Deprem oldu, “hazırdık” dedik. Orman yandı, “hazırız” dedik. Sel bastı, yine “hazırız” dedik.
Hazırız dedik, ama olan yine vatandaşa oldu. Türkiye’de afetler peş peşe gelirken, yetkili kurumların ezberlenmiş cümleleri de peşinden geliyor: “Tüm hazırlıklarımız tamam, eksiğimiz yok, fazlası var.” Ne yazık ki bu fazlalık, sadece laf kalabalığında mevcut.
Deprem: Sarsıntıdan Çok Sarsan İhmal
- 2023 yılında Türkiye’de meydana gelen deprem sayısı: 23.753
- Kahramanmaraş merkezli depremlerde can kaybı: 50.000+
- AFAD’ın afet müdahale sayısı (2023): 1.760 olay
- Deprem sonrası ilk 72 saatte yardım ulaşamayan bölge sayısı: 100’ün üzerinde
- Gönüllü STK’ların sahaya iniş süresi: İlk 12 saat içinde
AFAD’ın “tatbikatlar başarıyla tamamlandı” açıklamaları, enkaz altında yardım bekleyen vatandaşlar için ne yazık ki sadece bir dipnot olarak kaldı. Çadırlar geç geldi, koordinasyon eksikliği zirve yaptı. “Hazırız” dedik, ama sahada hazır olan sadece halkın çaresizliği oldu.
Orman Yangınları: Helikopter Var Ama Havalanmıyor
- 2023 yılında çıkan büyük orman yangını sayısı: 66
- Yanan orman alanı (2021): 140.000 hektar
- Yangınlara müdahale eden personel: 22.619 kişi
- Kullanılan araç ve iş makinesi: 7.935 adet
- İlk 48 saatte aktif olan hava aracı: Sadece 13
- Yangın söndürme çalışmalarında gönüllü katkısı: %40’ın üzerinde
Tarım ve Orman Bakanlığı “hava filosu güçlendirildi” dedi. Ancak yangının ilk günlerinde havadan müdahale yapılamadı çünkü helikopterler ya hazır değildi ya da yakıtı yoktu. Gönüllüler olmasa, alevler sadece ormanı değil, vicdanları da yakacaktı.
Seller: Dere Yatağına Yapılan Binalar, Su Gibi Giden Canlar
- 2023 yılında sel/su baskını sayısı: 107 olay
- Batı Karadeniz selinde görevli personel: 14.157 kişi
- Dere yatağında yapılaşma oranı (Karadeniz): %18
- Tahliye süresi ortalaması: 6–12 saat gecikmeli
- Gönüllülerin katkısı: Arama kurtarma ve yardım dağıtımının %60’ı
DSİ’nin “taşkın kontrol projeleri” kağıt üzerinde tamamdı. Ancak dere yatağına yapılan binalar, tıkanan menfezler ve geç gelen tahliye ekipleri felaketi büyüttü. “Hazırız” dedik, ama su geldiğinde hazırlıklar sele kapıldı.
STK’lar Olmasa Ne Olurdu?
Afet anlarında sahaya ilk inenler genellikle gönüllü sivil toplum kuruluşları oluyor. Ahbap, AKUT, Kızılay ve DASKUT gibi ekipler olmasa, birçok bölgede yardım günlerce ulaşamayacaktı. Devletin “hazırız” dediği noktada, halk “neredesiniz?” diye sorudu.
Sonuç: Hazırız Ama Sahada Yokuz
Türkiye’de afetlere hazırlık, PowerPoint sunumlarında tam, sahada eksik. Her afetten sonra “ders aldık” deniyor, ama aynı sınavda tekrar tekrar sınıfta kalınıyor. Gönüllüler olmasa, tablo daha da karanlık. Hazırlık varsa, neden her seferinde halk kendi imkanlarıyla hayatta kalmaya çalışıyor?
Hazırlıklarımız tam, eksiğimiz yok, fazlası var.
Ama afet geldiğinde, fazlasıyla yalnızız.




