spot_img
Ana SayfaAileRamazan: Sofranın Bereketi mi, Ekonominin Aynası mı?

Ramazan: Sofranın Bereketi mi, Ekonominin Aynası mı?


Türkiye’de Ramazan ayı yalnızca bir takvim yaprağının değişmesi değildir; sokakların sesi, fırınların kokusu, sofraların dili değişir. Akşam ezanına doğru artan telaş, pide kuyrukları, iftar davetleri… Bir yanda maneviyatın yükselişi, diğer yanda mutfak masrafının hesap cetveli.

Bu yıl Ramazan’a girerken hanelerin en çok konuştuğu konu bu kez “orucu bozan durumlar” değil ( Artık olmasın zaten de), ekonomi oluyor daha şimdiden. İftar sofrası artık sadece hurma ve çorbayla değil, etiket fiyatlarıyla da kuruluyor maalesef. Gıda enflasyonu, dar gelirli ailelerin oruçla birlikte sabrını da sınıyor. Eskiden “bereket ayı” denince akla bolluk gelirdi; şimdi çoğu evde bereket, mevcut malzemeyi idare edebilme becerisine dönüşmüş durumda.

Ramazan, paylaşma ve dayanışma ayıdır deriz. Gerçekten de öyledir. Ancak bugün dayanışma, romantik bir kavram olmaktan çıkıp zorunlu bir toplumsal refleks halini aldı. Askıda ekmek uygulamalarından mahalle iftarlarına kadar birçok girişim, ekonomik daralmanın görünür yüzünü yumuşatmaya çalışıyor. Fakat asıl soru şu: Dayanışma kültürü, yapısal ekonomik sorunların yerini tutabilir mi?

Orta sınıfın erimesi, sabit gelirlinin alım gücünün düşmesi, gençlerin gelecek kaygısı… Ramazan sofraları aslında toplumun ekonomik fotoğrafını çekiyor. Bir evde çeşit çeşit yemek varken başka bir evde yalnızca çorba kaynıyorsa, mesele sadece bireysel değil; sistemiktir.

Öte yandan Ramazan, tüketim alışkanlıklarımızı da sorgulama fırsatı sunuyor. İftar sofralarında israf edilen yemekler, ertesi gün çöpe giden pideler, sırf “ayıp olmasın” diye alınan gereksiz ürünler… Ekonomik kriz, belki de bize ölçülülüğü yeniden hatırlatıyor, zaten zor olan koşulları ile birlikte. Oruç yalnızca aç kalmak değil; fazlalıklardan arınmak değil midir?

Belki de bu Ramazan’ın en önemli sorusu şu: Manevi arınma ile ekonomik gerçeklik arasındaki mesafeyi nasıl kapatacağız? Sadaka ve fitre elbette kıymetlidir; fakat kalıcı refah için üretim, adil gelir dağılımı ve güven veren ekonomi politikaları gerekir. İnsanlar yardımla ayakta kalmak değil, emeğiyle insanca yaşamak ister.

Ramazan akşamları gökyüzüne baktığımızda hilali görürüz. Hilal, yeni bir başlangıcın sembolüdür. Belki de bu yıl, yalnız bireysel tövbeler değil; ekonomik aklın da bir muhasebeye ihtiyacı vardır. Çünkü sofradaki ekmek küçüldüğünde, umut da küçülmemelidir.

Ramazan’ın ruhu, paylaşmanın onurunu; ekonomi ise adaletin zorunluluğunu hatırlatır. Dileğimiz, bir gün bereketin yalnızca sabırla değil, hakkaniyetle de artmasıdır.

spot_img
Çimen AKGÜN
Çimen AKGÜNhttps://dionysosyayingroup.com/magaza/edebiyat/oku-dene-gor-yasa-cimen-akgun/
25 Aralık 1985 tarihli, İzmir iline bağlı Ödemiş ilçesi doğumluyum. İlkokulu Anafartalar ilkokulunda tamamladım. Ardından orta üçe kadar Ödemiş İlköğretim ortaokulundaydım. Fakat orta sonu Kuşadası Çakabey ilköğretim okulunda tamamladım ve ardından sınavı kazanarak Kuşadası Derici Mustafa Gürbüz Anadolu Lisesini tamamladım. Lisansım ise Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü olup, ilk yüksek lisansım İstanbul Üniversitesi Adli Tıp alanıdır. Hukuk dalları üzerine KPSS, SMMM ve Açık Öğretim kurslarında 8 sene öğretmenlik yaptım, Adli Tıp alanında da hukuk üzerine çalışmalar yaptım. Lise hayatımdan beri uğraştığım tiyatro alanında akademik olarak yer almak için 2012 yılında konservatuar sınavlarına girerek bu alanda tezli yüksek lisansımı tamamladım. Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü yüksek lisans mezunuyum. İlk olarak Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği Hayat Devam Ediyor adlı dizide yer aldım. Ardından Görevimiz Komedi adlı yarışma programında Rasim Öztekin’in takımında finalist olarak bulundum. Sonrasında Vatanım Sensin, Kalp Atışı ve TRT de mini dizi olarak yer alan ALİJA adlı dizilerde yer aldım. İlk reklam filmim Koroplast markası ile oldu. Ardından Pekfood markasının börek ürününün reklam yüzü oldum. Tiyatro anlamında Atölye Tiyatrosu, Tiyatro Arı, İstanbul Kumpanyası ve son olarak Kedi Sahne Sanatlarında oyuncu, reji asistanı, yönetmen yardımcısı olarak yer aldım. Kısa bir süre için de İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde atölye sonu oyunlarında yer aldım. Oyunculuk mesleğimin yanı sıra aynı zamanda da profesyonel dans eğitmenliği, yaşam koçluğu, motivasyon koçluğu, kişisel gelişim uzmanlığı ve yaratıcı drama eğitmenliği yapmaktayım. “Yazmak” küçük yaştan beri çok sevdiğim bir hobimdi. Zamanla profesyonelleşen bir hal alarak dergilerde, sosyal medyada ve dijital gazetelerde yazmaya başladım. Şiir, çocuk kitabı, şarkı sözü, makale, tiyatro oyunu gibi çeşitli ve farklı alanlarda yazmaya devam ettim. Girişimci Gazetesinde uzun süre makaleler yazdım. Yazmak; benim, hiç tanımadığım hayatlara ve insanlara dokunduğum en özel alanlardan biri oldu. Oyunculuk tutkum ile örtüşen en güzel alanım. Bu sebeple hayalim olan ilk kitabımı Oku Dene Gör Yaşa adı ile Haziran 2024’te Diyonysos Yayın Grubu ile birlikte çalışarak yayınlattım. Çok yönlü olmayı, araştırmayı seven biriyim. Gelişime açık olmak hayat yolculuğumun rotası. Her alanda iletişim kurmayı ve hayatlara dokunmayı seven biriyim. Eğitim hayatıma oyunculuk alanında doktora yaparak devam etmeyi planlamaktayım. Hala daha eğitimler almaya ve vermeye devam eden bir oyuncu, yazar ve eğitmenim.
İLİŞKİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img
- Reklam -spot_img

Popüler

SAVAŞA HAZIRLIK

Hey Dünya …

İyiyim