KURBAN BAYRAMI MESELESİ…

0
1967

KURBAN BAYRAMI MESELESİ…

Yarın Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. İslamiyet’te bu ibadetin kökeni Hz. Âdem’in oğullarına kadar uzanır. Bugün ise Hz. İbrahim’in, oğlu İsmail’i Allah yolunda kurban etme sınavına ve fidye olarak gönderilen koça dayanır. Müminlere farz kılınması ise Hicret’in 2. yılına (M.S. 624) denk gelir. İslam peygamberi Hz. Muhammed bu tarihte kurban kesmeyi dini bir hüküm (vacip/sünnet) olarak kesinleştirmiştir. O tarihten bu yana, Zilhicce ayının 10. gününden başlayan Eyyâm-ı Nahr (kurban kesim günleri) ile Kurban Bayramı kutlanmaktadır.

Tarihsel süreci biraz daha genişletecek olursak: İnsanlık tarihindeki ilk kurbanlar Kur’ân-ı Kerîm’de işaret edildiği üzere Hz. Âdem’in oğulları Hâbil ve Kâbil tarafından sunulmuştur. Bugüne kadar gelen süreç ise Hz. İbrahim’in rüyasında oğlunu kurban ettiğini görmesi ve bu emre itaat etmesiyle başlar. Hz. İbrahim Peygamber ve oğlu İsmail’ in samimiyetini kanıtlamış ve bunun üzerine Allah bir koç gönderip, onu kurban etmelerini buyurmuştur.

Bu hikâye Yahudi kutsal kitaplarında da geçmektedir. Ancak Yahudilerde hayvan kurban etme ibadeti daha sonra başlayıp, farklı şekillerde icra edilmektedir.

Örneğin bir grup, İkinci Tapınak’ın Romalılar tarafından yıkılması sonrası hayvan kurban etmeye izin verilmediğini, bunun yerine bu ibadeti dua yoluyla icra ettiklerini ifade ederken bir başka grup ise bu ibadetin kalıcı olarak yasaklandığına inanmaktadırlar.  Hatta bazıları da Mesih’in gelişiyle kurban kesmeye geri dönüleceğini söylemektedirler.

Ancak Kudüs’teki bazı gruplar, Yahudi dini takvimindeki en önemli bayramlar arasında olan Hamursuz Bayramı’nda hâlâ kurban keserken bazı gruplar ise kurbanlık hayvanın bedeline eşdeğer bağış yaparak bu ibadeti ifa etmektedirler.

Hristiyanlıkta İsa Peygamber “Tanrı’nın Kuzusu” olarak görülür ve onun ölümü nihai kurban olarak değerlendirildiği için bu dini gelenek uygulanmaz.

Biz Türk’ler ise İslamiyet’ten önce Gök Tanrı inancına sahiptik ve kurban ritüeli çok eski çağlardan beri (Göktürkler dönemi dahil) uygulanmaktaydı.

Hinduizm’de ise hayvan kurban etme konusunda görüş ayrılıkları olsa da Hinduların bir kesimi bu ibadeti halen yapmaktadırlar.

Velhasıl, birçok toplumda kurban, çok eski yıllara dayanan çeşitli inançların ritüeli olarak varlığını sürdürmektedir.

Peki, Neden Kurban Keseriz?

Kurban Bayramı, İslam dünyasında en önemli dini bayramlardan biridir. Hz. İbrahim’in, oğlu İsmail’i kurban etmeye niyetlenişi fedakârlığı, Allah’a olan bağlılığı ve teslimiyeti simgeler. Bu nedenle kurban kesilir ve kesilen kurban etleri fakirlerle dağıtılır. Allah rızası için yapılan bu ibadetin temelinde toplumsal dayanışma ve kardeşlik ruhu yatar.

Ayrıca bayramlar kişiler arasında olduğu kadar toplumlar arasında da sosyolojik ve psikolojik açıdan güçlü bağlar kurar. Toplumu bir araya getiren bu ritüeller; aile bağlarını güçlendirirken toplumda dayanışmayı ve kolektif kimliği pekiştirir.

Olanın olmayana vererek paylaşması sonucunda dayanışma ve toplumsal aidiyet hissi ortaya çıkar. Ayrıca hayatın koşuşturmasına bir nefeslik mola, huzur ve yenilenme imkânı sağlar.

Geçmiş ve gelecek bağlantıları kurulur, akraba, eş ve dostlarla vakit geçirilerek anılar biriktirilir. Bu gibi ortamlar insanın ruhsal dengesini destekler ve hayatın zorluklarıyla başa çıkmasına yardımcı olur. Bireyler geçmişle bağlantı kurar, sevdikleriyle vakit geçirir ve önemli anılar biriktirir. Böylece ruhsal dengemiz desteklenir, stresle daha kolay başa çıkar ve toplumsal aidiyet hissimiz güçlenir.

Ülkemizde kutlanan ve icra edilen Kurban Bayramı inanç ve ibadet merkezlidir. Toplumsal dayanışma ve paylaşım ritüellerine sıkı sıkıya bağlıdır. İslam dışı toplumlardaki bayramlar ise genellikle kültürel, mevsimsel ya da ulusal kutlamalara dayanır.

Bayramlar her nerede ve her ne sebeple kutlanırsa kutlansın insanlara huzur, mutluluk ve barış getirsin diyor;

İslam aleminin mübarek Kurban Bayramı’nı kutluyor, mutlu bayramlar diliyorum…

Önceki İçerikYazın Gelişini Kutlarken Ciğerlerimizi Yakmayalım!
Sonraki İçerikIşık Kirliliğinin Doğa ve İnsanlar Üzerindeki Etkileri ve Alınabilecek Önlemler
Hüseyin KANZA - ORTAK PAYDAMIZ AFETLER
HÜSEYİN KANZA1970 K. Maraş / Afşin doğumludur. Gaziantep Teknik Lise Elektrik Bölümü, Bursa Polis Okulu Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, Anadolu Üniversitesi Felsefe Bölümü, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans mezunu Halen Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünde öğrenimine devam etmektedir. Vatani görevini yedek subay (Komando Asteğmen) olarak Siirt-Pervari’de tamamladı. 1993 -2005 yılları arasında Bursa, Bitlis, Malatya ve Konya İl Emniyet Müdürlüklerinde Polis Memuru olarak görev yaptı. İçişleri Bakanlığı tarafından açılan Görevde Yükselme Sınavını kazandı ve 2005 yılında Hatay Emniyet Müdürlüğüne Sivil Savunma Uzmanı olarak atandı. Hatay Defterdarlığı, Muğla Milli Eğitim Müdürlüğü, Bursa Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü, Bursa AFAD ve Bursa İl Özel İdaresinde Sivil Savunma Uzmanı ve Şube Müdürlüğü ile Nizip Çadırkent Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinde Adana, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay illerinde 6 ay görev almıştır. 2020 yılında "Ortak Paydamız Afetler", 2025 yılında "Türkiye'de Afet Yönetim Sistemi Sorunları" isimli kitapları yayımlanmıştır. Bursa ve Kahramanmaraş’ta yayımlanan gazete ve dergilerde, afet ve acil durumlarla ilgili köşe yazarlığı yapmakta olup evli iki çocuk babasıdır. Halen Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görevine devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz