Afetlerden Sonra

0
629

Afet Bitti, Şimdi Sıra İyileştirmede.

Peki Biz Müdahalecilerin Tavrı Ne Olmalı?

Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi

Deprem gibi doğa olayları meydana geldikten sonra, fay hattının kırılma büyüklüğüne bağlı olarak özellikle yerleşim altyapısı uygun olmayan bölgelerde, episantr (deprem merkez üssü) ve çevresinde büyük yıkımlar oluşur.

Bu yıkımlar; insanların hayatını kaybetmesine, yaralanmasına, engelli duruma düşmesine; ebeveynlerin çocuklarını, çocukların anne ve babalarını kaybetmesine ya da tüm ailenin yok olmasına sebep olabilir. Yerleşim alanlarının tamamen ya da kısmen zarar görmesiyle birlikte, insanların tüm mal varlıkları kaybedilirken; eğitim, ulaşım, güvenlik, sağlık ve yatırım gibi temel hizmetler durma noktasına gelebilir.

Yıkımı yaşayan birçok insan, gelecekteki yaşamını derinden etkileyecek psikolojik travmalarla baş etmek zorunda kalır. Yaşanan pişmanlıklar, suçluluk duyguları ve çaresizlik hissi, kalan ömrü adeta cehenneme çevirir.

Söz konusu güçlü travmatik durumlar sonucunda afeti yaşayan kişiler, hayatta kalmış olmalarına bile sevinemeyebilir; mevcut durumu kabullenmekte zorlanarak isyan edebilirler. Bu isyan bazen yönetime, bazen kadere, bazen de yaşanılan coğrafyaya hatta yardım görevlilerine yöneltebilirler. Daha adil ve sağduyulu düşünen afetzedeler ise çoğu zaman öfkeyi kendilerine yöneltir.

İşte büyük bir afet sonrasında, bu derin travmayı yaşayan afetzedelere yardım ederken nasıl bir ruh hâli ve davranış içinde olmamız gerektiğini empati yoluyla doğru şekilde analiz etmemiz gerekir. Çünkü afetzedelerin değişken duygu ve davranışlarının farkında olduğumuzda, yardım hizmetlerimizi bu hassasiyete göre iletişimi düzenleyerek çok daha etkili ve verimli hâle getirebiliriz.

Destek AFAD Gönüllülerimizle birlikte sunduğumuz yardım hizmetleri;

• Geçici barınma (çadır kurma),

• Giyim ve temel ihtiyaç desteği,

• Yeme–içme hizmetleri,

• Duygu paylaşımı ve psikososyal destek,

• Temizlik çalışmaları,

 • Yükleme–boşaltma faaliyetleri,

 • Depo yönetimi,

• Psikolojik ilkyardım vb.

Bu hizmetleri sunarken, pozitif ayrımcılık bilinciyle, insani ve saygılı bir davranış geliştirmek temel hedefimiz olmalıdır.

Her ne kadar karmaşık gibi görünse de asıl önemli olan, nasıl davranmamız gerektiğini bilmekten geçer. Acıyı yaşayan birine “Sizi anlıyorum” ya da “Daha kötüsü de olabilirdi” gibi ifadeler kullanmak doğru değildir. Bu tür sözler, afetzedeyi incitebilir ve öfkelendirebilir. Çünkü afetzede nasihat değil, yaşadığı bu ağır durumdan çıkabilmek için acil ve somut bir destek bekler.

Unutulmamalıdır ki bu süreci gerçekten ancak yaşayan bilir. Bizim yapabileceğimiz en doğru yaklaşım; iyi bir dinleyici olmak, yargılamadan, acele etmeden, çözüm dayatmadan yanında durmak ve zamanla durumun daha iyiye gidebileceği hissini verebilmektir.

Öte yandan, afetzedelere sunulan yardım ve psikososyal desteğin de bir sınırı olduğu unutulmamalıdır. Afetten kurtulan bireylerin normal hayata uyum sağlayabilmeleri için, afet sonrası üç-beş ay içinde de olsa yeniden çalışma hayatına dönmeleri, üretmeleri ve bir faaliyetin içinde yer almaları büyük önem taşır.

Çadır kentlerde kalan kadın ve erkek afetzedelerin dahi, 10–15 gün sonra boş kalmaktan sıkıldıkları gözlemlenmektedir. En sağlıklı uğraş, kendi işlerini yapmaya devam edebilmeleridir. Bu mümkün değilse, gönüllü olarak sosyal ya da toplumsal faaliyetlere katılmaları son derece değerlidir. Çocukların seyyar okullara devam etmesi, oyun ve etkinliklerle stres atması; hem kişisel gelişimleri hem de afet psikolojisi açısından son derece sağlıklıdır.

Gönüllü müdahaleciler olarak sunduğumuz her türlü yardımın da bir sınırı olduğu gerçeğini kırmadan, incitmeden ve hissettirmeden yönetmek gerekir. Burada en önemli konunun tavrımız olduğunu unutulmamalıdır. Çünkü TAVIR her şeydir.

Afetzedelere daha etkili ve verimli yardım sunabilmek amacıyla; Empati Geliştirme, İnsani Yardım ve Psikososyal Destek (Online) konularında 2026 yılı boyunca AFAD İl Gönüllü Koordinesinde geliştirme eğitimlerimize devam edeceğiz.

Gelecek hafta 2026 yılı eğitim planından bahsedeceğim.

Sağlıcakla ve Takipte Kalın.

Önceki İçerikTayvan’da korkutan sarsıntı
Sonraki İçerikGanalı ‘peygamber’ Ebu Nuh, gemiler inşa etti: Sel bugün geliyor
Sedat ERGANİ - SESİMİ DUYAN VAR MI?
Sedat Ergani-Özgeçmiş 1969 Erzurum doğumlu evli ve iki çocuk babasıyım. 1993-1994 yılları arasında Hürriyet Gazetesi'nde önce montaj ve daha sonra Yazı İşleri Sorumlusu olarak bir müddet görev yaptım. Resmi görevli olarak ilk kez 1996 yılında Erzurum Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde Arama Kurtarma Teknisyeni olarak Afetlerle tanıştım. 2003 yılından itibaren Bursa AFAD Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde görevime devam etmekteyim. Mesleğimi icra ederken birçok afet, kaza veya acil durumlara müdahale etme fırsatı buldum. 1999 Marmara ve Düzce, 2003 Bingöl, 2011 Van vb. depremlerde, sel, toprak kayması, çığ, arazide arama, Arama Kurtarma ve UMKE Eğitmeni gibi faaliyetlerde görev aldım. Çalışma hayatım boyunca 'Tüm canlıların can güvenliği için neler yapıla bilir? Bu güvenli yaşamın hayatımıza geçirilmesinde 'Ben ne yapabilirim?' çabası içinde olmaya çalıştım. Eğitim/öğretim hayatım; İşletme Fakültesi-2004 (4 Yıl), Tarım-2011 (2 Yıl), İktisat Fakültesi-2016 (4 Yıl), Acil Durum ve Afet Yönetimi-2020 (2 Yıl), Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans-2024.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz