Yaşama Değer Katanlar

0
413

Bizde Onlar Gibi Miyiz?

Sedat Ergani – Acil Gündem Gazetesi

Yaşadığımız çevre, bizim yaşam alanımızdır ve büyük ölçüde davranışlarımız doğrultusunda şekillenir.

Hani basit ama anlamlı bir söz vardır: “Herkes evinin önünü süpürürse bütün sokak temiz olur.” Aslında toplumsal yaşamın özeti de budur. Her birey üzerine düşeni yaptığında, ortaya daha yaşanabilir bir dünya çıkar.

Çevrenizde sigara içen kimse yoksa sizin de sigaraya başlamanız daha zor olur.

Esnafın nazik, dürüst ve güvenilir olduğu bir yerde alışveriş yaparken kendinizi huzurlu hissedersiniz. Aldığınız ürünü sorgulama ihtiyacı bile duymazsınız.

Demek ki iyilik bulaşıcıdır. Doğru davranışlar doğru karşılık bulur ve güzel bir yaşam çevresi oluşturmak büyük ölçüde bizim elimizdedir.

Farkında olmasak da her yaşam alanını güzelleştiren insanlar vardır. Onlar, yaşadıkları çevrenin daha güzel olması için yılmadan çaba gösterirler.

Onlar;

Güzel ve naif konuşurlar. Güler yüzlü, sempatik ve saygılıdırlar. İsraf etmez, sağlığının ve elindeki nimetlerin farkında olarak kimsenin namusuna-malına kem gözle bakmayan, komşuluk ilişkileri güçlü ve güven verenlerdir. İşlerinde hileye başvurmaz, insan haklarını gözetir ve Allah korkusunu kalplerinde taşırlar.

Bu değerli insanlar herkese selam verir, trafikte kurallara uyar, affedici ve yardımsever davranırlar. Hayır işlerine destek olur, insanların zor zamanlarında maddi ve manevi yardımlarını esirgemezler. Çoğu zaman gönüllü olarak çalışır; açlığa, yorgunluğa, ağır iş şartlarına ve türlü zorluklara rağmen görevlerini sürdürürler.

İnsanlar üzülmesin, strese girmesin diye gereksiz gürültü yapmazlar. Fırsatçılığı sevmez, yaptıkları her işte Allah’ın veya inandıkları kutsal değerlerin rızasını gözetirler.

İşte bu güzel insanlar sayesinde daha az can kaybı, daha az yaralanma ve daha az mal kaybı yaşanır. Çünkü onlar işlerini sağlam yapar; kimsenin zarar görmesini istemezler.

Bu satırları okurken eminim ki birçok kişi kendinden bir şeyler bulmuştur. Belki de içinizden, “Ben de böyle olmaya çalışıyorum.” diyorsunuzdur.

Ama yine de bazı hususları yeniden hatırlatmakta fayda görüyorum:

Din görevlisiyseniz, mensubu olduğunuz dini yalnızca vaazlarınızla değil, yaşantınızla da temsil etmeniz gerektiğini unutmayın.

Memursanız, size emanet edilen görevi layıkıyla, şefkatle ve bıkkınlık göstermeden yerine getirin.

İşçiyseniz, yaptığınız işin insan hayatını etkileyebileceğini bilerek yapın.

Sağlık çalışanıysanız, bir hastanın iyileşmesinde sizin de payınız olduğunu unutmayın.

Müteahhitseniz, binaları gerçekten afetlere dayanacak şekilde inşa edin.

Şoförseniz, taşıdığınız her canın size emanet olduğunu bilerek direksiyon başına geçin.

Eğitimciyseniz, her öğrencinizi geleceğin yöneticisi, bilim insanı veya toplum önderi olarak görüp emek verin.

Yöneticiyseniz, adaletin bir gün size de lazım olacağını unutmadan kararlar alın.

Emniyetçisiyseniz, koruyup kolladığınız değerlerin kendi insan ve malınızı koruduğunuz gibi koruyun.

Ve insansanız; bir gün arkanızdan kaç kişinin hayırla dua etmesini istiyorsanız, hayatınızı ona göre şekillendirin.

Kısacası, çevremizin güvenli ve yaşanabilir bir dünya olması için emek veren insanlar var. Onların çabaları çoğu zaman görünmez. Ancak bizler, farkında olsak da olmasak da onların sayesinde ayakta dururuz.

Bu güzel insanları gördüğümüzde bir teşekkür etmeli, bir dua göndermeliyiz. Çünkü onlar yaşadığımız şehre değer katan gizli kahramanlardır.

Onlar; insanı önemser, hayvanları sever ve doğayı korurlar. Dahası, sadece “seviyorum” demekle yetinmez; iş başa düştüğünde hiç tereddüt etmeden ellerini taşın altına koyarlar.

O yüce ruhlu insanlar; yaptığı işten herhangi bir çıkar beklemeden, hangi mesleği icra ediyorsa etsin, toplum yararını gözeterek GÖNÜLLÜ fedakârlık yapan insanlardır.

İyi ki varlar…

Onların kıymetini bilelim….

Önceki İçerikAklımın irtifası
Sedat ERGANİ - SESİMİ DUYAN VAR MI?
Sedat Ergani-Özgeçmiş 1969 Erzurum doğumlu evli ve iki çocuk babasıyım. 1993-1994 yılları arasında Hürriyet Gazetesi'nde önce montaj ve daha sonra Yazı İşleri Sorumlusu olarak bir müddet görev yaptım. Resmi görevli olarak ilk kez 1996 yılında Erzurum Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde Arama Kurtarma Teknisyeni olarak Afetlerle tanıştım. 2003 yılından itibaren Bursa AFAD Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde görevime devam etmekteyim. Mesleğimi icra ederken birçok afet, kaza veya acil durumlara müdahale etme fırsatı buldum. 1999 Marmara ve Düzce, 2003 Bingöl, 2011 Van vb. depremlerde, sel, toprak kayması, çığ, arazide arama, Arama Kurtarma ve UMKE Eğitmeni gibi faaliyetlerde görev aldım. Çalışma hayatım boyunca 'Tüm canlıların can güvenliği için neler yapıla bilir? Bu güvenli yaşamın hayatımıza geçirilmesinde 'Ben ne yapabilirim?' çabası içinde olmaya çalıştım. Eğitim/öğretim hayatım; İşletme Fakültesi-2004 (4 Yıl), Tarım-2011 (2 Yıl), İktisat Fakültesi-2016 (4 Yıl), Acil Durum ve Afet Yönetimi-2020 (2 Yıl), Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans-2024.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz