“Kadim” kelimesine karşılık bir yer aranacak olsa, bu unvan hiç kuşkusuz Antakya’ya yakışırdı. İnsanlık tarihinde iz bırakan medeniyetler bu coğrafyada hüküm sürdü; dinler, kültürler ve ticaret yolları hepsi burada kesişti. Ancak 6 Şubat depremleri, Hatay’ın kalbi olan Antakya’yı yerle bir etti. Şehrin silueti çöktü; neredeyse ayakta kalan bina yok gibiydi. 26 Şubat 2023’te Hatay’a adım attığım ilk günden itibaren görev sürem boyunca kenti adım adım dolaştım. Gördüğüm manzara, hayalet bir şehri andırıyordu.
Anadolu’nun ilk camii Habib-i Neccar’dan Hatay’ın 1939 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’ne katıldığı ve anlaşmanın imzalandığı Meclis Binası’na kadar, pek çok önemli yapı da depremde harabeye döndü. Camilerin, sinagogların ve kiliselerin aldığı hasar, şehrin pek çok inancı ve kültürü barındıran eşsiz dokusunu da yerle bir etti.
Hatay’da, yıkılmayan binaların çoğunluğu ya orta ya da ağır hasarlı idi. Yetkililer, hasar tespit çalışması yapılmadan ve onay verilmeden vatandaşların evlere girmemesi konusunda halkı uyarıyorlardı.
İnsanlar enkazlardan yakınlarının cenazelerini defnettikten sonra yaşadıkları acılarıyla birlikte şehri terk edip,başka illerdeki yakınlarının yanına göçtüler. Hatay’da kalanlar ise iş yerlerini açarak o dönemde hayata tutundular. Depremin ardından Hataylılar birbirlerine kenetlenip, normalyaşamlarına dönmeye başladı. Bunlar o günlerde umut verici gelişmelerdi.
Şehirde Çadır ve Konteyner kentler kurulup işletilmeye başlandı. Devlet Millet birlikte elele vererek Hatay’ın yaralarını sarmayı başardı.
Her deprem de olduğu gibi asrın en büyük afeti olan bu depremde de, Türk halkı, zor günlerde gösterdiği birlik ve beraberlik ruhunu bir kez daha gösterdi; deprem bölgesine yardım göndermek için adeta tek yürek oldu, dayanışmanın en güçlü örneklerinden birini sergiledi.
Devlet bütün gücüyle bölgede araç gereç malzeme ve insan kaynağı ile Hatay’ın yeniden inşası ve ayağa kalkması için elinden gelen bütün imkanları kullandı.
Depremzedelerin gıda ve çadır ihtiyacının yanı sıra, acil ihtiyaçları da devlet tarafından karşılandı. Hatay’ın 15 ilçesi bulunmakta bunların içinde bir ilçe var ki bu depremlerde fazla hasar görmemiş;
Erzin’de hasarlı binalar olsa da hiçbir bina yıkılmadı. 1989’da Erzin’in ilk kez belediye başkanlığına seçilen Mehmet Güven ilçeyi farklı zamanlarda 3 dönem boyunca yaklaşık 15 sene yönetti. Güven “Belediyecilik tecrübe ve çevre isteyen bir iş. Daha önce tecrübeli bir belediye başkanının yanında belediye meclis üyeliği yaptım. Ben 1989’da belediye başkanı seçildiğimde, Erzin Belediyesi’nde 2 tane tekniker vardı. İmarı, fen dairesini bu iki tekniker yönetiyordu. Ben 3 ay içerisinde 2 tane mimar, 2 tane inşaat mühendisi, 2 tane harita mühendisi, 1 tane şehir uzmanı ile ekibi kurdum. Müteahhitleri topladım ‘ben tavassut yapmam, bana tavassut göndermeyin’ dedim. Hakikaten bizim biraderler de Erzin’de 4 katlık bir iş hanı yapıyorlardı. Yanlışlıkla bir kat için direkleri dikmişler, ben hemen farkedip müdahale ettim. Hala o şekilde durur. İmarı bilinçli insanlarla beraber takip etmek lazım” diye o tarihlerde konuşmuştu.
Temel konulardan birinin belediyelerdeki fen dairesi olduğunu söyleyen Güven “Fen dairesinde donanımlı memurlar olmalı. Ben sık sık gider, inşaatları gizlice denetlerdim. Hiç kimseye taviz vermedim. Bizden sonraki arkadaşlar da herhalde bizim gibi takip ettiler. Bunun neticesinde de Erzin az hasar aldı. Hiçbir şey yok diyemem. Benim evim 3 katlı, ilk katında çatlamalar var. Ama duvarlarında var, direklerinde değil. Ben 72 yaşındayım, böyle bir deprem görmedim” diyor.
Aslında bu deprem bize daha önceleri çok şeyler söylemişti. Daha önceleri de bizlere çok şeyler anlatmıştı, ama gelin görün ki bizler anlayamadık, işin doğrusu anlamak istemedik, işimize gelmedi, hep öteledik ve geciktirdik, sonunda 6 Şubat’ta olanlar oldu, kaçınılmaz son, yıkılan binalar enkazlar altında on binlerce can bu hayattan koptular. Bu vesileyle 6 Şubat Depremlerinde hayatlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allahtan Rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti depremin üzerinden geçen bu üç yıllık süreçte asrın felaketinin yaralarını sararak, yıkılan 650 bin konut ve işyerinden 455 bin konut ve iş yerini bitirmek suretiyle hak sahiplerine teslim etti.Bölgede bugüne kadar harcanan para 3,6 trilyon lira, (yaklaşık 91,6 milyar dolar) harcama yapıldı. Bu kadar sürede, bu kadar konut ve işyerinin tamamlanması dünya tarihinde bir ilktir. Bu güçlü devlet, güçlü ülke demektir.

