DEPREM VE GÖNÜLLÜLÜĞÜN ÖNEMİ

0
665

Deprem ve Gönüllük Çalışmaları

Deprem gibi büyük afetler meydana geldikten sonra, yıkımın boyutuna bağlı olarak onlarca Arama Kurtarma Ekibine ihtiyaç duyulabilir. Özellikle ilk 72 saat, yani üç gün içerisinde enkaz altında kalan tüm afetzedelere ulaşmak hayati önem taşımaktadır. Bu acil müdahaleyi mevcut ve dış yardım kurtarma ekipleriyle başarmak pekte mümkün değil. Çünkü burada binlerce enkazdan bahsediyoruz.

Burada planlama da bile koordinatörleri zorlayan sorular;

Olası binlerce enkaza acil müdahale için nasıl ulaşabiliriz?

Depremin hemen ardından enkaz başında kimler bulunur?

İlk kurtarma faaliyetlerini kim gerçekleştiriyor?

Bu sorulara Birleşmiş Milletlerin istatistiki bir çalışmasıyla cevap verelim:

‘Deprem nedeniyle yıkılan binalardan kurtarılan kişilerin %85’i, o bölgede yaşayan ve afetten sağ kurtulmuş halk tarafından kurtarılmaktadır. Afetten sonra afet bölgesine gelen Arama Kurtarma Ekipleri ise yalnızca enkaz altında kalan %15’lik kesime müdahale edebilmektedir’.

Bu veriler bize gösteriyor ki, aslında ilk müdahaleyi yine afetzedelerin kendileri/yakınları/komşuları yapmaktadır. Profesyonel ekipler ise daha teknik ve zorlayıcı kurtarma operasyonlarında devreye girmektedir.

O halde; ‘Afet bölgesinde ilk müdahaleyi yapacak olan halkın, bilinçli ve doğru şekilde hareket edebilmesi için afetlere müdahale konusunda eğitim alması hayati öneme sahiptir’ diyebiliriz.

Verilecek eğitimler, yaşanılan bölgenin öncelikli afet risklerine göre şekillendirilmelidir. Böylece eğitimler hem daha etkili olacak hem de müdahale başarı oranı artacaktır.

Şimdi akıllara şu soru geliyor:

Bu kadar çok sayıda vatandaşa nasıl ulaşılıp eğitim verebiliriz?

Aslında sistemli ve ciddi bir yaklaşımla bu eğitimleri gerçekleştirmek oldukça mümkün. Ancak hem eğitimi verecek kurumlar hem de katılımcılar bu işi ciddiye almalıdır.

Nasıl mı?

Her ilde İl AFAD Müdürlüğü bulunmaktadır. Bu müdürlükler aracılığıyla, afet dışı dönemlerde il merkezinden başlayarak ilçelere ve köylere kadar uzanan bir eğitim planlaması yapılabilir. Eğitimlerde, o yerleşim biriminin karşı karşıya olduğu afet türleri ve bu afetlerin zararlarını azaltmak için bireysel ya da kurumsal olarak alınabilecek önlemler, görsellerle desteklenerek vatandaşlara aktarılmalıdır.

Eğitimler yalnızca seminer formatında olmamalı, uygulamalı bölümler mutlaka içermelidir. Her katılımcı, eğitimde pratik yaparak bilgiyi pekiştirmelidir. İl ve ilçe düzeyindeki görevli personel arasında görev paylaşımı yapılarak, eğitimlerin yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.

Kırsal bölgelerde verilecek eğitimler, alanında deneyimli, iletişimi güçlü ve eğitim bilincine sahip AFAD personelleri ya da AFAD akreditasyonuna sahip STK ekiplerince yüz yüze yapılmalıdır. Bu bölgelerde eğitimlerin gerçekleştirilebilmesi için en az bir araç, dizüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı, hoparlör ve uzatma kablosu gibi temel teknik ekipmanlar gerekmektedir.

Afet eğitimlerinin içeriği ise, bölgesel afetlere müdahale, temel ilk yardım ve başlangıç seviyesindeki yangınlara müdahale konularında yoğunlaştırılmalıdır.

AFAD tarafından;

• Hafif arama-kurtarma

• Çadır kurma

• Acil durumda hasta-yaralı taşıma teknikleri

İl Sağlık Müdürlükleri tarafından;

• İlk yardım

İtfaiye teşkilatları tarafından ise;

• Yangınla mücadele eğitimi verilmelidir.

Bu eğitimler özellikle kırsalda, kış aylarında yapılmalı ve her aileden en az bir kişinin katılımı zorunlu hale getirilmelidir. 18 yaş üzeri bireylerin katılacağı bu eğitimler, ülkemizi afetlere müdahalede bambaşka bir noktaya taşıyacaktır.

Vatandaşın ayağına kadar gidilerek verilen bu eğitimlerde aynı zamanda AFAD Gönüllülük Sistemi tanıtılmalı, isteyen vatandaşlar ileri düzey sertifikalı eğitim almaya teşvik edilmelidir.

İleri düzey eğitim almak isteyip, Destek AFAD Gönüllüsü eğitimlerini tamamlayan bireyler, artık daha bilinçli ve müdahale kapasitesi olan birer gönüllüye dönüşmüş olacaklardır.

İşte bu şekilde yapılandırılmış mecburi ve gönüllü eğitimlerle, olası afetlerde daha fazla bilinçli bireyin, yıkılan binalara ilk ve acil müdahaleyi gerçekleştirmesi sağlanmış olur.

Afetlere dirençli kentler ve yerleşim alanlarının ne zaman tam anlamıyla inşa edileceğini kestiremeyiz, ancak biz işi şansa bırakmadan, olası afetlere karşı hazırlıklı olmak adına herkese “Afet ve Müdahale Yöntemleri Eğitimi” vererek, geleceğimizi güvence altına alabiliriz.

Afetsiz günler diliyorum.

Önceki İçerikVAZGEÇTİM SENDEN…
Sonraki İçerikİhmal Etmeyin!
Sedat ERGANİ - SESİMİ DUYAN VAR MI?
Sedat Ergani-Özgeçmiş 1969 Erzurum doğumlu evli ve iki çocuk babasıyım. 1993-1994 yılları arasında Hürriyet Gazetesi'nde önce montaj ve daha sonra Yazı İşleri Sorumlusu olarak bir müddet görev yaptım. Resmi görevli olarak ilk kez 1996 yılında Erzurum Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde Arama Kurtarma Teknisyeni olarak Afetlerle tanıştım. 2003 yılından itibaren Bursa AFAD Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü'nde görevime devam etmekteyim. Mesleğimi icra ederken birçok afet, kaza veya acil durumlara müdahale etme fırsatı buldum. 1999 Marmara ve Düzce, 2003 Bingöl, 2011 Van vb. depremlerde, sel, toprak kayması, çığ, arazide arama, Arama Kurtarma ve UMKE Eğitmeni gibi faaliyetlerde görev aldım. Çalışma hayatım boyunca 'Tüm canlıların can güvenliği için neler yapıla bilir? Bu güvenli yaşamın hayatımıza geçirilmesinde 'Ben ne yapabilirim?' çabası içinde olmaya çalıştım. Eğitim/öğretim hayatım; İşletme Fakültesi-2004 (4 Yıl), Tarım-2011 (2 Yıl), İktisat Fakültesi-2016 (4 Yıl), Acil Durum ve Afet Yönetimi-2020 (2 Yıl), Afet Risk Yönetimi Yüksek Lisans-2024.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz