Afetlerden Önce Alınacak Önlemler
Sedat Ergani-Acil Gündem Gazetesi
Karşı karşıya kalabileceğimiz afetler, yaşadığımız bölgeye ve ilin coğrafi özelliklerine göre çeşitlilik gösterebilir.
Karadeniz Bölgesi’nde heyelan ve sel daha sık görülürken, İç Anadolu’da obruk ve kuraklık; Doğu Anadolu’da ise aşırı soğuk ve yoğun kar yağışı önemli riskler oluşturabilir.
Demek ki afetlere karşı önlem almanın ilk adımı, yaşadığımız bölgenin hangi afetlere maruz kalabileceğini bilmekten geçiyor.
Bunun yanında ülkemizin hemen her yerinde karşılaşabileceğimiz ortak riskler de vardır. Deprem, yangın, sel ve su baskını, yıldırım, kuraklık, savaş ve çeşitli ulaşım, trafik ve sanayi kazaları bunlardan bazılarıdır.
Afetlere karşı alınacak önlemlerin bir kısmı merkezi ve yerel yönetimlerin, bir kısmı ise bireylerin sorumluluğundadır.
Bugünkü yazımda özellikle merkezi ve yerel yönetimlerin afetlerden önce alması gereken temel önlemler üzerinde durmak istiyorum.
Güvenli Şehirler, Güvenli Yaşam Alanları
Afetlere karşı alınabilecek en önemli önlemlerden biri, yerleşim alanlarının doğru planlanmasıdır.
Yeni yerleşim alanları oluşturulurken; zemin yapısı uygun, drenaj sorunu bulunmayan, ulaşımı kolay, doğal ve teknolojik riskleri araştırılmış alanlar tercih edilmelidir. Bunun yanında tarım arazilerinin korunması, enerji kaynaklarından yararlanma imkânları ve bölgenin iklim koşulları da mutlaka dikkate alınmalıdır.
Elbette böyle bir yerleşim alanı oluşturmak kolay değildir. Büyük ekonomik kaynak ve uzun vadeli bir planlama gerektirir.
Ancak “Zararın neresinden dönülürse kârdır.”
Bugün yapılacak doğru planlamalar, yarının büyük kayıplarını önleyebilir.
Mevcut şehirlerimizde de riskli yapıların iyileştirilmesi, gerekli yerlerde yeniden inşa çalışmalarının yapılması ve yeni yapıların mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Burada en önemli konu ise denetimdir.
Kanunların güçlü olması kadar, uygulanması ve denetlenmesi de önemlidir. Kuralların kâğıt üzerinde kalmadığı, gerçekten uygulandığı şehirler oluşturmalıyız.
Altyapı Sonradan Değil, Baştan Planlanmalı
Bir başka önemli konu da şehirlerin altyapısıdır.
Su, kanalizasyon, elektrik, doğalgaz, haberleşme ve ulaşım altyapıları yerleşim alanları oluşturulurken uzun vadeli ihtiyaçlar düşünülerek planlanmalıdır.
Yolların ve caddelerin sürekli kazılması, yeni hatlar döşenmesi veya altyapı arızalarının giderilmesi için tekrar tekrar çalışma yapılması hem ekonomik kayıplara hem de afet ve acil durumlarda ulaşım sorunlarına neden olabilir.
Şehirlerimizi günü kurtarmak için değil, geleceği düşünerek planlamalıyız.
Şehir İnsan İçin Vardır
Bir şehir yalnızca binalardan ve yollardan ibaret değildir.
Otoparkları, geniş ve ulaşılabilir yolları, afet sonrası kullanılabilecek toplanma alanları, parkları, bahçeleri, çocuk oyun alanları ve sosyal yaşam alanlarıyla birlikte insanların ihtiyaçlarına cevap vermelidir.
Afet sonrasında insanların güvenli şekilde toplanabileceği ve gerektiğinde barınabileceği alanlar önceden belirlenmeli ve bu alanların amacı dışında kullanılmasının önüne geçilmelidir.
Aynı şekilde vatandaşların kamu hizmetlerine kolay ulaşabilmesi; adil, denetlenebilir, eğitimli ve görevini iyi yapan personelin bulunduğu hizmet altyapısının oluşturulması da afetlere dirençli toplumun önemli parçalarındandır.
Çünkü insana değer veren şehir, insanı afete karşı da daha güçlü hale getirir.
Bugünkü yazımda, afetlere karşı alınacak temel önlemlerin özellikle merkezi ve yerel yönetimler tarafından yerine getirilmesi gereken bölümüne değinmeye çalıştım.
Ancak afetlere hazırlık yalnızca yönetimlerin görevi değildir.
Bizlerin de yapması gereken çok şey var.
Gelecek yazımda ise bireysel olarak “Afetlerden Önce Alınması Gereken Önlemler”konusunu ele alacağım.
Lütfen takipte kalın.


Maşallah emeklerin ve verdiğin bilgiler için teşekkürler