Afetlerden Önce Alınacak Önlemler
Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi
Geçtiğimiz yazımızda, depreme karşı yaşam alanlarımızda bulunan yüksek ve devrilme riski taşıyan eşyaların zemine veya uygun sabitleme noktalarına mutlaka sabitlenmesi gerektiğinden bahsetmiştim.
Bu önlem, deprem sırasında eşyaların üzerimize devrilerek yaralanmamızı veya hayatımızı kaybetmemizi önleyebileceği gibi, binanın yıkılması durumunda da hayati bir avantaj sağlayabilir.
Bunun en çarpıcı örneklerinden birine 1 Mayıs 2003 Bingöl Depremi’nde bizzat şahit oldum.
Yıkılarak enkaza dönüşen yedi katlı bir binanın üçüncü katında mahsur kalan bir aileye ulaştığımızda, yaklaşık iki yaşındaki bir kız çocuğu ile babasının, yatak odasında devrilmeyen bir gardırobun yanında oluşan boşlukta hayatta kaldığını gördük. Aynı odada yatağın üzerinde bulunan anne ve diğer çocuğa ise maalesef canlı ulaşamadık.
Bu olay, eşyaların neden sabitlenmesi gerektiğini bize acı bir şekilde gösterdi.
Depremde küçük gördüğümüz bir tedbir, hayat ile ölüm arasındaki fark olabilir. Bu işin şakası yok.
Ancak afetlere hazırlık yalnızca eşyaları sabitlemekten ibaret değildir.
Evimizde, deprem sırasında yapmamız gereken “Çök-Kapan-Tutun veya Cenin Pozisyonu” hareketini önceden uygulamalı öğrenmeli ve ailece bolca uygulamalıyız. Güvenli bir eşyanın yanında korunmak, doğru davranışı panik anında hatırlayabilmek açısından büyük önem taşır.

Diğer afetlere karşı da kendimize şu soruları sormalıyız:
- Evimizi sel veya su baskını etkileyebilir mi?
- Fırtına ya da hortumda evimiz veya iş yerimiz zarar görebilir mi?
- Ev, işyeri veya sera ve benzeri yapılarımız için gerekli sigorta ve güvenlik önlemlerini aldık mı?
- Elektrik, sıcak su ve kesici aletler konusunda gerekli tedbirleri aldık mı?
- Soba ve doğalgaz kaynaklı zehirlenme, yangın ve patlama risklerine karşı hazırlıklı mıyız?
- Evimizde gaz, duman ve ısı gibi tehlikelere karşı erken uyarı sistemleri bulunuyor mu?
- Hırsızlığa karşı kapı, pencere ve balkonlarımız yeterince güvenli mi?
- Afet sonrasında yaşayabileceğimiz korku, kaygı ve stres gibi psikolojik etkilerekarşı kendimizi ve ailemizi hazırlıyor muyuz?
Ve belki de en önemlisi…
Afetlere hazırlanırken sadece kendimizi değil; ailemize, akrabalarımıza, komşularımıza, arkadaşlarımıza, hayvanlara ve doğaya karşı sorumluluklarımızıda yerine getiriyor muyuz?
Çünkü afetlere hazırlık, yalnızca bir çantayı hazırlamak veya birkaç eşyayı sabitlemek değildir.
Hazırlık; tehlikeyi önceden fark etmek, doğru davranışı öğrenmek, sevdiklerimizi korumak ve yaşadığımız çevreye karşı sorumluluk sahibi olmaktır.
Unutmayalım; afetleri engelleyemeyebiliriz ama zararlarını azaltmak bizim elimizde.
Hazırlıklı insan korkuyu büyütmez, güveni büyütür.
Güvenli bir gelecek ise bugünden alınan küçük tedbirlerle başlar.
Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğim.
Lütfen takipte kalın.

