İLKYARDIM HAYAT KURTARIR
Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi
Bir gün başkasının hayatını kurtarmak için değil, belki de önce kendi hayatımızı kurtarmak için…
İnsanın doğumla yaşama başladığını bildiği gibi, ölümle de hayatının sona ereceğini gayet iyi biliyoruz.
Bu, hayatın değişmez gerçeği…
Doğumu büyük bir heyecanla bekleriz. Ölümü ise mümkün olduğunca kendimizden uzak tutmaya çalışırız. Hatta bazen hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşar, kendimizi böyle avutmaya devam ederiz.
İnsan, bu yaşam döngüsü içerisinde çocukluğunu yaşar, okula gider, meslek sahibi olur, evlenir, çocuklarını büyütür, torunlarını sever ve zamanı geldiğinde hayatını tamamlar.
İşte buna hayatın doğal akışı diyoruz.
Peki ya doğal olmayan ölümler?
Daha ömrünün baharında, sorumsuz bir akranı tarafından öldürülen bir genç…
Tam düğün günü trafik kazasında hayatını kaybeden gelin ve damat…
Bir depremde, selde veya yangında yaşamını yitiren insanlar…
Basit bir boğulma…
Ya da birlikte yemek yerken, yakınınızın nefes borusuna kaçan bir yiyecek nedeniyle gözünüzün önünde nefessiz kalması…
İşte bunlar insanın kabullenmekte en çok zorlandığı acılar.
Üstelik bazılarını önlemek, bazılarını ise doğru ve zamanında yapılacak müdahalelerle çok daha farklı bir sonuca ulaştırmak mümkün.
İşte tam burada ilkyardımın önemi ortaya çıkıyor.
BİRKAÇ DAKİKA, BİR ÖMÜR DEMEKTİR
İlkyardım dediğimiz şey, çoğu zaman profesyonel sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar geçen o kritik dakikalarda yapılan doğru müdahaleden ibarettir.
Bazen birkaç dakika…
Bazen birkaç saniye…
Ama o birkaç saniye, bir insanın bütün hayatını değiştirebilir.
Basından yansıyan görüntülerde, nefes borusuna yabancı cisim kaçan bir kişinin Heimlich Manevrası ile kurtarıldığına hepimiz şahit oluyoruz.
O an hepimiz heyecanlanıyoruz.
“Keşke ben de bunu yapabilseydim.”
Aslında mesele tam da burada başlıyor.
Keşke dememek için önceden öğrenmek gerekiyor.
Çünkü olay meydana geldikten sonra ilkyardımı öğrenmeye çalışmak için çoğu zaman vaktimiz olmaz.
BENİM İLKYARDIMLA TANIŞMAM
Ben ortaokuldayken bir ilkyardım ders kitabım vardı.
Kitabın adı “Herkes Kendi Kendinin Doktorudur” idi.
Bu kitabı çok severek okurdum.
Hastalıkların ve çeşitli olumsuz durumların nasıl meydana geldiğini, bunlardan nasıl korunulacağını ve gerektiğinde nasıl müdahale edilmesi gerektiğini öğrenmeye çalışırdım.
Bugün bile bazı bilgileri o kitaptan öğrendiğimi hatırlıyorum.
Örneğin köylerde tarım ilaçlamasında kullanılan DDT isimli zehirli maddenin nasıl muhafaza edilmesi gerektiğini, saklama koşullarına uyulmadığında hangi gıdalarla temas edebileceğini ve bunun ne gibi sonuçlara yol açabileceğini öğrenmiştim.
Yine bugün bize yanlış olduğu çok açık gelen bazı uygulamaların doğrularını da o kitaptan öğrenmiştim.
Türk filmlerinde, soğuktan donan ayakların karla ovulduğunu görürdük.
Oysa donmuş bölgenin karla ovulmasının doğru olmadığını, uygun şekilde ve kontrollü olarak ısıtılması gerektiğini o kitaptan öğrenmiştim.
Belki o zamanlar bunun ne kadar önemli bir bilgi olduğunu tam olarak anlayamamıştım.
Ama yıllar sonra anladım ki öğrenilen doğru bir bilgi, ihtiyaç duyulduğu anda hayat kurtarabilecek en değerli şeylerden biridir.
TEHLİKELİ DURUMDAN GÜVENLİ DURUMA
İlkyardım eğitimi sadece yaralanan bir kişiye müdahale etmek değildir.
Bebeğinizin gözünüzün önünde ateşli havale geçirmesi…
Bir yakının bayılması…
Ciddi bir keside kanamanın durdurulması…
Zehirlenme…
Şok…
Boğulma…
Nefesin durması…
Kalbin durması…
Trafik kazası…
Yangın…
Deprem…
Ve daha sayamayacağımız birçok acil durumda ne yapacağınızı önceden bilmek, panikle yanlış bir müdahale yapmanızın da önüne geçer.
Çünkü acil durumlarda insanın en büyük düşmanı bazen olayın kendisi değil, bilgisizlik ve paniktir.
Doğru bilgi ise paniğin yerine kontrollü davranışı koyar.
DURMA, HAREKET ET!
Benim yıllardır savunduğum bir düşünce var:
Acil durum meydana geldikten sonra ne yapacağınızı düşünmek yerine, acil durum meydana gelmeden önce ne yapmanız gerektiğini öğrenin.
Yani;
Durma, hareket et!
Eğitim al.
Önlem al.
Eksiklerini tamamla.
Kendini ve aileni hazırla.
Çünkü afetler, kazalar ve acil durumlar bize “Müsait misin?” diye sormaz.
Hiç beklemediğimiz anda gelir.
Ve o anda sahip olduğumuz en değerli şeylerden biri, daha önce edindiğimiz bilgidir.
İLKYARDIM YATIRIMI ÖNCE KENDİNE LAZIM
İlkyardım eğitimi alan insanların yalnızca müdahale becerileri gelişmiyor.
Olaylara bakış açıları da değişiyor.
Tehlikeyi daha erken fark ediyor, riskleri daha iyi değerlendiriyor ve acil durum karşısında daha kontrollü hareket ediyorlar.
Bu nedenle ilkyardım eğitimini yalnızca “başkasına yardım etmek” olarak görmemek gerekir.
İlkyardım, öncelikle kendimiz için yaptığımız bir yatırımdır.
Belki yıllarca hiç kullanmayacağız.
Ama ihtiyaç duyduğumuz o bir gün geldiğinde, öğrendiğimiz tek bir bilgi bile bir insanın hayatı olabilir.
Belki çocuğumuzun…
Belki eşimizin…
Belki annemizin, babamızın…
Belki de hiç tanımadığımız bir insanın…
Ve belki de kendi hayatımızın.
O halde daha neyi bekliyoruz?
Hadi bir başlangıç yapalım.
İlkyardım öğrenelim.
Öğrendiklerimizi unutmamak için düzenli olarak hatırlayalım.
Gerekli zamanlarda bilgilerimizi yenileyelim.
Çünkü hayat, başımıza bir şey gelmeyeceğini düşünerek güvence altına alınmıyor.
Hayat, başımıza bir şey geldiğinde ne yapacağımızı bilerek güvence altına alınıyor.
Unutma;
Yapacağın ilkyardım yatırımı, önce kendine lazım olacak.

