Dudaklarındaki Çilek Reçeli Kalıntısı
Çocukluğumdan kalma bir kavanoz gibi kırılıyorum sana; annemin mutfakta unuttuğu reçeller gibi yavaş yavaş şekerleniyor içim.
Bir insanı sevmek, bir mevsimi cebinde taşımaya benziyor. Ben ceplerimde hep biraz sonbahar taşıdım; biraz kırılmış tarak, biraz eski bilet, biraz da adını.
Dudaklarındaki çilek reçeli kalıntısı, sanki dünyanın bütün kırmızılarını tek başına sırtlanmış küçük bir yaraydı.
Ben seni ilk öptüğümde bir kuş pencereme çarpmıştı. İnanmazsın, bazı ölümler çok sessiz olur.
Çünkü aşk, kimsenin konuşmak istemediği bir ev kazasıdır.
Birden bire başlar: Bir çay demlenir, bir perde hafifçe kıpırdar, bir kadın saçını kulağının arkasına atar ve bir adam artık eski adam değildir.
Ben artık eski ben değilim.
Çünkü senin gülüşün, çocukların çizdiği güneşlere benziyor; biraz yamuk, biraz fazla sarı, ama dünyayı ısıtmaya yeterli.
Bazen düşünüyorum, sen uyurken yüzüne hangi melekler bakıyor? Hangi rüyalar ellerini tutuyor? Neden bir insanın kirpikleri başka bir insanın bütün ömrünü işgal edebiliyor?
Bilmiyorum.
Ben zaten hiçbir şeyi tam bilmiyorum.
Sadece seni sevmenin ince bir sızıyla birlikte geldiğini biliyorum.
Sanki göğsümün içinde küçük bir terzi yaşıyor da her gün kalbimi biraz daha daraltıyor.
Bir akşam, sana bakarken çocukluğumun bütün sokakları üzerime yürüdü.
Babamın suskunluğu, annemin yorgun elleri, eski apartmanların rutubet kokusu, kırık bisikletler, sokak lambaları…
Hepsi senin gözlerinde toplandı.
İnsan bazen bir kişiyle beraber onun bütün geçmişini de severmiş.
Belki de ben seni değil, sana bakarken kurtulduğumu sandığım kendimi sevdim.
Ama sonra sen gülünce anladım;
insan bazı yangınları isteyerek çıkarır.
Sen benim isteyerek yandığım evsin.
Bir gün gidersen, mutfakta iki kişilik bardaklar kalacak, yarım bırakılmış cümleler, bir de adının baş harfiyle başlayan sessizlikler.
Çünkü bazı ayrılıklar eşyaların içine yerleşir.
Bir fincanın kulpuna, bir yastığın çukuruna, bir gömleğin omzuna.
Ben seni kaybetmekten değil, seni hatırlayacağım şeylerin çokluğundan korkuyorum.




