İnsan Olabilmek

1
2676

İnsan Olmak

Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi

İnsan, doğada organize olmuş aklını en iyi kullanabilen tek varlıktır. Diğer canlılara kıyasla neredeyse her şeye hâkim olmuş, zamanla imkânsız denileni mümkün kılmıştır. Çok güzel işlerin yanında çok korkunç işlere de imza attığını görüyoruz.

İnsanların çoğu yapmış olduğu icraatların neredeyse hepsinde sonsuza kadar yaşayacakmış gibi bir tavırla hareket etmektedirler. Gelirini arttırdıkça artırarak mal üstüne mal yığmak istemeleri gibi.

Burada önemli bir gerçeği hatırlatmak gerekir: İnsanoğlu ne kadar büyük medeniyetler kurmuş olursa olsun, tarih boyunca bu medeniyetlerin tamamı yıkılmıştır. Yani burada yok oluşun kaçınılmaz olduğu görmekteyiz. Sırası gelen ölmemiş midir? Yakınlarımızı, sevdiklerimizi ölümle kaybetmedik mi?

Demek ki dünyaya tamamen hâkim olduğumuzu sansak da, ölümlü olduğumuz gerçeği karşısında mutlak hükmetmenin bir anlamının olmadığını görüyoruz. “Dünyaya biz hâkimiz” diyenler; geçici bir narkoz etkisi altındaymışçasına, akli dengeyi zorlayan, ciddiyetle ele alınmayacak bir iddia ortaya koymaktadırlar.

Eğer yukarıdaki düşüncelerde hemfikirseniz, ölümü ve yok oluş gerçeğini kabul ediyoruz demektir. O hâlde şu soruyu sormak gerekir: Ölümü bildiğimiz hâlde neden hâlâ dünyada kalıcıymışız gibi ısrarcı davranıyoruz?

Dünyada kalıcıymış gibi hareket edenler; ölümün farkında olmadan mazlumun, kimsesizin ve yoksulun hakkını yiyerek mal, makam ve mevki peşinde koşanlardır. Hak yiyen bu anlayış, insan suretinde görünüp insanlıktan uzaklaşmış olanlardır.

Lütfen bunu siyasi bir mesele olarak algılamayın; rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun şu sözü bu durumu çok net anlatır:

“Bir saniyesine dahi hâkim olamadığımız bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın âlemi yok.”

İnsan olanın takınması gereken tavır tam da budur.

Bu duruş, özünde dürüstlükle ilgilidir. Kişisel menfaat yerine toplum menfaatini gözetme meselesidir. Dik durmak, dik yürümek, başı dik yaşamaktır.

Bugüne kadar hiç görmedik ki hayvanlar ya da bitkiler insanlara bilerek isteyerek travma yaşatsın. Travmanın kaynağı bizzat insanın kendisidir. İnsan insana, insan doğaya, insan bitkiye çoğu zaman bilerek, kimi zaman da farkında olmadan unutulması zor travmalar yaşatmaktadır.

Nasıl mı?

Afete maruz kalabilecek bölgelerin yerleşime açılması, afetlere dayanıksız yapılar inşa edilmesi veya buna göz yumulması, yapı denetimindeki zafiyetler, trafik kurallarına uymamak, kendisine emanet edilen kamu malını hoyratça kullanmak, başkasının malına ve namusuna göz dikmek, aile içinde eşlere ve çocuklara zulmetmek, suyu, toprağı ve havayı bilerek kirletmek, hayvanların yaşam alanlarını yok etmek… Bu liste daha da uzatılabilir. Eminim sizlerde bu listeye bir çok şey eklemek istersiniz.

Tüm bunlar bize şunu gösteriyor: Sağlıklı bir toplumun temel şartı, her şeyden önce İNSAN OLABİLMEKTİR.

Herkes kendini çok iyi tanıyor. Gelin, bilerek ve isteyerek yaptığımız yanlış tavır ve davranışları düzeltmeye önce kendimizden başlayalım. Karşımızdakinin de sevgiye, saygıya ve insan yerine konulmaya ihtiyacı olduğunu unutmayalım.

İyi insan olmanın dinle, töreyle, siyasi düşünceyle, eğitimle, yaşla ya da cinsiyetle doğrudan bir ilgisi yoktur. Bu, tamamen akletmekle ilgilidir. Ne yaparsak yapalım, icraata geçmeden önce aklımıza danışalım; ölçelim, biçelim, Hakk’a uygunsa sonra adım atalım.

Tavır ve davranışla ilgili güzel bir söz vardır: “Söz, ağızdan çıkıncaya kadar senin esirindir; çıktıktan sonra ise sen onun esirisin.”

Bir ömür boyu esaret altında yaşamaktansa, düşünerek konuşmak, ölçülü ve adil davranmak esasen özgür yaşamaktır.

Toplumda saygın bir insan olmak istiyorsak; önce saygı duymayı, sevmeyi ve empati kurmayı öğrenmeliyiz. Çünkü insan, insan kaldığı sürece dünya yaşanabilir; insanlıktan uzaklaşıldığında ise en gelişmiş medeniyetler bile anlamını yitirir.

Günümüz tükeniyor. Daha adil, daha vicdanlı ve daha umut dolu bir gelecek; insan olmayı gerçekten başardığımız gün mümkün olacaktır.

Afetsiz günler dilerim.

Önceki İçerikNİHİLİST PENGUEN…
Sonraki İçerik6 ŞUBAT 2023
Sedat ERGANİ - SESİMİ DUYAN VAR MI?
Sedat Ergani-Özgeçmiş 1969 Erzurum doğumlu evli ve iki çocuk babasıyım. 1993-1994 yılları arasında Hürriyet Gazetesi'nde önce montaj ve daha sonra Yazı İşleri Sorumlusu olarak bir müddet görev yaptım. Resmi görevli olarak ilk kez 1996 yılında Erzurum Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde Arama Kurtarma Teknisyeni olarak Afetlerle tanıştım. 2003 yılından itibaren Bursa AFAD Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde görevime devam etmekteyim. Mesleğimi icra ederken birçok afet, kaza veya acil durumlara müdahale etme fırsatı buldum. 1999 Marmara ve Düzce, 2003 Bingöl, 2011 Van vb. depremlerde, sel, toprak kayması, çığ, arazide arama, Arama Kurtarma ve UMKE Eğitmeni gibi faaliyetlerde görev aldım. Çalışma hayatım boyunca 'Tüm canlıların can güvenliği için neler yapıla bilir? Bu güvenli yaşamın hayatımıza geçirilmesinde 'Ben ne yapabilirim?' çabası içinde olmaya çalıştım. Eğitim/öğretim hayatım; İşletme Fakültesi-2004 (4 Yıl), Tarım-2011 (2 Yıl), İktisat Fakültesi-2016 (4 Yıl), Acil Durum ve Afet Yönetimi-2020 (2 Yıl), Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans-2024.

1 Yorum

  1. İnsanlık ve çok önemli konu deyimisiniz sizecede öngörü ve saygl sevgi içerde olmak gerekiyor güzel yazı yazmış kendinmizi yestirmek güzel hoşgörü bir hayat kurmak güzel duygu onun için afad gönlünüsü olmaktan gurur duyuyorum sizin fikriniz çok güzel

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz