Kendi Kendinizi Kurtarın
Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi
Binlerce yıl öncesine ait insan yaşamlarına, arkeologların yaptığı kazılarda ya da tesadüfen bulunan kalıntılar sayesinde tanıklık ediyoruz. Bu kalıntıların önemli bir bölümü, insanların aniden gelişen afetlere maruz kaldıklarını göstermektedir.
Bu durum bize, afetlerin çoğu zaman beklenmedik şekilde meydana geldiğini ve hazırlıksız yakalanıldığında ne denli yıkıcı sonuçlar doğurduğunu göstermektedir.
Pompei Antik Kenti’nin Vezüv Yanardağı’nın lavları altında kalması, Heracleion ve Pavlopetri’nin sular altında kaybolması, Troya ve Assos gibi yerleşimlerin depremlerden etkilenmesi bunun en çarpıcı örnekleridir.
Bilimsel araştırmalar ise Dünya’nın geçmişinde beş büyük kitlesel yok oluş yaşandığını ortaya koymaktadır. Bunların en sonuncusu, yaklaşık 252 milyon yıl önce meydana gelen ve canlı türlerinin yüzde 90-95’inin yok olmasına neden olan Permiyen-Triyas Kitlesel Yok Oluşu’dur. Bu felaketin temel nedeni, bugünkü Rusya sınırları içerisindeki Sibirya Trapları’nda gerçekleşen devasa volkanik patlamalardır. Atmosfere yayılan kül ve gazlar güneş ışınlarını engellemiş, dünya uzun süre soğuyarak iklim dengesi büyük ölçüde değişmiştir. Yaşam ise uygun şartların bulunduğu bölgelerde tutunmayı başarmış ve zamanla yeniden yayılmıştır.
Böylesine küresel ölçekte felaketlerin tekrar yaşanıp yaşanmayacağını bilemeyiz. Ancak bildiğimiz bir gerçek vardır ki; günümüzde deprem, sel, heyelan, orman yangını, kuraklık ve fırtına gibi bölgesel afetler hayatımızın bir parçası olmaya devam etmektedir. Bu nedenle bizim görevimiz, afetleri tamamen engellemeye çalışmak değil; onları tanımak, risklerini azaltmak ve meydana geldiklerinde nasıl hayatta kalabileceğimizi öğrenmektir.
Geçtiğimiz yazımda BİRAP’tan, yani Bireysel Risk Azaltma Planından söz etmiştim. Bunun temel amacı; yaşadığımız bölgede meydana gelebilecek afetleri önceden belirlemek, riskleri analiz etmek ve afet gerçekleşmeden önce gerekli tedbirleri almaktır. Çünkü afet yönetiminin en güçlü halkası, olay yaşanmadan önce yapılan hazırlıklardır.
Bu konuda tarih boyunca verilen en önemli örneklerden biri de Hz. Nuh’un kıssasıdır. İlahi bir emir doğrultusunda inşa edilen gemi, yaklaşan tehlikeyi önceden görerek gerekli hazırlığı yapmanın ve riski ortadan kaldırmanın sembolü olmuştur. Asıl mesaj; tehlikeyi inkâr etmek değil, ona karşı zamanında tedbir almaktır.
Afetlerden önce alınacak her önlem, öncelikle bireyin kendi sorumluluğudur. Çünkü afet anında herkes önce kendi canını ve ailesini korumaya çalışacaktır. Arama kurtarma ekipleri elbette görevlerini yerine getirecektir; ancak hiçbir ekip afetin ilk saniyesinde herkesin yanında olamaz. İlk dakikalar ve hatta ilk saatler, kişinin daha önce aldığı tedbirlerin ne kadar doğru olduğunu gösterecektir. Bu nedenle “Beni biri gelir kurtarır.” düşüncesi yerine, “Önce ben hazırlıklı olmalıyım.” anlayışını benimsemek hayati önem taşımaktadır.
Bugünden başlayarak yaşadığınız çevrede hangi afet risklerinin bulunduğunu öğrenin. Ailenizle birlikte bir acil durum planı hazırlayın, temel afet eğitimlerine katılın, evinizdeki tehlikeleri azaltın ve basit ama etkili önlemleri ihmal etmeyin. Unutmayın; afetlere karşı en güçlü savunma, bilgi ve hazırlıktır.
Çünkü gerçek kahramanlık, afet olduktan sonra enkaz altında yardım beklemek değil; afet gelmeden önce bilinçlenmek, hazırlık yapmak ve hem kendinizi hem de sevdiklerinizi koruyabilmektir. Hazırlıklı bireyler güçlü aileleri, güçlü aileler dirençli toplumları oluşturur. Atacağımız her küçük adım, yarının büyük felaketlerinde bir hayatın kurtulmasına vesile olabilir. Bugün alacağınız bir tedbir, yarın size yeniden umutla hayata sarılma fırsatı verebilir. Unutmayalım; afetler kader olabilir, ancak uğrayacağımız zarar büyük ölçüde alacağımız tedbirlere bağlıdır.
Kalın sağlıcakla.

