İş Görüşmelerinde Yeni Bir Yaklaşım: Önce Online Görüşme, Sonra Yüz Yüze
İş arama süreci, yalnızca işveren açısından değil, iş arayan açısından da ciddi bir zaman ve maliyet meselesidir. Özellikle büyük şehirlerde bir iş görüşmesine gitmek; ulaşım masrafı, trafikte geçirilen saatler, hazırlık süreci ve iş görüşmesinin kendisi düşünüldüğünde, aday için önemli bir yatırım anlamına gelir.
Üstelik bütün bu zaman ve para harcandıktan sonra görüşmede birkaç dakika içinde pozisyonun beklentileri ile adayın beklentilerinin birbirinden tamamen farklı olduğu ortaya çıkabiliyor.
Tam da bu noktada iş görüşmelerinin ilk aşamasında online görüşme modelinin daha fazla kullanılması gerektiğini düşünüyorum.
Bir görüşmeye gitmek artık “küçük bir masraf” değil
İstanbul gibi ulaşımın başlı başına bir zaman maliyeti olduğu şehirlerde bir iş görüşmesine gitmek, aday açısından yalnızca birkaç saatlik bir süreç değildir. Ulaşım ücretleri, gerektiğinde birden fazla araç kullanılması, trafikte geçirilen zaman ve kişinin o günkü çalışma programını değiştirmesi de işin içine girer.
Dahası, aday görüşmeye büyük umutlarla gidip pozisyonun çalışma koşullarının, görev tanımının veya ücretinin kendi beklentileriyle uyuşmadığını öğrendiğinde, harcadığı zaman ve para tamamen boşa gitmiş olur.
Burada mesele “İş arayan kişi görüşmeye gitmek için neden masraf yapmasın?” meselesi değildir.
Mesele, iki tarafın da birbirinin zamanına ve emeğine saygı göstermesidir.
Ücret neden görüşmenin en sonunda konuşuluyor?
İş görüşmelerinde bana göre en anlamsız uygulamalardan biri de ücret konusunun çoğu zaman görüşmenin sonuna bırakılması.
Bir işin çalışma saatleri, görev tanımı, sorumlulukları ve ücret koşulları; adayın o işi kabul edip etmeyeceğini belirleyen temel unsurlardır.
Buna rağmen adaylar bazen uzun bir mülakat sürecinden geçiriliyor, pozisyonun ayrıntıları anlatılıyor, hatta yüz yüze görüşmeye çağrılıyor ve ücret konusu en son aşamada gündeme geliyor.
Oysa adayın beklentisi 80 bin lirayken işverenin bütçesi 40 bin liraysa, iki tarafın da bunu saatler süren görüşmelerden önce bilmesinde fayda vardır.
Bu durum yalnızca adayın zamanını değil, işverenin zamanını da korur.
Üstelik ücret beklentisinin konuşulması, adayın yalnızca “para odaklı” olduğu anlamına gelmez. İnsanların bir işi kabul edebilmesi için ekonomik koşulların uygun olması hayatın doğal bir gerçeğidir.
İlk görüşme online olabilir
Bu nedenle daha modern ve verimli bir mülakat sistemi şöyle kurulabilir:
Birinci aşama: Online ön görüşme.
15-30 dakikalık kısa bir görüntülü görüşmede pozisyonun görev tanımı, çalışma saatleri, çalışma şekli, ücret aralığı ve temel beklentiler karşılıklı olarak konuşulabilir.
Bu görüşmenin amacı adayı işe almak değil, “Bu pozisyon iki taraf açısından da değerlendirilmeye değer mi?” sorusunun cevabını bulmak olmalıdır.
Eğer adayın beklentisi ile kurumun sunduğu koşullar örtüşüyorsa ikinci aşamaya geçilir.
İkinci aşama: Yüz yüze görüşme.
Artık aday kuruma, işveren de adaya daha bilinçli bir şekilde zaman ayırır.
Çünkü taraflar birbirlerinin temel koşullarını zaten biliyordur.
Bu sistem işverene de kazandırır
İlk bakışta online görüşmenin yalnızca iş arayan kişiye avantaj sağladığı düşünülebilir. Oysa işveren açısından da ciddi bir zaman tasarrufu söz konusudur.
Bir kurum aynı pozisyon için onlarca adayla görüşüyorsa, her adayın yüz yüze görüşmeye çağrılması ciddi bir zaman kaybı yaratır.
Online ön görüşme sayesinde aday havuzu daha hızlı ve verimli biçimde daraltılabilir. Yüz yüze görüşmeye gerçekten uygun görülen adaylarla devam edilir.
Böylece insan kaynakları çalışanlarının ve yöneticilerin zamanı da daha verimli kullanılır.
Şeffaflık profesyonelliğin bir parçasıdır
İş görüşmelerinde ücret konusunun açıkça konuşulması bazı kurumlar tarafından hâlâ rahatsız edici bulunabiliyor.
Oysa profesyonellik, önemli bilgileri mümkün olduğunca şeffaf paylaşabilmekten geçer.
Nasıl ki bir kurum adaydan eğitimini, deneyimini, yetkinliklerini ve beklentilerini açıkça ifade etmesini istiyorsa, adayın da kurumdan ücret ve çalışma koşulları konusunda açıklık beklemesi son derece doğaldır.
Hatta ilanlarda mümkünse ücret aralığının belirtilmesi, süreci çok daha sağlıklı hale getirebilir.
Aday da kendi beklentisini buna göre değerlendirir ve uygun bulmadığı pozisyonlara başvurmaktan vazgeçebilir.
İş görüşmesi bir “sınav” değil, karşılıklı değerlendirmedir
Belki de değiştirmemiz gereken en temel bakış açısı budur.
İş görüşmesi yalnızca işverenin adayı değerlendirdiği bir süreç değildir.
Aday da işvereni değerlendirir.
Kurumun çalışma ortamı, yöneticileri, çalışma saatleri, görev tanımı, ücret politikası ve kurumsal yaklaşımı aday açısından da önemlidir.
Dolayısıyla görüşmeye gelen kişi “iş isteyen biri” olarak değil, aynı zamanda kurumla bir çalışma ilişkisi kurmayı değerlendiren bir profesyonel olarak görülmelidir.
Bu bakış açısı değiştiğinde mülakat süreçleri de değişecektir.
Daha az zaman kaybı, daha fazla şeffaflık
Geleceğin iş görüşmelerinde ilk temasın online yapılması artık bir ayrıcalık değil, giderek daha fazla tercih edilmesi gereken pratik bir yöntem olabilir.
Önce kısa bir online görüşme…
Ücret ve çalışma koşullarının açıkça konuşulması…
Tarafların temel beklentilerinin örtüşmesi…
Ve ancak bundan sonra yüz yüze görüşme.
Bu sistem hem işverenin hem de iş arayanın zamanına değer verir. Aday gereksiz ulaşım masrafına katlanmaz, işveren de uygun olmayan adaylarla uzun yüz yüze görüşmeler yapmak zorunda kalmaz.
Çünkü günümüzde zaman da para kadar değerlidir.
Ve belki de iş dünyasının artık şu basit soruyu sormasının zamanı gelmiştir:
Birbirimizin zamanına ve emeğine gerçekten değer veriyorsak, neden ilk görüşmeyi hâlâ mutlaka yüz yüze yapmak zorundayız?
Daha şeffaf, daha hızlı ve daha karşılıklı bir mülakat sistemi mümkün.
Bunun ilk adımı da belki sadece bir görüntülü görüşme kadar yakın.




