NEDEN AFAD? & NEDEN EĞİTİM?
Dünyamız; doğa ve insan kaynaklı afetlerin etkilerinin arttığı bir çağı yaşamaktadır. Mevcut durum toplumların güvenli bir ortamda yaşamalarına bir tehdit oluşturmuştur. Bu tehdit ile baş etmenin en etkili yöntemi, hayatın tüm alanlarına yönelik tehlike ve riskleri belirleyip bunlara karşı gerekli tedbirleri almaktır. Böylece toplumsal yaşam kalitesinin yükseltilmesi her daim mümkün olabilecektir.
Türkiye; jeolojik yapısı, topografyası ve iklim özellikleri nedeniyle afetlerden çok fazla etkilenen ve yüksek derecede risk taşıyan bir coğrafyada bulunmaktadır. Ülkemiz yaşadığı afetlerin acı tecrübelerinden dersler çıkarmış, böylece kriz yönetimi anlayışını terk ederek afet yönetiminde önceliği risk yönetimine verecek adımlar atmıştır.
Bu kapsamda, önlem alma ve zarar azaltma kültürünü toplum içinde geliştirmek, eğitim faaliyetlerini hızlandırmak, modern teknoloji ve iletişim imkânlarından yararlanmak, yerel, bölgesel ve uluslararası ölçekte işbirliğini geliştirmek gerekmektedir.
Gelecekte küresel iklim değişikliği ve istikrarsızlığın beklenmeyen boyutlarda afet ve acil durumlara sebep olacağı öngörüsüyle hareket ederek stratejik politikalar oluşturmak ve beklenmeyene hazır olmak durumundayız.
Bu doğrultuda ülkemizde öncelikle yapılması gereken faaliyetlere ilişkin bir yol haritasının çizilmesi, afetlere karşı dirençli bir toplum oluşturabilmek için bir üst iradeye, koordinasyon ve planlama makamına ihtiyaç olduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir.
Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda; ülkemizde etkin bir afet yönetimini gerçekleştirebilmek, afet öncesi, sırası ve sonrası faaliyetler ile acil durum halleri ve sivil savunmaya ilişkin tüm görevleri yerine getirebilmek arzu ve isteği ile 2009 yılında 5902 sayılı yasa ile AFAD kurulmuştur.
AFAD, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın kısaltmasıdır ve Türkiye’de afet öncesi, sırası ve sonrasında tüm süreçleri planlayan, yöneten ve koordine eden kurumdur.
Her kurumun bir kuruluş amacı ve hedefi olacaktır. AFAD’ın temel kuruluş amacı afet öncesi, sırası ve sonrasında ve acil durumlarda bütünleşik afet yönetim sistemini en etkin şekilde işletmek ve bu bağlamda üst düzey ulusal ve uluslararası koordinasyonu sağlamak olup vizyonu ise; afet ve acil durumlar ile ilgili çalışmalarda sürdürübelir kalkınmayı esas alan risk odaklı, etkin, etkili ve güvenilir hizmet sunan uluslararası düzeyde model alınabilecek yönlendirici ve koordinatör bir kurum olmaktır.
Yani, temel amaç ve hedef, afetlere dirençli toplum oluşturmaktır. Peki, bu nasıl sağlanabilirdi? AFAD’ın vizyon ve misyonuna paralel bu amaçlara ulaşmanın yol haritası nasıl olmalıydı?
AFAD’ ın bu amaçla izlediği yolun parke taşları şöyle döşenmişti.
-Sürekli gelişen ve öğrenen kurum olmak.
-Risk odaklı bütünleşik afet yönetim sistemi kurmak.
-Afet yönetim standartlarını yaygınlaştırmak.
-Afetlere hazırlık için eğitim seferberliği başlatmak.
-Uluslararası alanda öncü kuruluş olmak.
Bu maddelerin kuşkusuz ki hepsi çok önemlidir. Ama bence birinci sırayı EĞİTİM meselesi alır. Çünkü; ülkemizde bugüne kadar yaşanan afetlerde ortaya çıkan can ve mal kaybının büyük kısmı, afetlere nasıl hazırlanılacağının ve afetlerde nasıl davranılacağının bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.
Afet bilinci ve hazırlığı yeterli seviyeye ulaşmış bir toplumda afetlerin yaratacağı kayıpları önlemek için örgütsel ve sistematik çözümler üretmek kolaydır. Afet ve toplumda felaket olarak bilinen olayların engellenmesi tüm toplum kesimlerinin afetler konusunda eğitilmesiyle mümkündür.
Afetleri korkuyla beklenilen bir felaketten,başa çıkılabilir bir olguya dönüştürmek ve yapabilirlik/yeterlilik bilincinin toplumda yerleştirilmesi, afetler öncesinde verilecek eğitimlerle mümkün olduğundan, halkımızın tüm afetlerden en az zararla kurtulabilmesi için atılması gereken en önemli adım, bireylerin ve ailelerin afetlere karşı eğitimle hazırlanması olacaktır.
Toplumumuzu doğa, teknolojik ve insan kaynaklı afetlere karşı bilinçlendirmek, bunlardan korunarak oluşacak her türlü zararın en aza indirilebilmesi ve böylece toplumun her katmanında “afete duyarlı yaşam kültürü” oluşturulması amacıyla, önce afetlere karşı farkındalık, ardından bilinçlendirme eğitimi “Afete Hazır Türkiye” programı adı altında her platformda sürdürülmeye devam etmelidir.
Ayrıca;
Kurumların başına konan tabelaların ne kadar büyük ve gösterişli olduğu çok önemli bir durum değildir. Önemli olan kuruluş amacına yönelik hizmetleri aksatmadan, yerinde ve zamanında, sürdürülebilir bir program içeresinde hayata geçirecek olan ehliyetli ve liyakatli kadrolara salip olunmasıdır. Tabelalar iş yapmaz…
Türk Milletinin ruhu ve vicdanı, devletimizin şefkat ve kudreti olan AFAD kurumunun en zor zamanlarda yanımızda güçlü bir şekilde kendini gösterebilmesi için ehil ve liyakatli yöneticiler tarafından temsil edilmesi bir zorunluluktur diyor;
Afetsiz günler diliyor, sevgi ve saygılar sunuyorum…


Hüseyin bey, mevcut kadrolar liyakat ve ehil değil mi?
Cevaplaması zor bir soru değil mi?
Allah afetzedelerin yardımcısı olsun.
Afetler, ehliyetli ve liyakatli personeller tarafından yönetilirse, maddi ve manevi kaybımız daha da azalır diye düşünüyorum Sedat bey..👋