Günümüzde özellikle terör tehdidinin hızla artması, bölgesel çatışmaların yayılması ve jeopolitik gerilimlerin yükselmesi, KBRN tehlikelerini artık teorik bir risk olmaktan çıkarıp günlük hayatın gerçek bir güvenlik meselesi haline getirmiştir.
KBRN unsurlarının yıkıcı etkileri düşünüldüğünde, ulusal ve yerel düzeyde hazırlık, eğitim ve farkındalık politikalarının beklenen seviyeye ulaşıp ulaşmadığı bugün hâlâ tartışmalı bir konudur. Ne yazık ki en büyük riski taşıyan kesim, her zaman olduğu gibi sivil halktır. Bu nedenle, toplumun korunmasına yönelik önlemler sadece öneri değil, zorunluluk halini almıştır.
Bu doğrultuda, KBRN Derneği Başkanı ve SBÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kenar hocamız “KBRN Tehlikesine Hazır mıyız?” başlıklı makalesinde çok önemli noktalara dikkat çekerek konuyu yeniden kamuoyu gündemine taşımıştır.
Hocamız makalesinde özellikle şu hususların altını çizmektedir:
KBRN tehditlerinin artık sadece savaş dönemleriyle sınırlı olmadığını, terör örgütleri ve devlet dışı aktörlerin de bu kapasiteye ulaşabildiğini,
Ülke genelinde KBRN eğitimlerinin, tatbikatlarının ve sivil farkındalık çalışmalarının yeterli düzeye gelmediğini,
Sağlık sisteminin, ilk müdahale ekiplerinin ve yerel yönetimlerin bu tür tehlikelere karşı daha bütüncül ve koordineli bir hazırlık içinde olması gerektiğini,
Halkın temel düzeyde korunma, tahliye ve doğru davranış bilgisine sahip olmasının zorunluluk olduğunu vurgulamaktadır.
Hoca’nın dikkat çektiği bu uyarılar, sadece bir akademik değerlendirme değil, aynı zamanda ulusal güvenliğimiz için ciddi bir hatırlatmadır. Her geçen gün artan KBRN riskleri karşısında, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir hazırlık kültürü oluşturmak artık ertelenemez bir ihtiyaçtır.
Türkiye İçin Tehdit Oluşturacak Nükleer Santraller
Bölgemizdeki savaşlar ve deprem riski bu santrallerin bizi tehdit edebileceğini gösteriyor:
Metsamor – Ermenistan
Kuş uçuşu İstanbul’a 1.282 km, Ankara’ya 960 km. uzaklıkta. Deprem riski yüksek bir bölgede bulunmaktadır. Türkiye sınırına sadece 16 km. uzaklıkta; radyolojik etkileri bizim doğu illerimizi etkiler.
Kozloduy – Bulgaristan
İstanbul’a 525 km, Ankara’ya 864 km. Tuna havzası ve kuzeybatı konumu nedeniyle büyük kazalarda Trakya ve Marmara bölgesini etkileyebilir.
Cernavoda – Romanya
İstanbul’a 376 km, Ankara’ya 628 km. Karadeniz kıyılarına yakın; rüzgâr ve deniz koşullarına bağlı etkiler oluşabilir
Zaporizhzhia – Ukrayna
İstanbul’a 849 km, Ankara’ya 853 km. Avrupa’nın en büyük santrali; savaş bölgesinde ve sürekli olarak izlemekte. Radyolojik madde senaryolarında Türkiye’yi etkileyebilir
Olası bir sızıntıda rüzgârın yönüne bağlı olarak radyoaktif bulutlar (serpinti) tarım arazilerini, suyu ve insanları zehirleyebilir.
Gelecek Nesiller ve Ortak Sorumluluk
1986 Çernobil felaketini hatırlayın, bu felaket yaşandığında Karadeniz bölgemiz, özellikle Rize ve Artvin, bu kazadan ciddi bir şekilde etkilenmişti. Hatta dönemin Ticaret Bakanı Cahit Aral, halkın endişesini gidermek adına kameraların karşısına çıkıp çay içmişti; ancak yıllar sonra kendisi de kansere yenik düşmüştü. Felaketin ardından bölgede kanser vakalarının belirgin şekilde arttığı hepimizin malumudur.
Bugün ise üzülerek görüyorum ki toplumumuz, KBRN tehdidinin bilincinden oldukça uzak. Ne bu konuda eğitimler yeterli düzeyde veriliyor ne de gerekli farkındalık mevcut. Oysa kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehlikeler geçmişte kaldı diye düşünmek, yapılabilecek en büyük hatadır.
Toplum olarak, bu tehditlerin farkında olmak ve KBRN eğitimi gibi önlemleri yaygınlaştırmak, sadece güvenlik değil, aynı zamanda bir insanlık görevidir. Gelecek nesillerin görünmez tehlikelere karşı bilinçli olması, hepimizin ortak sorumluluğudur.

