Afetlere Karşı Ortak Güç
Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi
Ülkemizde yaşanan afetlerden sonra, afetlere hazırlık ve müdahale konusunda özellikle planlama alanında önemli mesafeler kat edildiğini söyleyebiliriz.
Eskiden afet meydana gelir, ardından afetin yol açtığı zararları gidermek amacıyla Kriz Yönetimi devreye girerdi. Tüm çalışmalar, kamu gücü kullanılarak afetin sonuçlarıyla baş etmeye yönelik olurdu. Günümüzde ise Afet Risk Yönetimi anlayışıyla birlikte bu yaklaşım değişmiş, afet yönetiminde yeni bir dönem başlamıştır.
Afet Risk Yönetimi Modeli’nin temel amacı; doğa, teknoloji ve insan kaynaklı afetlerin önceden öngörülmesi, oluşturabilecekleri risklerin belirlenmesi ve afet meydana gelmeden önce yapılacak zarar azaltma çalışmaları ile bu risklerin tamamen ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesidir.
Ülkemizde zarar azaltma çalışmalarının koordinasyonu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yürütülmekte, illerde ise bu sorumluluk AFAD İl Müdürlükleri tarafından yerine getirilmektedir.
İl düzeyindeki zarar azaltma çalışmalarının en önemli araçlarından biri İRAP (İl Risk Azaltma Planı)’dır.
Kısaca İRAP; il sınırları içerisinde meydana gelme ihtimali bulunan;
• Doğa kaynaklı afetleri (deprem, sel, çığ, heyelan vb.),
• Teknolojik afetleri (sanayi kazaları, büyük ulaşım kazaları, KBRN olayları vb.),
• İnsan kaynaklı afetleri (trafik kazaları, yangınlar, terör olayları, savaş, çevre kirliliği vb.)
önceden değerlendirerek, meydana gelmesi muhtemel zararların azaltılması amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarına görev veren kapsamlı bir planlama sistemidir.
İRAP kapsamında her risk için Ana Çözüm Ortağı ve Destekleyici Kurumlar belirlenerek kurumlar arasında görev paylaşımı yapılmaktadır.
Örneğin;
Deprem: Afete dayanıklı yapılaşmanın sağlanmasında Büyükşehir ve ilçe belediyeleri ana çözüm ortağı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ise destekleyici kurum olarak görev yapmaktadır.
Kütle Hareketleri (Heyelan): Bursa Yıldırım ilçesi sınırları içerisinde riskli alan ilan edilen bölgelerde bulunan yapıların kamulaştırılması Yıldırım Belediyesi’nin sorumluluğunda olup, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü destekleyici kurumdur.
Taşkın ve Sel: Taşkın riski bulunan ve güvenli olmayan alanlardaki yapıların kentsel dönüşüm veya farklı iskân modelleriyle taşınması konusunda Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve DSİ Bölge Müdürlüğü sorumluluk üstlenmektedir.
Tüm Afetler: Afet gönüllülerinin farkındalığını artırmak amacıyla SMS bilgilendirmeleri yapılması AFAD İl Müdürlüğünün, bu çalışmalara destek verilmesi ise Bursa Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğundadır.
Görüldüğü gibi afetlere hazırlık yalnızca AFAD’ın değil, birçok kamu kurumunun ortak sorumluluğundadır.
Ancak burada hepimizin sorması gereken önemli bir soru var:
Bu kurumlar, kendilerine verilen zarar azaltma görevlerini ne ölçüde yerine getiriyor?
Bu soru hepimizi yakından ilgilendiriyor. Çünkü söz konusu olan; insanların canı, malı, yuvası ve geleceğidir. Hazırlık konusu, hayati öneme sahip bir meseledir.
İRAP kapsamında yapılması gereken çalışmalar, şehirlerimizi afetlere karşı daha dirençli hâle getirmeyi amaçlamaktadır. Ancak vatandaş olarak bu çalışmaların ne kadarının gerçekleştirildiğini çoğu zaman takip etmiyoruz. Belki de kaderci bakış açımız nedeniyle bunu sorgulama ihtiyacı da duymuyoruz.
Fakat burada başka bir soruyu da kendimize yöneltmeliyiz:
Devlet görevini yapmalı; peki biz birey olarak üzerimize düşeni ne kadar yapıyoruz?
İşte tam bu noktada benim önerdiğim bir kavram devreye giriyor:
BİRAP (Bireysel Risk Azaltma Planı)
Bu isim tamamen bana ait olsa da, içeriğinin her birey için hayati önem taşıdığına inanıyorum.
BİRAP; kişinin kendisini, ailesini ve yaşam alanlarını afetlere karşı daha dirençli hâle getirmek amacıyla alacağı tüm bireysel önlemleri kapsayan bir hazırlık planıdır.
Örneğin;
• Depreme dayanıklı bir binada oturmayı tercih etmek,
• Evdeki dolap, kitaplık, kombi ve diğer ağır eşyaları duvara sabitlemek,
• Aile afet planı hazırlamak,
• Afet ve ilk yardım eğitimleri almak,
• Acil durum çantası bulundurmak,
• Araç kullanırken trafik kurallarına uymak,
• Sel riski bulunan dere yataklarında veya heyelan riski taşıyan bölgelerde yaşamamaya özen göstermek, bunların tamamı aslında birer BİRAP uygulamasıdır.
Afetlere dirençli toplum oluşturmanın yolu yalnızca devletin yapacağı çalışmalardan geçmez. Bireylerin de kendi sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir.
Her şeyi devletten beklemek doğru değildir. Önce biz üzerimize düşeni yapmalı, ardından kamu kurumlarından kendi sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmelerini istemeliyiz.
Ben ümitsiz değilim.
Ancak biliyorum ki afetlere hazırlıklı bir toplum oluşturmak uzun ve sabır isteyen bir süreçtir. Çünkü insanlar çoğu zaman afetleri kendilerinden uzak görürler. Ne zaman ki afet kapımızı çalar, işte o zaman hazırlığın ne kadar önemli olduğunu acı şekilde öğreniriz.
Oysa afetlere karşı alınacak en değerli tedbir, afet olmadan önce yapılan hazırlıktır.
Sağlıcakla kalın.


Çık güzel bir yazı varolasin.