakınları
3. Üçüncü derece: Afet bölgesinde görev yapan müdahaleciler (AFAD Gönüllüler de dahil).
4. Dördüncü derece: Afet bölgesini basından yakından takip edenler.
Afeti doğrudan yaşayan insanlar, afetin hemen sonrasında şok yaşar, ardından “inkâr” ve “kabul etmeme” sürecine girerler. Bu dönemde suçlu arayışı başlar ve kimi zaman gönüllüler de bu öfkenin hedefi olabilir. Unutmamak gerekir ki; öfke, en hızlı bulaşan hastalıktır. Sakın bu rüzgara kapılmayın.
Biz gönüllüler, bu ortamda çelik gibi sinirlerle ve soğukkanlılıkla hareket etmeliyiz. Çünkü afet bölgesinde en büyük güç, kontrolü davranmaktır.
Elbette biz de insanız. Afetzedelerin yaşadığı acı bizleri de derinden etkiler. Ancak bilmeliyiz ki bu zorlu anlar, yaptığımız faaliyetler ve fedakârlıkların gölgesinde eriyip gidecektir.
Zamanla, kurduğumuz o samimi bağlar; yardımlarımızın dokunduğu kalpler, bizlere ömür boyu unutamayacağımız hatıralar bırakacaktır.
Biz AFAD gönüllüleri olarak, yaptığımız işlerin sadece fayda yönüne odaklanmalı; belki görünmeyen ama gönüllerde hissedilen izleriyle yaşadığımız her anı, hayatımızın en anlamlı sayfalarına yazmalıyız.
Gelecek hafta köşemde, “AFAD Gönüllülerinin afet bölgesine giderken yanına alması gereken malzemeler” konusuna değineceğim.
Hoşça ve takipte kalın.

