AFET NEDİR?
Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi
Afet…
Bu kelimeyi sıkça duyuyoruz. Deprem, sel, yangın, heyelan, trafik kazası, sanayi kazası… Hepsinin ortak bir noktası var: İnsan hayatını ve yaşam düzenini etkileyebilecek bir tehlike taşıyorlar.
Peki, Afet Nedir?
İlgili mevzuatta afet; toplumun tamamında veya belli kesimlerinde fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yetersiz kaldığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olaylar olarak tanımlanıyor.
Bu tanımın özellikle iki önemli noktasının altını çizmek gerekiyor.
Birincisi; Her büyük olay afet değildir.
Örneğin okyanusun ortasında çok büyük bir deprem meydana gelebilir. Ancak bu deprem herhangi bir can veya mal kaybına, ekonomik ya da sosyal bir zarara yol açmıyorsa, bunu afet olarak nitelendiremeyiz.
Demek ki afet kavramında yalnızca olayın büyüklüğü değil, insan ve yaşam üzerindeki etkisi belirleyicidir.
İkinci önemli nokta ise afetlerin kaynaklarına göre sınıflandırılmasıdır.
Üç başlıkta afetler
1. Doğa kaynaklı afetler:
Deprem, sel, çığ, kaya düşmesi, tsunami, kuvvetli rüzgâr, volkanik patlama, aşırı sıcaklık, yıldırım, kuraklık ve yoğun yağış gibi olaylar.
2. Teknolojik afetler:
Büyük ulaşım ve sanayi kazaları, tehlikeli madde kazaları, nükleer tesislerde meydana gelebilecek kazalar ve sızıntılar, barajların yıkılması gibi olaylar.
3. İnsan kaynaklı afetler:
Yangınlar, büyük trafik kazaları, toplumsal olaylar, terör olayları, savaşlar ve çevre kirliliği gibi insan faaliyetleri sonucunda ortaya çıkabilen olaylar.
Şimdi diyeceksiniz ki:
“Bunları neden okul dersi gibi tek tek anlatıyorsun?”
Çünkü bize zarar verme potansiyeli olan bir tehlikenin ne olduğunu bilmeden, ona karşı hazırlık yapamayız.
Tehlikeyi tanıyacağız ki, oluşturabileceği zararları önceden değerlendirelim. Zararları tamamen ortadan kaldıramıyorsak bile en aza indirmek için doğru stratejiler ve doğru müdahale yöntemleri geliştirelim.
Mesela Bursa’da meydana gelen olaylara baktığımızda, heyelan önemli bir tehlike olarak karşımıza çıkarken; en büyük yıkım ve can kaybı potansiyelini taşıyan tehlikelerin başında deprem gerçeği geliyor.
Bunun yanında Bursa’nın sanayi yapısı nedeniyle büyük bir sanayi kazasının veya bazı bölgelerde baraj kaynaklı bir olayın da ciddi sonuçlar doğurabileceğini unutmamak gerekiyor.
Burada önemli bir ayrıntı daha var:
Afetlere hazırlık, yalnızca yaşadığımız şehrin afetlerini bilmekten ibaret değildir.
Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir afet, bugün veya yarın bizim de karşımıza çıkabilir. İnsanlar farklı şehirlerde yaşayabilir, seyahat edebilir, çalışabilir veya eğitim görebilir.
Bugün Bursa’da yaşayan bir insanın tsunamiyle Japonya’da, volkanik patlamayla İtalya’da veya çığla Anadolu’nun dağlık bölgelerinden birinde karşılaşmayacağını kimse garanti edemez.
Bu nedenle afet bilinci, “Benim yaşadığım yerde bu olmaz.” düşüncesiyle sınırlı kalmamalıdır.
Tehlikeleri tanımak, riskleri bilmek ve karşılaşabileceğimiz olaylara göre hayatımızı ve yaşam alanlarımızı hazırlamak zorundayız.
Çünkü afetlere hazırlık, afet meydana geldiğinde değil; afet henüz yokken başlar.
Önümüzdeki birkaç yazımızda doğa, teknoloji ve insan kaynaklı afetleri tek tek ele alacak; bu afetlere karşı neler yapabileceğimizi, hangi önlemleri alabileceğimizi ve afet anında nasıl hareket etmemiz gerektiğini konuşacağız.
Tehlikeyi tanıyacağız, riski anlayacağız, hazırlığımızı yapacağız.
Gelecek yazımız; ‘Afet Zararları’ üzerine olacaktır.
Takipte kalın.

