Neyi İhmal Ediyoruz?
Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi
Günlük hayatımızı sürdürürken, çoğu zaman etrafımızdaki tehlikelerin farkına bile varmıyoruz. Davranışlarımız alışkanlık haline geldiğinden, riskleri görmezden gelir, onları normalleştiririz.
Her gün aracımızla intikal halindeyken sinyal vermeden şerit değiştirmek, yeşil ışığın son saniyelerinde hız kesmeden geçmek, uygun olmayan yerlere park etmek gibi davranışlar bize sıradanmış gibi gelir. Oysa her günümüz aynı şekilde sorunsuz geçmeyebilir. Yeşil ışıkta aniden hareket eden dikkatsiz bir sürücü, hayatın bir anda normalin dışına taşınmasına sebep olabilir.
Yaşam alanlarımızı da afetlere karşı hazırlamadığımızı itiraf etmeliyiz. Depreme dayanıksız yapılarda oturmak, kaderci bir yaklaşımla “başımıza gelmez” demekle sorumluluktan kaçamayız. Gün gelir, kaçtığımız o an kapınızı çalar ve geriye sadece çaresizce “keşke” demek kalır.
En kötüsü ise; hayatı düzeltemediğimiz yanlışlarla rutin hâline getirip, sorumsuzca devam ettirmektir. Bilinen tehlikeleri yok saymak, yaşama dair en büyük hatalardan biridir. Böyle bir durumda her şeyimizi kaybedebilir, derin bir üzüntüyle ve telafisi imkânsız psikolojik yaralarla yaşamak zorunda kalabiliriz.
Peki, tüm varlığımızı korumak için ne yapmalıyız?
Bu sorunun cevabı çok da karmaşık değil. Yaşam alanımızdaki tehlikeleri belirleyerek, bu tehlikelerin türüne ve büyüklüğüne göre alınacak önlemleri yazılı hale getirmek, ilk adımımız olmalıdır. Bu sayede, İlk Afet Planımızı oluşturmuşta oluruz.
Evlerimizde ve çevremizde bizi tehdit edebilecek başlıca riskler arasında; deprem, sel, fırtına, yangın, terör eylemi, hırsızlık, saldırı, savaş, zehirlenme ya da ev kazaları yer almaktadır.

En Büyük Tehdit: Deprem
Deprem, diğer afetlere kıyasla yaşam alanlarımızı doğrudan hedef alır. Bu nedenle en önemli önlem, oturduğumuz yapının depreme dayanıklı olup olmadığını öğrenmektir. Mevcut binanızın durumunu belediyeden, üniversitelerden ya da yetkili özel kuruluşlardan kontrol ettirebilirsiniz. Yeni bir ev kiralarken ya da satın alırken “Depreme Dayanıklılık Raporu” istemek hakkınız ve hatta sorumluluğunuzdur. Böyle bir rapor sunulamıyorsa, kararınızı bir kez daha gözden geçirmenizde fayda var.
Ev İçi Önlemler
İkinci aşamada, yaşam alanınızı depreme uygun şekilde düzenlemelisiniz. Deprem sırasında devrilip size zarar verebilecek büyük eşyaları (dolap, kitaplık, televizyon vb.) kolonlara, kirişlere ya da sağlam zeminlere monte edin. Çünkü bu eşyalar devrildiğinde hem doğrudan can güvenliğinizi tehdit eder, hem de sabitlendiğinde yanında hayatta kalabileceğiniz güvenli yaşam alanları oluşturabilir.
Unutmayın: 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenlerin yalnızca %3’ü, ancak yaralananların %50’si sabitlenmemiş eşyaların düşmesi sonucu zarar görmüştür.
Eğitim Hayat Kurtarır
Depreme karşı alınacak üçüncü ve belki de en önemli önlem: Eğitimdir.
• Deprem öncesi: Temel arama-kurtarma, ilk yardım ve yangın söndürme konularında eğitim alın.
• Deprem anında: Binanız depreme dayanıklıysa sağlam veya sabitlenmiş bir eşyanın yanında “Çök-Kapan-Tutun” yöntemini uygulayın. Eğer binanın sağlamlığından şüpheliyseniz, güçlü bir eşyanın yanında cenin pozisyonunda sarsıntı geçene kadar bekleyin.
• Deprem sonrası: Hayattaysanız ve fiziksel olarak yardım edebilecek durumdaysanız, önce kendi ailenize ardından çevrenize yardım etmeye çalışın. Enkaz altındaki insanlara destek olun.
Biliyoruz, yazmak kolay; ama uygulama çaba ister. İşte bu yüzden afet eğitimine duyulan ihtiyaç çok büyüktür.
Burada yalnızca deprem konusuna değindim. Ancak diğer afetler hakkında da dijital mecralardan bilgi alabilir, gerekli hazırlıkları yapabilirsiniz.
Artık her şey bizim elimizde. Dilersek bilinçli yaşar, güvenli ve mutlu bir hayat kurarız; dilersek hiçbir önlem almadan “şansa” yaşarız.
Konforunuzu biraz bozarak güvenli bir hayat için hazırlık yapın. Zira geri dönüş bazen mümkün olmayabilir.
Afetsiz ve kazasız günler dilerim.

